Katil Devletler, Maktul Halklar

Abone Ol

​İlkokul...
Altı yaşında bir kız çocuğu, parmakları kalemi tutmayı henüz öğrenmiş. Dünyayı bir defter yaprağına sığdırmaya çalışıyor. Küçücük elleriyle “Ali topu tut” yazıyor belki de. Yan sıradaki arkadaşı teneffüste ne oynayacaklarını planlıyor.

​Sonra gökyüzü yarılıyor.

​Önce bir ıslık, sonra sağır edici bir gürültü.
Patlama. Toz. Alev. Karanlık.
​Minab’da bir kız ilkokulu vuruluyor. 100 fidan, 100 hayal, 100 kız çocuğu bir saniyede can veriyor.

​Bir pedofil tarafından yönetilen ABD ve bir soykırımcı savaş suçlusunun emrindeki İsrail’in İran’a yönelik saldırısının başında bir okul vuruluyorsa, bunun adı “nokta atışı operasyon” falan değildir.
​Bunun adı egemenliğe açık bir saldırıdır.
Bunun adı sivillerin hayatını kasten hiçe saymaktır.

​İran’daki rejim baskıcı mı? Evet. On binlerce muhalifin öldürüldüğü, kadınların nefes alamadığı, insanlarını açlıkla terbiye eden köhne bir diktatörlük, berbat ve çağ dışı sistem.
​Ama bu gerçek, dışarıdan gelen bombayı meşru kılmaz.
​Demokrasi füze rampalarıyla gelmez. Bir ülkenin sorununu o ülkenin halkı çözer. Beş yılda çözer, elli yılda çözer; gerekirse bir asır sürer. Ağır bedeller öder ama kendi kaderini kendi kanıyla yazar. Dış müdahale dediğin şey, o halkın kaderini elinden çalmaktır.

​“Rejimi zayıflatıyoruz”, “Bölgeyi istikrara kavuşturuyoruz” diyorsun.
​Gazze’de Netanyahu hükümetinin yürüttüğü o kirli savaşın da dili aynıydı; “Güvenlik”, “Terörle mücadele”, “Caydırıcılık.” Sonuç? Enkaz altından çıkarılan çocuk parçaları.
​Irak’ta da aynısıydı. “Demokrasi götürüyoruz” dendi. Milyonlarca sivil öldü. Ortada ne demokrasi kaldı ne de bir parça istikrar.
Suriye'nin durumunun en yakın şahidi biziz..

​Dış müdahalenin ahlaki üstünlüğü diye bir şey yoktur. Hiçbir devlet başka bir ülkeye bomba yağdırarak erdemli olamaz. Sınırlar hâlâ bir ilkeyi temsil eder; o ilke çökerse dünya orman kanununa döner.
​İran rejimi baskıcı olabilir ama bu baskı, başka devletlere sınırsız güç kullanma ve çocuk öldürme yetkisi vermez. Bir çocuğun ölümü, hangi bayrak altında olursa olsun suçtur. Sivili koruyamayan savaş, meşru değildir.

​Bugün dünya iki yüzlü bir pazar yeri.
Bir tarafta kendi halkını boğan rejimler, diğer tarafta o baskıyı bahane edip gökyüzünden ölüm yağdıran güçler.
​İkisi de “haklı” olduğunu iddia ediyor.
Ama toprağa düşen hep aynı; Halk. Bir ülkeye özgürlük füzeyle gelmez. Egemenlik, büyük devletlerin sabrına bağlı bir imtiyaz değildir. Gerçek dokunulmazlık demokratiktir; halkına hesap veren ülkeler dışarıya kapalıdır. Baskıcı rejimler ise hem içeriden hem dışarıdan kırılgandır.
​Ama bu kırılganlık, çocukları öldürerek “düzeltilmez.”

​Katil bazen içerideki rejimdir, bazen dışarıdan gelen devlet.
Ama maktul her zaman halktır..
​Hakikat altı yaşındaki o kız çocuğunun defterinde yarım kalmış bir cümledir;
​“Ali topu...”
​Gerisi sadece karanlık...

{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }