İzmir otoyolunun Akhisar gişeleri mevkinde aynı yöne seyir halindeki tur otobüsüne arkadan tır gelip çarpıyor. Otobüs orta refüje takla atmadan yan yatarak sürükleniyor.
Kazada 11 yolcu hayatını kaybetti, yaralanan 21 kişi ise Manisa'daki hastanelere kaldırdılarak tedavi altına alındı.
Bu bir kaza. Kayıtlara öyle geçecek.
Ama aslında bu bir kaza değil.
Bu; Türkiye'deki otobüs firmalarının işleyişinden tutun kontrolleri yapan trafik ekiplerine, otobanlardaki radar sistemimizden, tır ve kamyon gibi ağır tonajlı araçları kullanan sürücülerin yeterliliğine kadar onlarca ihmalin vuku bulmuş halidir.
Bütün bu imalleri bir araya gelirse ne olur: Kaza değil katliam olur.
Sadece mevcut kanun uygulanmış olsa bu kaza ya hiç olmazdı ya da ölü ve yaralı sayısı bu boyutlara ulaşmazdı.
Neden mi?
Karayolları Trafik Yönetmeliği uyarınca, şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerde yolcuların yolculuk boyunca emniyet kemeri takması kanunen mecburi.
Otobüs hareket etmeden önce sürücü, muavin veya görevliler tarafından sesli ve görüntülü araçlarla yolculara emniyet kemeri takılması konusunda uyarı yapılması zorunlu.
2026 yılı itibarıyla emniyet kemeri takmama ceza tutarı 1.246 TL olarak uygulanıyor. Yolculuk esnasında kemer takmayan yolcunun kendisine idari para cezası kesilir.
Yani yolcu eğer kemer takmazsa trafik kontrolünde yolcu biletinden daha fazla ceza ödemiş olur.
Kabul edersiniz ki ucuz yolcu bileti bulmak için onlarca yolu deneyen vatandaşlar bu cezayı ödemek istemez.
Peki emniyet kemeri neden takılmıyor? Çünkü uyaran yok, kontrol eden yok, ceza yazan yok.
Ya da varsa bile kontrol noktasına yaklaşıldığında yolcular emniyet kemerlerini bağlıyor, kontrol noktası geçildikten sonra tekrar kemerler açılıyor.
Sadece bugün Manisa'da meydana gelen bu katliamda yolcuların emniyet kemeri bağlı olmuş olsa inanı daha az üzücü bir tablo ile karşılaşabilirdik.
Çünkü kaza sonrası yolcular otobüsün altında eziliyor, cam parçaları, sağa sola çarpmalar nedeniyle ağır yaralanmalar ve ölüm meydana geliyor.
Kazanın görüntülerine bir bakın, kahrolursunuz. Üç şeritli yolda tır aynı şeritteki otobüse gelip arkadan çarpıyor. Resmen onlarca insanı ölüme sürüklüyor.
Devlet otobanlar yaptı, yollar yaptı. Kazanım meydana geldiği otoban Manisa'nın mevcut bölünmüş Akhisar yoluna paralel bir yol. Son derece konforlu bir yol. Artık bu yolda da kaza oluyorsa hatayı başka yerde arayacağız.
Bu ülkede kazaları önlemenin en ikna edici yolu radar sistemidir. Kesinlikle uygulanmalı, kesinlikle hız kontrolleri yapılmalı ve bu sınırı aşana ağır cezalar yazılmalı.
Siz çok kararlı bir şekilde radar sistemini tüm yollarda uygulamadığınız sürece bu kazalar önleyemezsiniz. Bunun en net örneği Manisa'daki Mimar Sinan bulvarıdır.
Radar konduktan sonra bulvardaki kaza sayısı en az yüzde, 70 yüzde 80 düştü. Çünkü sürat yapan, 80'ni aşan sürücü sağlam bir ceza yiyeceğini biliyor. Şimdi Mimar Sinan Bulvarına çıkan sürücüler 80'i aşmıyor. Dolayısıyla kaza da olmuyor. Olsa da ufak tefek maddi hasarlı kazalar meydana geliyor.
Yani kazaların bir numaralı nedeni aşırı hızdır. Diğer etkenler kazanın oluş şekline göre ihmaller zincirini oluştur.
Trafik kazalarını önlemenin en etkin yolu gelişmiş ülkelere bakıldığında ortadadır. Her yol için bir hız sınırı belirlemişler ve radar sistemi koymuşlar. Trafikte kurala uymayanlara çok ciddi para cezaları, sürücü belgesine el koyma, aracın trafikten men edilmesi ve çok uzun süreli hapis cezaları uygulanıyor.
Bizde de var kanun, bizde de çok sert ama uygulamaya gelince gevşiyoruz.
Bugün tır şoförünün hızla gelip otobüse arkadan çarpması sonucu baş sorumlu muhtemelen tır şoförü olacak.
Otobüsün kavşağı kaçırdığı için geri geri geldiği için de kazanın meydana gelmiş olabileceği söyleniyor.
Nedenleri bulunacaktır. Ama genel olarak trafik akışı ile ilgili çok sert önlemler almadığımız sürece, kanunları çok sert uygulamadığımız sürece biz bu kazalara maalesef daha çok şahit olacağız...
O yüzden bu bir kaza, kayıtlara öyle geçecek. Ama değil! Bu öncesi ile sonrası ile ihmaller zincirinin bir sonucudur.