Sevgili Manisahaberleri okurları çok yakında Manisa AVM kavramı ile tanışacak ve bakın sonra neler olacak!
ATM ile AVM arasında yoğun bir tempo içindeyiz. Oradan alıp buraya verme telaşı ile neleri atlıyoruz bir düşünelim mi? Bilgi kirliliği, kişisel tatmin, tüketim toplumundaki görevimiz bizi nereye götürüyor? Bırakın başkalarını kendinizi bile dinlemekte zorlandığınız oluyor mu? Kendimizden bile kaçmıyor muyuz? Şimdi size kalp ile dinlemeyi yazıyorum. Bu yazıyı kalbinize yolluyorum. Klasik koçluk sorularımla giriş yapıyorum. Lütfen canınız yanmasın. Sorulara derinleşin ve günah çıkartmaya başlayın. Bu soruları sorgulayıp içimize sindirdiğimizde yaşam bir daha anlamlı oluyor ve kolaylaşıyor. O zaman dev AVM’lerde gezerken bile kendimizden kaçmıyor barışık yaşıyoruz. Çünkü kalp ile dinlemeyi keşfediyoruz. Hadi sorulara başlayalım isterseniz. 1.İçinde “ben” kelimesi geçmeden 30 dakika ne zaman konuştunuz? 2.Direk ya da dolaylı hiçbir karşılığı olmayacağını bile bile en son ne zaman birine “karşılıksız” yardımda bulundunuz? 3.Birini ön yargısız sizin değer, inanç, beklenti ve duygu süzgeçlerinizden geçirmeden sadece karşınızda bir insan olduğu ne zaman kalbiniz ile dinlediniz? 4.Birinin sizi hiç ilgilendirmeyen gerçeği ile ne kadar ilgilenebilirsiniz? 5.Bu günden itibaren günde 30 dakika bile olsa kalp gözüyle dinleme egzersizlerine başlamak ister misiniz? Evet; istiyorum derseniz size bunları yapacak egzersizleri aktarıyorum. Kalp gözü ile dinlemek sadece karşınızdaki kişi ya da kişileri mutlu etmeyecek sizi de mutlu edecektir. Unutmayın başkalarının hayatına dokunan onları mutlu eden kendini de mutlu ediyor demektir. Öncelikle aşağıdaki düşünce tarzı ile insanlara bakış açısı geliştirirsek işlerimiz çok kolaylaşır. Karşımızdaki insanın son 24 saati ve bunu sadece siz biliyorsunuz. Nasıl davranırdınız? Karşımızdaki kişi büyük bir bedende olsa da ona 5 yaşındaki çocuk gibi bakın. 5 yaşındaki bir çocuğun tüm hatalarını affedebiliyor muyuz? Son egzersizde karşınızdaki kişi ile bir ömür boyu aynı oda da yaşayacak olduğunuzu düşünün. Uzlaşır ve kalp ile dinler misiniz? Şimdi bu üç olayı unutmadan bu gün ilk gördüğünüz kişi ile sohbet edin. Yanınızda özgürce davranan beş yaşındaki çocuğun ruhuna inin, yargılamadan ve her fırsatta onurlandırmak için onunla iletişime devam edin. Doğru anlamak için iki kulak, bir beden ve açık bir kalp ile dinleyin. Söyledikleri kelimeler ile söylemek istedikleri kelimeler arasındaki detaylara odaklanın. Kalbiniz seni her şartta karşılıksız seviyorum mesajını iletirken bedeniniz şu anda dünyanın en önemli varlığı ile konuşuyorum desin. Sözleriniz, ruhunu okşasın. Ses tonunuz kadife bir perde gibi karşınızdaki kişinin bedenini sarsın. İnsanlar sizin yanınıza nefes almaya gelsin. Bakın hayatın büyüsü o zaman nasıl sizi de saracak. Mükemmelliğe bağlı yolda tevazu sizden hiç ayrılmasın. Dostça kalın. www.erdemkaragoz.com Erdem KARAGÖZ Yaşam Koçu/Yazar