Sivas’ı ve Madımak’ı anmak Aziz Nesin’i de anmaktır...
**
Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi
Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya her şey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamış
Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken seviye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Seviye on kala ölüme beş
Şiirleri az bilinir Aziz Nesin’in. O usta bir mizah yazarıdır ama iyi bir şairdir de...
**
2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta yaşananlar, cumhuriyet tarihine kara bir gün olarak geçti.
Bütün ülkenin ve ülkeyi yönetenlerin gözü önünde, gözü dönmüş bir güruh, “cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!” çığlıklarıyla Türkiye’nin aydınlık yüzlü insanlarının bulunduğu oteli ateşe verdiler.
Ve saatlerce bu insanlıktan çıkmış güruh engellen(e)medi.
Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Metin Altıok, Muhlis Akarsu gibi değerler göz göre göre yok edildi...
Şimdi o isimlerle beslenmemiz gereken köşelerde, dimağları zayıf, vicdanları kilitli isimlerin gönderdiği kanser hücreleriyle boğuşuyoruz...
**
18 yıl önce bu ülkede, bir takım insanlar, utanmadan ve vicdanları sızlamadan, olayların faturasını Aziz Nesin’e kesmeye çalıştılar.
Dönemin başbakanı Tansu Çiller’den hesap sorulmadı...
Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’den hesap sorulmadı...
Sivas Belediye Başkanı’ndan, güvenlik kuvvetlerinden, yanan otelden çıkmaya çalışan Aziz Nesin’in kim olduğunu anladıktan sonra linç için kalabalığa atmaya kalkışan itfaiye erinden hesap sorulmadı...
Dinden imandan da uzak dar kafalılar, böylesine bir vahşete bile hafifletici sebep aradılar. Daha çocuk yaşlarında hafızlık eğitimi almış, İslamiyeti bir çok kişiden daha iyi öğrenmiş bir insanın kendi inanç dünyasını içine sindiremeyen sahte demokratlar, vahşeti yaratanların avukatlığını üstlenen siyasetçiler gördük bu memlekette.
Dünyanın en büyük mizahçılarından birini, eserleri en çok yabancı dillere çevrilen Türk yazarlarından birini, uluslar arası birçok ödül almış mizah edebiyatının çınarını, edebiyat tarihinden silmeye kalktılar.
Düşünceleri ve yazdıkları yüzünden yıllarını hapishanelerde geçirmiş bir yazarı yok etmeye kalkıştılar.
Siz 12 Eylül darbesini ayakta alkışlarken, Aziz Nesin, Aydınlar Dilekçesi ile darbeye karşı çıktı ve bedelini yine hapis yatarak ödedi.
Siz Ahmet Şık’ı bilirsiniz sadece, kitabı yayınlamadan toplatılan yazar olarak...
Bilmezsiniz ki, Aziz Nesin 60 yıl önce bunun mücadelesini veriyordu.
Aziz Nesin, “Nereye Gidiyoruz?” isimli bir eser hazırlar ve daha yayınlanmadan matbaa basılır! Kendisi de gözaltına alınır. Sorarlar. “Neden yazdın?” Aziz Nesin, Amerikan köpeği olmanın onuruna dokunduğunu, halkı uyarmak istediğini söyler. Sorgucu, “Ne yani Rus köpeği mi olalım?” diye bağırınca, Aziz Nesin, “Evvela köpek olmayalım” der!
**
Ağızlarından vahşet akan güruhtan zor kurtulan Aziz Nesin, 2 yıl sonra yine bir temmuz günü, 5 Temmuzda kalbine yenik düştü.
İçine akıtılan Sivas acısını da yanında götürerek...
Ölmeden kısa süre önce “
Sıvas Acısı” isimli bir şiir yazdı.
Sivas’ı ve Madımak’ı anmak Aziz Nesin’i de anmaktır diyerek o şiiri yayınlıyorum.
Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sıvas’tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var
Ben bilirim
Bu rüzgar bizim oranın rüzgarı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgarı
Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından Sıvas işi
Ben duyarım duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sıvas ilinden
Sıvas rüzgarında uçup gelmiş
Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende ne de sende
Suç seni karanlıklara gömende
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin var canevimde