Manisa deyince insanların aklına Mesir Macunu ve Tarzan geliyor; sonra da çekirdeksiz Sultani üzümü... Oysa Manisa öyle zengin bir tarihe ve kültüre sahip ki...
"Şehzadeler Şehri" olarak da anılan Manisa; efsanelerin, geçmiş uygarlıkların ve gizemlerin de merkezidir.
Hepsinin ayrı bir hikâyesi olan çeşmeler, eski camiler...
Bugün bile ahlak, hoşgörü, cömertlik ve Allah’a koşulsuz teslimiyetin ışığını yansıtan Mevlevihane...
Suyundan içen yeni doğum yapmış kadınların sütünü artırdığına, çocuğu olmayanların evlat sahibi olacağına inanılan Sütdede...
Tezveren Dede, 22 Sultanlar, Revak Sultan, Yedi Kızlar, Ayn-ı Ali gibi efsaneleşmiş türbeler...
Yüzyıllardır kıskançlık uğruna kaybettiği çocuklarına ağlayan "Ağlayan Kaya", Manisa’nın bereketli ve verimli ovasını, toprağını temsil eden Kibele gibi mitolojik kalıntılarıyla geçmişten günümüze köprü kuran efsanelerin ve yaşanmış medeniyetlerin izleri...
Hele Spil Dağı... Manisa’yı doğudan batıya Çin Seddi gibi çevreleyen, yazın sıcağı, kışın soğuğu artıran ama kendisi temmuz ayında bile üşütecek kadar serin olan; hep heybetli, hep gizemli muhteşem bir dağ Spil Dağı...
Görülmesi gereken onca tarihi eserinin yanında, Manisa’ya has lezzetlerin de durağıdır şehrimiz... Manisa kebabının doyumsuz tadı; eskilerden günümüze yeniden revaçta olan pandispanya, su muhallebisi, sübye ve nohut mayalı Manisa taban gevreği bu enfes tatlardan sadece birkaçıdır...
Doğu Caddesi'nde Gaziantep rüzgârı estiren Gantepsi Tatlı Salonu; katmeri, dondurmalı, Antep fıstıklı ve muhallebili hepsi birbirinden lezzetli künefe çeşitleriyle gerçekten efsane...
Manisa’nın simgesi hâline gelmiş Atom Kokoreç ve Çınar Boza, adeta şehrimizin tescilli lezzeti olmuştur.
Son yıllarda sayısı artan birbirinden güzel ve ferah parklar ile restoranlar; Manisalıların ve Manisa’ya gelenlerin nefes aldığı, gözlerin ve gönüllerin dinlendiği yerlerdir.
Kısa bir bölümünü aktarmaya çalıştığım Manisa’nın bunca gezilip görülmesi, tadılıp yenilmesi, araştırılıp öğrenilmesi gereken özelliği ve güzelliği varken maalesef yeterince tanıtımı yapılamıyor; şehir, turizmden hak ettiği payı alamıyor.
Manisa’yı tanıtmak, sadece özel günlerde şarkıcı getirmekle olmaz...
Bunca tarihi derinliğe ve kültürel zenginliğe sahip bu güzide şehir; geniş kapsamlı, altyapısı sağlam ve gelecek yılları da kapsayan bir tanıtım planıyla, öncelikle çözülmesi gereken ve arapsaçına dönmüş trafik sorunuyla ve Manisalıların katkılarıyla gerçekleşecek (kimsenin yerlere çöp atmadığı) "Güzel Şehir Manisa" imajıyla Ege Bölgesi'nin parlayan yıldızı olabilir...