Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, Antalya'da Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı (ATGV) Eğitim ve Sosyal Tesisi'nde düzenlenen "Gençlik Liderliği Eğitim Programının (GLEP)" açılışında konuştu.
"İnsanlar şehirlere geldiler, işte köy hayatından kurtuldular, sözüm ona. Ama şehirlerde yine zor geçiniyorlar" diyen Bilal Erdoğan, şöyle devam etti:
"İstanbul'da zor geçiniliyorsa, New York'ta da zor geçiniliyor, Londra'da da zor geçiniliyor. Yani biz şimdi gençlere YouTube'da bir şey atıyorlar önlerine, adam ayda 5 bin dolar kazanıyor. ‘5 bin dolara ne yaşıyordur falan’ diyorsun. Ondan sonra bir de adama gidip mikrofon uzatsan bir dokun bin ah işit. Dolayısıyla bu eşitsizliklerin sancısı aslında gizliden gizliye büyüyor. Ve bakıyoruz savaşlar azalıyor mu? Savaşlar devam. Şu anda işte Ukrayna'daki savaş 2’nci Dünya Savaşı'ndan beri en çok insanın hayatına mal olan savaş olarak tarihte yerini aldı. Ruanda'daki soykırımı da geçti."
"23 YILDAKİ BÜYÜME CUMHURİYET TARİHİNDE BIRAKIN OSMANLI TARİHİNDE DE YOK"
Konuşmasının devamında Ak Parti'den önceki Türkiye'nin hatırlanmasını isteyen Bilal Erdoğan, geçmişte Türkiye'nin kendi kararlarını veren bir ülke olmadığını ancak son 23 yıldaki büyümenin Osmanlı'da dahi görülmediğini söyledi:
“Türkiye artık Amerika bir taraftan çekti mi gelen Avrupa öbür taraftan itti mi giden bir ülkeydi. Kendi kararlarını verebilen bağımsız bir ülke olmadığı gibi imkanları da sınırlı bir ülkeydi. Türkiye'nin şöyle son 100 yılını alın ekonomik durumu itibariyle, yani bütün dünya ekonomisine nazaran bir inceleyin göreceksiniz, gerçekten şu son 23 yıldaki büyüme Cumhuriyet tarihinde bırakın Osmanlı tarihinde de yok yani. Osmanlı ekonomisi de çok stabil yani, biz endüstri devrimi olduktan sonra yakalanan ekonomik büyümeleri Osmanlı devriminde yakalayamadık maalesef onları kaçırdık. Bütün o birikmiş kaçırdığımız adeta trenleri şu 23 yılda yakaladık. Öyle bir yakaladık ki bu 23 yıldaki ekonomik büyüklüğü ülkenin 8 kat büyüdü. Kişi başına milli gelir 6 kat büyüdü”
Erdoğan siyaset konusunda da şu şekilde konuştu:
“Birileri yapıyor. İşte siyaset, bir yerde Sayın Bakanım ben hani siyaset düşünmediğimi söylüyorum da, bir yerde siyasetle ilgili bir şey konuştuğum zaman, siyasetçilerle ilgili bir şey yaptığım zaman, gençlerin yüzü hemen düşüyor. Sevmiyorum siyasetçileri Sayın Bakanım. Gençlerin, ben artık genç değilim, yani sevmiyor gençler siyasetçileri sevmiyor. O zaman siz niye siyasetten uzak durasınız? Eğer siyasetten memnun değilseniz, siyasetçiden memnun değilseniz, doğru refleksin siyasete oynamak olması gerekmez mi? Ama gençler bunu bahane edip siyasete uzak duruyorlar. Eğer bir yerin daha iyi olmasını istiyorsanız, kendinizin daha iyi olduğunuzu düşünüyorsanız o zaman oraya iddialı bir şekilde hareket etmeniz lazım. Sivil toplum bu açıdan çok kıymetli arkadaşlar. Sonuçta toplumun dertlerine organize ve sürdürülebilir şekilde çözüm üretme merkezleri, sivil toplum kuruluşları.”