☰
✕

Besim Dutlulu’nun Yerinde Olsam…

Abone Ol

Siyasetin son günlerdeki ana gündem maddesi, “Yok artık!” dedirten, şaşırtan, dumura uğratan siyasi transferler.

Aslında “Daha ne olsun, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bile AK Parti’ye geçti.” diyeceksiniz.

Haklısınız.

Adam daha önceden “AK Parti’ye geçersem karım beni boşar.” demişti.

Ama geçti, karısı da boşamadı. Hatta AK Parti Genel Merkezi’ndeki törende eşine eşlik etti.

İzmirliler belki kızıyor ama bu işten yine onlar kârlı çıkacak. Yerel seçimlere iki buçuk yıl gibi bir süre var. AK Parti, İzmir’e hizmet yağdırabilirse belki partinin İzmir’deki olumsuz algısı değişebilir.

Yani sonuç itibarıyla bu durum İzmir halkının menfaatine…

Tabii siyasi açıdan hiç de öyle değil.

İzmirliler, Büyükşehir Belediyesinin AK Parti’ye geçmesinden pek memnun değiller. Cemil Tugay’a büyük tepki var.

Fakat diğer taraftan, İzmirli seçmenin yıllardır değişmeyen tercihi sosyolojik açıdan incelenmeye değer. Çünkü “Ceketimi koysam kazanırım. Nasıl olsa İzmirliler bizim partiden başka partiye oy vermiyor.” diyen adaylardan hizmet yapmasını beklediler.

Ben bildim bileli İzmir’de bu tip adaylar kazanıyor.

O isimleri şımartan, çalışmak, hizmet etmek zorunda bırakmayan yine İzmir halkı.

Ve faturasını fazlasıyla ödüyorlar.

Çöp toplama gibi en sıradan hizmetin bile yapılmadığı İzmir’de durum böyleyse halkın önce kendi tercihlerini sorgulaması gerekir.

Bir ilin bir partinin kalesi olması, o il için pek de gurur kaynağı değil. Bunu görüyoruz.

İzmir örneği ortada…

Fakat Manisa’da durum çok farklı.

Burası Genel Başkan Özgür Özel’in memleketi.

Burada olası bir transfer büyük yankı uyandırır. Fatura direkt Genel Başkan’a çıkar.

Nedense Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesinin ardından sanki sıra Besim Dutlulu’ya gelmiş gibi bir tartışmadır almış başını gidiyor.

Özellikle ulusal medyada ortaya atılan iddialar ya da konunun tam merkezine atılan oltalar, ister istemez tartışmayı alevlendirdi.

Bana bile gittiğim her yerde “Besim Dutlulu AK Parti’ye geçecek mi?” sorusu soruluyor.

İlginçtir…

Dutlulu, son birkaç güne kadar bu iddiaları yüksek perdeden ve sert bir dille reddeden bir açıklama da yapmadı. Bu durum doğal olarak herkesi şüphelendirdi.

Neyse ki son iki üç açıklamasında, bundan sonraki hedefinin yalnızca önümüzdeki iki buçuk yılı en iyi şekilde değerlendirmek olduğunu ve herhangi bir partiye geçmesinin söz konusu olmadığını kesin bir dille açıkladı.

Normal şartlarda “Tamam, Dutlulu kesinlikle AK Parti’ye geçmeyecek.” diyebiliriz.

Ancak işin içine siyaset girince bu iki buçuk yıl bitinceye kadar söylentiler ve şüpheler devam edecektir.

Ve bu açıklamalara rağmen tersine bir gelişme olursa ben artık şaşırmam.

Çünkü o kadar çok şaşırdım ki, artık bağışıklık kazandım!

Bundan sonra da bizi şaşırtmaya çalışmayacaklarının garantisini hangi açıklama, hangi ifade verebilir?

Ben Besim Dutlulu’nun yerinde olsam ne mi yapardım?

Şunun şurasında iki buçuk yıl görev sürem kalmış. Kendimi toplum nezdinde, kamuoyunda hiçbir şekilde tartışma konusu yapmadan, parti içinde sorunlar yaşıyorsam bile gerekirse ateşten gömlek giyer, yine de Cemil Tugay’ın durumuna düşmezdim.

Eğer AK Parti’ye geçeceksem görev sürem dolduktan sonra bunu düşünürdüm. O koltuğa AK Partili bir başkan olarak oturacaksam AK Parti’nin oylarıyla otururdum.

Buna hiç kimse bir şey diyemezdi.

Bunu neden söylüyorum?

Bu görevler gelip geçici… Ama şeref ve onur kavramlarını bir ömür boyu taşıyoruz. Hangi mesleği yaparsak yapalım, hangi görevde bulunursak bulunalım, şeref ve onurumuzu korumak zorundayız.

Dürüst olmak bir lütuf hâline geldi. Hâlbuki olması gereken sıradan bir insani vasıf…

Temiz kalabilmek bu devirde zor ama makamların en yücesi.

Ve kalabilene ne mutlu!

{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }