MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli süreç ve çerçeve yasa ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Türkgün gazetesine konuşan Bahçeli, "Bir devlet politikası olan Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda yasa yapımı sürecinde de önemli bir eşikte bulunmaktayız. Bu mesele siyaset üstü bir konu olarak görülmeli, çerçeve yasaya tam destek verilmelidir" dedi.
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Milliyetçi Hareket Partisi; Türk milletinin birliğini ve beraberliğini koruyarak, toplumsal huzursuzluk alanlarının cepheleşmeye dönüşmesini önlemeyi ve herkesin inancına saygı duyarak birlikte yaşama ideali etrafında kenetlenip toplumsal sıkıntı ve sorunları çözmeyi amaçlamaktadır. Farklılıkların öne çıkarılması yerine zengin ortak değerlerimizin bütünleştiriciliğinde millî bir bakış açısının egemen olabileceğini düşünüyoruz.
Bireysel özgürlüklerin geliştirilmesini, herkesin istediği gibi yaşama hakkının temin edilmesini, toplumsal duyarlılıklara sahip olma anlayışıyla tasada ve kıvançta bir olabilmeyi arzu ediyoruz. İşte terörsüz Türkiye bu politik anlayışın bir sonucu olarak tecelli etmiştir.
“Terörsüz Türkiye” süreci 22 Ekim 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Konuşmasında yaptığımız açıklama ile başlamıştır. Amaç Terör Örgütü PKK’nın bütün unsurları ile koşulsuz şartsız silah bırakması, Türk ve Türkiye yüzyılında terörün sıfırlanması, millî birliğin pekiştirilmesidir. Türk milletinin, ön şartsız bir biçimde kendi ana gövdesinde kucaklaşıp huzurlu, umutlu, müreffeh, şiddetsiz ve terörsüz bir yüzyıla girmesi amaçlanmıştır. Bu şekilde Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına daha güçlü bir biçimde girileceği öngörülmüştür.
“Terörsüz Türkiye” politikamız açıklandıktan sonra meseleye çeşitli çevrelerden farklı yorumlar yapılmıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Bakanlar ve siyasi parti liderleri, şehit ve gazi aileleri de sürece destek veren açıklamalarda bulunmuşlardır.
İmralı’nın 27 Şubat’ta DEM Parti heyeti aracılığı ile PKK’ya yaptığı tüm bileşenleriyle silah bırakma ve kendisini feshetme çağrısı sonucunda fesih ve silah bırakmanın gerçekleşmesi tarihî bir dönüm noktası olmuştur. Yol haritamızı bu doğrultuda hukuk, ahlak ve demokratik siyaset çerçevesinde belirleyip iyi niyetle uygulamalıyız. Toplumsal mutabakat ile çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen bir anlayışa, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesine ihtiyacımız vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında “Millî dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” oluşturulması çağrımız karşılık bulmuştur. Burada “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî dayanışma ve kardeşliğin pekiştirilmesi, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanında yapılacak çalışmalar çok boyutlu ele alınmıştır. Bu gelişmeleri müteakip komisyon, detaylı raporunu hazırlamıştır. Bir devlet politikası olan Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda yasa yapımı sürecinde de önemli bir eşikte bulunmaktayız. Bu mesele siyaset üstü bir konu olarak görülmeli, çerçeve yasaya tam destek verilmelidir.
Terörsüz Türkiye, Batılı aklın dayattığı sömürü düzeninin zincirlerini kırma, oynadığı oyunu bozma, kurduğu tuzakları tarumar etme iradesiyle atılmış tarihi bir adım, geri dönülmesi mümkün olmayan bir politikadır. Dün bugün için nasıl ki belirli kararları almak durumunda idiysek bugün de yarınlarımız için bu konuda sorumlu bir anlayış ile hareket etmek zorundayız. Bugün ne yaptığınız, hangi tercihlerde bulunduğunuz yarın ne olacağının, nesillerinizin ne yaşayacağının kararıdır.
Terörsüz Türkiye, gelecek nesillerimizin huzuru ve refahı adına üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur. Bu bakımdan Terörsüz Türkiye, ortak aklı ve toplumsal mutabakatı önceleyen, dürüst ve samimi adımlarla dış dayatmalara kapalı, bin yıllık kardeşliği daha da kuvvetlendirecek gelecek inşasının teminatıdır. Dünya dengeler sisteminde Türkiye’yi en sağlıklı, en sağlam pozisyona yerleştirmek Türk milleti ve devletinin tarihsel varlığını, birliğini, bütünlüğünü gelecek bin yıla taşımaktır. Emperyalist politikaların kurmuş olduğu düzeneği bozmak, bölgede vekil güçler üzerinden yürütülen istikrarsızlaştırma sürecini sona erdirmek ve çatışma dinamiklerini sonlandırmaktır.
