Haber: Ahmet Ünsal
Son haftalarda küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmaların tarımsal girdilerde ciddi fiyat artışlarına yol açtığını ifade eden Özkasap, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin enerji ve tarımsal üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini söyledi.
Özkasap, “Petrol ve doğalgaz akışında yaşanabilecek en küçük aksama bile mazot fiyatlarını artırıyor. Bu da doğrudan çiftçinin maliyetine yansıyor” dedi. Manisa’nın üzüm, zeytin, pamuk, mısır, buğday ve sebze üretiminde kritik rol üstlendiğini vurgulayan Özkasap, artan maliyetlerin üreticiyi her geçen gün daha fazla zorladığını ifade etti.
“GÜBRE TEDARİKİNDE KRİTİK RİSK”
Sadık Özkasap, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin gübre tedarikini de doğrudan etkilediğini, son dönemde gübre fiyatlarında yaşanan artışın en önemli nedenlerinden birinin Hürmüz Boğazı’ndaki riskler olduğunu söyledi.
Gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin büyük bölümünün bu bölgeden geçtiğini belirten Özkasap, tedarikte yaşanabilecek aksaklıkların hem fiyatları artırdığını hem de üretim planlamasını zorlaştırdığını dile getirdi. Ayrıca gübrenin tarımsal verimlilik üzerindeki etkisinin koşullara göre yüzde 50’ye kadar ulaşabildiğini hatırlattı.
Özkasap, Türkiye’nin doğalgaz, fosfat kayası, potasyum tuzları ve kükürt gibi temel hammaddelerde büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu, ara maddelerin de önemli kısmının ithalatla karşılandığını ifade etti.
Basra Körfezi’nin dünya enerji üretiminin ana merkezlerinden biri olduğunu belirten Özkasap, dünya deniz yoluyla yapılan gübre ticaretinin yaklaşık üçte birinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyledi. Boğazın, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin yanı sıra üre gübresinin yüzde 25-35’inin, amonyağın yüzde 25-30’unun ve fosfatlı gübrenin önemli bir bölümünün geçtiği kritik bir koridor olduğunu vurguladı.
Özkasap ayrıca Manisa’nın, özellikle Sultani üzüm, zeytin, yaş sebze ve meyve ile yumurta üretiminde dünya çapında önemli bir merkez olduğunu belirtti.
İHRACAT VE REKABET RİSKİ
Manisa’nın tarımsal ihracatta önemli bir merkez olduğuna dikkat çeken Özkasap, ilin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 20’sinin tarıma dayalı sanayiden oluştuğunu belirtti.
Düşük döviz kuru ile birlikte işçilik, elektrik, ambalaj, navlun ve lojistik maliyetlerindeki artışın ihracatçı firmaların üretim ve pazarlama giderlerini önemli ölçüde yükselttiğini ifade eden Özkasap, bu durumun firmaların dış pazarlardaki rekabet gücünü zayıflattığını ve pazar paylarının daralmasına yol açtığını dile getirdi.
ÇÖZÜM: DESTEK VE PLANLI ÜRETİM
Manisa Ticaret Borsası olarak Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte bölgede yaşanan gelişmeleri anlık olarak takip ettiklerini belirten Özkasap, fiyat hareketliliğini yakından izlediklerini ve spekülatif hareketlere karşı üretici ve tüketiciyi korumaya yönelik tedbirlerin sürdüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı kararıyla 7 Mart’ta üre gübresinde, 3 Nisan 2026’da ise azotlu, mineral ve kompoze gübrelerde gümrük vergisinin sıfırlandığını hatırlatan Özkasap, ayrıca üre ihracatı ve transit geçişinin de yasaklandığını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gübre stoklarının yeterli olduğu yönündeki açıklamalarına rağmen piyasada tam anlamıyla güven oluşmadığını belirten Özkasap, devletin fiyat oluşumuna çiftçi lehine daha etkin müdahil olması gerektiğini vurguladı.
“Bu indirimin etkisi yalnızca ithalatçı şirketler için bir avantaja dönüşmemeli” diyen Özkasap, alım gücü düşük olan çiftçinin aksi halde üretimi azaltmak zorunda kalacağını ifade etti.
Artan gıda enflasyonuna da dikkat çeken Özkasap, üretimde daralma yaşanması durumunda sebze ve meyve fiyatlarında gözle görülür artışlar olacağını ve bunun tüketicinin alım gücünü daha da zorlayacağını belirtti.
Sanayicilerin maliyet artışlarını gerekçe göstererek gübreye zam yaptığını, buna karşılık çiftçinin alım gücünün giderek düştüğünü ifade eden Özkasap, bu durumun gübre kullanımını azalttığını ve üretimde gerilemeye yol açtığını söyledi.
Özkasap, “Manisa Ovası Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri. Bu potansiyelin korunması için üreticinin desteklenmesi şart. Çiftçiye doğrudan gübre desteği sağlanmalı ve dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atılmalıdır. Maliyetleri dengeleyecek politikalar hayata geçirilmezse üretimde daralma kaçınılmaz olabilir” dedi.