Toplumsal rahatsızlıklarımızdan biridir: Hepimiz kendi işimiz dışında her işi biliriz! Milyonlarca teknik direktör, milyonlarca yönetmen, milyonlarca gazeteci, milyonlarca bankacı, milyonlarca milletvekili, milyonlarca eğitimci aynı ülkede yaşıyoruz! Her konuda ahkam kesebiliyor, hele bir de kıyısından, ucundan bir işe dokunduysak, o iş üzerinde hak iddia edebiliyoruz! Oysa herkes yalnız kendi işini doğru yapmaya odaklansa, tüm sorunların üstesinden kolaylıkla gelebiliriz. Ali Rıza Çevik İlköğretim Okulu, kentimizin en köklü ve en saygın okullarından biri. Tam 65 yıldır bu okul kalitesini ve başarısını eksiltmeden aydın ve nitelikli yurttaşlar yetiştiriyor. Ancak birkaç gündür başka bir konuyla kent gündeminde yer buluyor. 24 Ocak günü, Güne Bakış gazetesi, “Veliler İsyan Etti” manşetiyle çıktı. Haberde, öğrencilerin kişisel giderlerinin karşılanması amacıyla sınıf annelerinin eliyle toplanan gelirlerin banka kanalıyla toplanmasına velilerin ve okul aile birliği yönetiminin tepki gösterdiği belirtiliyor. 25 Ocak günü ise Güne Bakış ve Yarın gazetelerinde okul müdürü Mehmet Çetinkaya’nın açıklamaları var. Çetinkaya, müfettiş raporları doğrultusunda karar aldığını, yapılanın yasal olduğunu belirterek, bazı velilerin, özellikle sınıf annelerinin okul yönetimi ve öğretmenler üzerindeki baskısından, eğitim-öğretimin içinde gereğinden fazla yer almalarından duyduğu sıkıntıyı anlatıyor. “Eğitim- öğretimi veliler yönetir hale geldi.” diyor, sınıf annelerinin boş derslerde sınıflara girip öğretmen rolüne bürünecek kadar eğitimin içinde yer aldıklarından söz ediyor! Eğri oturup doğru konuşalım! Ali Rıza Çevik İlköğretim Okulu’nda “veli nüfuzu” yıllardan beri bilinen bir realitedir. Toplumun hangi kesimine sorarsanız sorun, bu konuda anlatacak şeyleri mutlaka vardır. Doğal olarak benim de. Ali Rıza Çevik İlköğretim Okulu, Mimar Sinan Mahallesi’ndedir ve esas olarak da o mahallenin yurttaşlarına hizmet verir. Ama biliriz ki, kendilerini maddi veya manevi olarak ‘nüfuzlu’ olarak hisseden kimi veliler de başka mahallelerde oturmalarına rağmen nitelikli eğitimlerinden dolayı çocuklarını bu okula verirler. Okula yıllar boyunca çok yardımları da olmuştur. Ama bu onları ve kimseyi okulun sahibi yapmaz! Okul müdürü, genel olarak velilerden yana bir sıkıntısı olmadığını özellikle vurguluyor. Sıkıntının bazı sınıf annelerinden kaynaklandığını söylüyor. Ben ne Mehmet Çetinkaya’yı tanırım ne de Okul Aile Birliği’nden herhangi birini. Ama biraz araştırma yapınca birkaç şey öğrendim. Konuştuğum farklı kesimden insanların buluştuğu nokta Mehmet Çetinkaya’nın yöneticilik ve eğitimcilik anlamında nitelikli vasıflara sahip olduğuydu. Uzun yıllar çeşitli okullarda müdürlük yaptıktan sonra yeni atama yönetmeliğinin yürürlüğe girmesiyle bu eğitim yılının başında Ali Rıza Çevik İlköğretim Okulu müdürlüğüne getirilmiş. Alışılagelen yönetim tarzını değiştirmeye kalkınca da bazı velilerle sıkıntı yaşamaya başlamış. Gazetelerdeki açıklamalarından da anlaşıldığı gibi, Okul Aile Birliği dışında bir yapılanma sergileyen sınıf annelerindeki ekonomik işleyişten rahatsızlık duymuş ve 2009 yılında, altında ilköğretim müfettişlerinin imzaları bulunan Teftiş ve Denetim Tebliği’nin ilgili maddesini uygulamaya sokmuş. Bu maddeyi açıklamasında da belirtiyor: “Okulda öğrencilerden kişisel giderlerinin karşılanması amacı ile toplanan gelirlerin ve bu gelirlere dayalı yapılan harcamaların sınıflar bazında ayrı ayrı belgelenip saklanması yerine, Okul Aile Birliği kayıtları içine alınması, harcamaların da Okul Aile Birliği eliyle yapılması gerekmektedir.” Aslında durum çok açık. Kim harcamaların kayıt altına alınmasını istemez ki? Sanırım bu konu yıllardır devam eden bazı sıkıntıların su yüzüne çıkması sadece. Velilerin gönüllü olarak eğitime katkı sağlamaları, öğretmenler ve okul idaresiyle iş birliği içinde olmaları takdire değer bir durum, ama bunun sonucunda bir paye beklentisinde iseler yanlış olan bu. Velilerin boş derslere girmeleri, öğretmen hata yaptığında hemen devreye girmeleri, hatta soluğu Milli Eğitim Müdürlüğü’nde almaları çalışma ortamını kuşkusuz olumsuz etkiler. Eğitimin üçlü bir sacayağından oluştuğu söylenir hep: Öğrenci-öğretmen-veli. Bu unsurlar arasında denge iyi sağlanmalı kanısındayım. Denge bozulursa, gerçekten güzide bir okulumuz olan Ali Rıza Çevik İlköğretim Okulu’nun itibarına da gölge düşer. Zaten genel veli profilinin böyle olmadığını bizim haberimizde de görüyoruz. Sınıf annelerinden Kadriye Karakaş, sitemize yaptığı açıklamada, idarenin kanunları uyguladığını söylüyor, bankalarda zaman kaybetmek istemeyen velilere de çocuk sahibi olmanın fedakarlık istediğini hatırlatıyor! Kadriye Hanım, bir veli olarak, kimi velilerin öğretmenlere baskı uyguladığını da açık yüreklilikle belirtiyor. Yazının başında da belirttiğimiz gibi, herkes yalnız kendi işini doğru yapmaya odaklansa mesele kalmayacak. Okullarımız ve çocuklarımız hepimizin. Gelecek kuşakları ancak el birliği ve güç birliği ile yaratabiliriz. Ama görev sınırlarımızın ve gönüllülük çemberinin dışına taşmadan!