“Terörsüz Türkiye” ile ilgili çeşitli hezeyanlarla eleştiriler yapanlar, millete dayandıklarını iddia ederek, küresel ve hegemonik güçlerin gönüllü vekâlet kavgasının aracı olmaktadırlar ve bunu idrak edecek potansiyelden de yoksun bulunmaktadırlar. Bugün bir gelecek düşüncesi olarak yürütülen bu politika bir demokratikleşme, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesidir.
Türkiye ve Türk milleti noktasında geleceğimizi geçmişin sorun çözmeyen anlatılarına mahkûm edemeyiz. Bugün koşullar geçmişte teslim olunan anlatıları aşmıştır. İlerlemenin sağlanabilmesi için önünüze bakmanız gerekir. İlerlerken geriye bakmak önünüzü görememenize, hız kaybetmenize, tökezlemenize, hatta düşmenize sebep olur. Yalnızca makul tek bir sebepten ötürü geriye bakılır; o da daha önce sizi sekteye uğratan yanlışları görüp önünüzdeki yolda benzerlerini temizlemeniz içindir. Biz de geleceğimizin sağlam temellerle inşa edilebilmesi amacıyla çıkmış olduğumuz bu yolda daima önümüze bakmayı, tökezlemeden, düşmeden ilerlemeyi hedeflemekteyiz ve hedefe ulaşma konusunda mutlak anlamda kararlıyız.
Terörsüz Türkiye politikamızla ilgili sürekli olarak örgütün zayıfladığı, niçin buna ihtiyaç duyulduğu sorulmaktadır. Bu soruyu dile getiren kişilerin bir kısmı samimi hassasiyet sahibidir. Cevabını aklın ve ahlakın sınırları içinde vermek ise bizim açımızdan zaruridir ve hatta boynumuzun borcudur. Ancak bu soruyu dile getirenlerin bir kısmınınki hassasiyetten değil cehalettendir. Cehalet ise bir eğitim meselesi olmaktan daha çok ahlak meselesidir. Bu ise bizim değil muhatapların özel sorunudur. Tamamen politik kaygılarla, siyasal alanda kendilerine belli bir yer edinebilmek amacıyla bu soruyu yıkıcı eleştirel bir tutumla dile getirenler, aslında örtülü bir biçimde ilerlememizi istemeyenlerdir. Ülkemiz adına iyi olanı istediklerini söyleyerek kendilerini maskeleyenler, terör kökten çözüldüğü zaman kullandıkları en önemli politik malzemelerden birini yitirecekleri için kaygı duymaktadırlar. Fakat şunu bilmelidirler ki; oynadıkları hiçbir politik oyun, gelecek yüzyılımızın inşası amacıyla attığımız adımlardan bizi geri döndüremeyecektir.
Milliyetçi Hareket Partisi her zaman Türk Milliyetçiliğinin, Türk-İslâm Ülküsünün değerlerinin taşıyıcısı, savunucusu, bu değerler uğruna tereddütsüz mücadele veren neferlerin ocağı olma konusunda öncü parti olmuştur. Hareketimizin başlangıcından günümüze ülkemize zararı dokunacak hiçbir faaliyetin içinde bulunmadık, bulunmayız. Tam aksine devletimize, vatanımıza ve milletimize en ufak olumsuz etkiye sahip olacak şeyler de dahil olmak üzere her türden yanlışın karşısında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi’ni asılsız yaftalamalarla yıpratmaya çalışan hiçbir art niyet amacına ulaşamayacaktır. Terörsüz Türkiye, ülkemizin geleceği için almış olduğumuz tarihî bir sorumluluk, tabiri caizse bu uğurda gövdemizi taşın altına koyduğumuz bir atılımdır. Bunu başarmak için elimizden geleni yapacağız. Tarih, her zaman yanlışı ve doğruyu göstermiştir. Zaman, gelecek ideallerimiz uğruna sırtlandığımız yüke de tanık olacaktır ve gelecekte zamanın adaleti yine tecelli edecektir. Bu konuda bizim içimiz rahattır, herkesin de içi rahat olmalıdır.
Bu motivasyonla geliştirmiş olduğumuz terörsüz Türkiye politikasının, “Türk ve Türkiye Yüzyılı”nın en önemli dayanaklarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Uzun zamandır mücadele ettiğimiz, çok sayıda evladımızı şehit verdiğimiz terörü bu politikamızla bugün kökten bitirme aşamasına gelmiş bulunmaktayız. Zira bu tür durumlarda bir çözüm arayışına şiddetin en fazla olduğu dönemde değil tam aksine anlam krizinin yaşandığı, ideolojik bir krizin oluştuğu, bölgesel varlık alanının daraldığı ve bir sarmalın ortaya çıktığı dönemlerde girilir. Tam olarak bu zaman diliminde terörü toplumsal ve siyasal hayatımızdan çıkarabiliriz. “Türk ve Türkiye Yüzyılı” hedefimizin az önce ifade ettiğimiz diğer dayanaklarının gerçekleştirilmesi terörün kökten bitirilmesine bağlıdır. Bununla “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonumuzu hayata geçirme noktasında karşımızda duran en büyük engellerden birini aşmış olacağız."