Asayiş

Eğitim-İş’ten Turgutlu’daki saldırıya tepki yürüyüşü

Eğitim-İş Manisa Şubesi, Turgutlu’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından Manisa merkezinde tepki yürüyüşü düzenledi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun destek verdiği yürüyüşün ardından açıklama yapan Eğitim-İş Hukuk Sekreteri Ferdi Çağtay, olayla ilgili sorumluların hesap vermesi gerektiğini savundu.

Abone Ol

HABER: AHMET ÜNSAL

Eğitim-İş Manisa Şubesi tarafından düzenlenen yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’ndan başladı ve Manolya Meydanı’nda sona erdi. Yürüyüşe Yeni Parti, TKP, TİP, ÇYDD ve 29 Ekim Kadınları başta olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşları destek verdi.

Manolya Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasını Eğitim-İş Hukuk Sekreteri Ferdi Çağtay yaptı. Çağtay, konuşmasının başında Turgutlu’da yaralanan öğrencilere geçmiş olsun dileklerini iletti.

“11 öğrencimiz silahlı saldırının ortasında kaldı”

Çağtay, Turgutlu’da yaşanan saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencimiz yaralandı. Evlerinden eğitim görmek için çıkan çocuklarımız, daha okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldı” ifadelerini kullandı.

Okulun güvenlik açısından birinci derece riskli olarak değerlendirildiğini öne süren Çağtay, bu durumda gerekli güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığının araştırılması gerektiğini söyledi.

Çağtay, “Madem bu okul birinci derece riskli olarak tespit edilmişti, bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını sormak zorundayız” dedi.

“7 Bakanlık yan yana gelebiliyorsa sorumlulukta da yan yana durmalı”

Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında okullarda yaşanan saldırıların ardından yaz tatilinde gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini savunan Çağtay, okulların açılmasının ardından 7 bakanlığın güvenlik değerlendirmeleri ve alınan önlemlere ilişkin protokol imzaladığını belirtti.

Çağtay, “7 Bakanlık bir protokolün altında yan yana gelebiliyorsa, çocuklarımız vurulduğunda sorumluluğun da arkasında yan yana duracak mıdır?” diye sordu.

Yaşanan olayın ardından başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumların sorumluluklarının sorgulanması gerektiğini savunan Çağtay, protokollerin sahadaki uygulamalarla karşılık bulması gerektiğini ifade etti.

“Çocuklar şiddeti toplumdan öğrenir”

Saldırıyı gerçekleştiren çocuğun eğitim sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çağtay, çocuğun açık liseye geçerek örgün eğitimden koptuğunu, daha sonra yeniden okula kayıt yaptırmasına rağmen bir hafta boyunca okula gelmediğini belirtti.

Çağtay, bu süreçte ilgili kurumların çocuğun eğitimden kopuşunu ve sosyal durumunu takip edip etmediğinin araştırılması gerektiğini söyledi.

“Bir çocuk okulun kendisine bir gelecek vadetmediğini düşünüyor, okulda kendisini değerli ve ait hissetmiyor, eğitimle daha iyi bir yaşam arasında bağ kuramıyorsa sistem o çocukla bağını kaybetmiş demektir” diyen Çağtay, “Çocuklar şiddeti icat etmez, toplumdan öğrenir” ifadelerini kullandı.

Eğitim-İş’ten bakanlıklara soru

Çağtay, açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara yönelik sorular yöneltti.

Milli Eğitim Bakanlığı açısından okullardaki rehberlik öğretmeni sayısının ve devamsızlık, okuldan kopma ve davranış değişiklikleri yaşayan öğrenciler için uygulanan mekanizmaların değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çağtay, eğitimden uzaklaşan çocukların yeniden eğitim sistemine kazandırılmasının da kamunun sorumluluğu olduğunu söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açısından ise risk altındaki çocukların olay meydana gelmeden önce tespit edilebilmesi için güçlü bir çocuk koruma sistemi kurulması gerektiğini savundu.

İçişleri Bakanlığı açısından bireysel silahlanma konusuna dikkat çeken Çağtay, bir çocuğun silaha ulaşmasına kadar uzanan süreçte önleyici mekanizmaların neden sonuç vermediğinin araştırılması gerektiğini ifade etti.

“Protokol ancak sahada karşılığı varsa anlamlı”

Protokol imzalamanın tek başına sorumluluğun yerine getirildiği anlamına gelmediğini söyleyen Çağtay, “Protokol ancak sahada karşılığı varsa anlamlıdır. Altına kaç Bakanın imza attığı değil, o imzaların kaç çocuğu koruyabildiği önemlidir. 7 imza attınız; şimdi 7 Bakanlık olarak kendi görev alanınızın hesabını verin” diye konuştu.

Çağtay, olayda yaralanan 11 öğrencinin ve ailelerinin yaşadığı korku ve travmanın takip edilmesi gerektiğini belirterek, çocukların hem şiddetin mağduru hem de faili olmasını önleyecek politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Güvenli okul yalnızca güvenlik görevlisi bulunan okul değildir”

Eğitim-İş olarak okul güvenliğinin yalnızca polisiye tedbirlerle ele alınmasını yeterli bulmadıklarını belirten Çağtay, okullarda yeterli sayıda psikolojik danışman ve rehberlik uzmanının istihdam edilmesini istedi.

Çağtay ayrıca çocuk ve ergen psikologları, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanlarının dahil olduğu güçlü bir mekanizma kurulması; kalabalık sınıfların azaltılması, ikili eğitimin sona erdirilmesi ve öğrencilerin ücretsiz sanat, spor, kültür ve kulüp faaliyetlerine erişiminin sağlanması çağrısında bulundu.

Zorbalık ve sosyal dışlanmayla mücadele programlarının yaygınlaştırılması ve öğrencilerin okula aidiyetini güçlendirecek politikaların uygulanması gerektiğini belirten Çağtay, “Güvenli okul yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan okul değildir. Çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği; öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu; zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği; yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur” dedi.

“Sorumlulara sorumluluklarını hatırlatmaya devam edeceğiz”

Eğitim-İş olarak “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebini gündemde tutacaklarını ifade eden Çağtay, okullarda üç gün boyunca siyah giyinip yakalarına kokart takacaklarını söyledi.

Çağtay, açıklamasının sonunda Turgutlu’daki saldırıda yaralanan öğrencilere acil şifalar dileyerek ailelerin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin yanında olduklarını belirtti.

“Hiçbir anne baba çocuğunu okula gönderirken onun silah seslerinin ortasında kalıp kalmayacağını düşünmek zorunda değildir. Hiçbir çocuk okul yolunda kurşunlarla karşılaşmamalıdır” diyen Çağtay, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“En büyük erdem sorumluluktur. Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumlularına ‘istifa’ diyoruz.”

{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }