Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın'ın yeni yazısı şu şekilde:
Son yıllarda sadece Manisa’da değil, Türkiye’nin hemen her şehrinde sosyal medya üzerinden yayın yapan haber paylaşım sayfalarında ciddi bir artış yaşandı. İlk ortaya çıktıklarında daha çok trafik yoğunluğu, radar noktaları, kayıp ilanları ya da çeşitli duyurular paylaşan bu sayfalar zamanla gazetecilerin ürettiği haberleri de yayınlamaya başladı. Takipçi sayıları arttı, etki alanları genişledi ve bir noktadan sonra birçok şehirde gazetecilerle aynı konumda görülmeye başlandılar.
Haber paylaşım sayfalarının ulaştığı kitleyi ve etkisini görmezden gelmek mümkün değil. Fakat etki alanının geniş olması, yapılan işi gazetecilik haline getirmiyor.
Çünkü ortada çok temel bir fark var. Biri haberi üretiyor, diğeri haberi paylaşıyor.
Gece yarısı olay yerine giden, günlerce dosya takip eden, yağmur çamur demeden sahada çalışan muhabirin emeğiyle o haberi ekranında görüp paylaşan kişinin yaptığı iş aynı değildir. İster izinli paylaşsın ister izinsiz, sonuç değişmez. Birisi hem üretimin hemde dağıtımın parçası iken diğeri sadece paylaşım yapan kısımdadır.
İşin ekonomik boyutu da var. Bir gazete ya da internet haber sitesi kurmanın ve ayakta tutmanın ciddi maliyetleri bulunuyor. Muhabiri, yazı işleri personeli, teknik altyapısı, ajans abonelikleri, ofis giderleri derken önemli bir yükün altına giriliyor. Diğer tarafta ise çoğu zaman tek kişinin yönettiği bir sosyal medya hesabı ve hazır olarak gelen içerikler bulunuyor.
Asıl önemli olan ise işin etik tarafı.
Gazetecilik sadece haber paylaşmak değildir. Haberin doğruluğunu araştırmak, teyit etmek ve gerektiğinde hukuki sorumluluğunu üstlenmektir. Gazetecinin bir meslek etiği vardır. Yanlış yaptığında hesap vereceği kurumlar, meslek örgütleri ve hukuk mekanizması vardır.
Bugün sosyal medyada faaliyet gösteren birçok haber paylaşım sayfasında ise böyle bir sorumluluk alanı bulunmuyor. Elbette bu işi kurumsal şekilde yapan, personel çalıştıran, ajans aboneliği hizmeti alan ve kendisini gazeteci değil ‘haber paylaşımcısı’ olarak tanımlayan sayfalar da var. Onların hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak bir gerçek var ki bazı hesaplar işi tamamen farklı bir noktaya taşımış durumda. Özellikle anonim yapılar üzerinden yürütülen, herhangi bir sorumluluk üstlenmeyen ve zaman zaman kişileri ya da kurumları hedef alan yayınlar, dezenformasyonun en önemli kaynaklarından biri haline geliyor.
Bu nedenle konuya sırtımızı dönerek çözüm bulamayız. Yakın zamanda sosyal medya düzenlemeleriyle ilgili yeni çalışmalar yapılacağı konuşuluyor. Trol hesaplarla mücadele amacı taşıyan bu düzenlemelere haber paylaşım sayfalarıyla ilgili bir çerçeve de eklenebilir. Bu yapılar belirli kriterlere bağlanabilir, kayıt altına alınabilir ve bir muhatap oluşturulabilir. Belirli büyüklüğün üzerindeki sayfalara gazeteci çalıştırma, iletişim bilgilerini açık şekilde paylaşma veya resmi kayıt yükümlülükleri getirilebilir.
Amaç kimsenin önünü kesmek değil. Amaç bilgi kirliliğinin önüne geçmek ve sorumluluğu olan bir yayın düzeni oluşturmak. Aksi halde özellikle seçim dönemlerinde sosyal medya üzerinden yayılan dezenformasyonun önüne geçmek her geçen gün daha da zorlaşacak. Ve bunun bedelini yalnızca gazeteciler değil, toplumun tamamı ödeyecek.