Asım USLU - BENİM KENTİM!

Naime Simsaroğlu’nun “Benim İdeal Kent’im” yazısı, yaşadığı şehirde doğup büyümenin yetkinliği ile yazılmış gerçekçi bir yazı. Kent yaşamını idealize ediyor Simsaroğlu, aslında realize olabileceğini de göstererek. Okumadıysanız okumanızı öneririm. İde

Abone Ol

Naime Simsaroğlu’nun “Benim İdeal Kent’im” yazısı, yaşadığı şehirde doğup büyümenin yetkinliği ile yazılmış gerçekçi bir yazı.

Kent yaşamını idealize ediyor Simsaroğlu, aslında realize olabileceğini de göstererek. Okumadıysanız okumanızı öneririm. İdealindeki kentin özelliklerini sıraladıktan sonra, yazısını “Bir insan bir kentten başka ne ister?” diye bitiriyor.   Ben istediklerimi değil, istemediklerimi yazacağım!   Ben giderek daha çok yozlaşan ve sığlaşan, Uygarlığı tevekkül etmek, modernliği pahalı telefonlar satın alıp ucuz duyarlılıklar göstermek sanan insanların yaşadığı bir kent istemiyorum!   Ben belediyeciliği yolları ve kaldırımları yap-boz oyununa çevirmekten ibaret zanneden, böylece insanların takdirini kazandığını sanan, salt o kış yağmurları yağdığında bile boyası dökülen caddeler yüzünden insanların nefretini kazanmayı başaran kişilerin yönettiği bir kent istemiyorum!   Ben öğrencileri emir kulu, üniversiteyi kendi mülkü sanan rektörlerin el üstünde tutulduğu bir kentte güne uyanmak istemiyorum!   Ben kent insanına yalnız iş imkanı değil, insanca yaşama koşulları sağlayan bir Organize Sanayi Sitesi istiyorum, bir ev kirası tutarında maaş verip, işçilerini, birleşip aynı evde yaşamaya mahkum eden, bunu da lütuf olarak sunan fabrikaların olduğu bir kent istemiyorum!   Belediyenin benden topladığı yalnızca park paralarıyla bile otoparklar yapıp trafiği rahatlatabileceğini bilmeme rağmen bunu yapmadığı, bozuk caddelerinde arabamın bozulmasının işten bile olmadığı, üstelik bozulan arabamı adını kanlı bir darbeciden alan bir küçük sanayide yaptırmak zorunda olduğum bir kent istemiyorum!     Trafikten açılmışken konu, kırmızı ışığın kırmızısına, yanından geçen arabanın şoförünün gözünün içine baka baka –üstelik suçlayarak- ve ısrarla yeşili beklemeden karşıdan karşıya geçen yayaların bekleyen insanlardan fazla olduğu bir kent istemiyorum!   Kış ayları geldiğinde hava kirliliğinden nefes almanın zorlaştığı, Yaz aylarında insanların sosyal yaşam için seçeneksizlikten ancak İzmir’e gitmeye zorlandığı bir kent istemiyorum!   Yıllar geçtikçe dershaneler ve özel okulların sürekli artmasına rağmen nasıl olup ta Manisa’nın eğitimde ülke başarı sıralamasında hala üst sıralara çıkamadığının hesabının verilmediği, sorulmadığı, Bir tane bile evet bir tane bile kitabevinin –korsan kitap, sahaf görünümlü kitapçı, kitapçı görünümlü kırtasiye değil gerçek anlamda modern bir kitabevinden söz ediyorum- olmadığı, Yoksul ailelerin senede bir ay yemek çadırları kurularak hatırlandığı daha doğrusu afişe edilerek kullanıldığı, ‘Varoş mahallesi’, ‘varoş okulu’ diyerek insanların dışlandığı bir kentte yaşamak istemiyorum!   471 yıllık bir geleneğin, hem de uluslar arası nitelik kazanmış bir festivalin bile gününün değişebildiği, Ülke gündemine, “Mesir bu yıl Cumartesi günü saçılacak!” “ Üniversite rektörü öğrencilerle tartıştı!” “Ortak Girişim Grubu’nun Sümerbank’ı satışında yeni gelişme!” “Roman vatandaşlar ilçe değiştirdi!” gibi haberlerle oturan bir kent istemiyorum!   Dünyanın en büyük çevrecilerinden birinin yaşadığı ama onun doğa sevgisinin bir türlü yeni kuşaklara aktarılamadığı bir kent istemiyorum!   Bütün yerel gazetelerin hepsinin tek tornadan çıkmışcasına aynı olduğu, bülten haberciliğini aşamadıkları için de bir türlü kitleselleşip halka inemediği, Duayen gazeteciden anlaşılanın koca bir gazete sayfasının dörtte üçünü fotoğrafla süsleyip bir paragraf yazı yazmak olduğu, Yerel bir televizyon izlemek için artık çok zor bulunan ve geçen yüzyılın ürünü olan kılçık antene sahip olmak gerektiği, Sinema salonlarının kalitesiz olduğu, konser verilebilecek modern bir mekanın bile olmadığı bir kentte yaşamak istemiyorum!   Diyecektir bazıları : “kardeşim istemiyorsan git nerede yaşarsan yaşa!” Burası benim kentim arkadaşım! Üniversitesi benim, hastanesi, okulu, yolu, dağı, ovası, ağacı benim! Belediyesi, gazetesi, Sümerbank’ı, Mesir’i, Niobe’si benim! Ben ilk nefesimi bu kentte aldım, Kavafis’in dediği gibi de bu kentte yaşlanacağım, belki son nefesimi de bu kentte vereceğim!   Şehrimin olumsuzluklarında payı olanlar, kentimin gerçekleri yüzüne çarpılanlar, Onlar da gitmesinler, Kalsınlar ki, düzeltmeye çalışsınlar yanlışlarını, Manisa’ya yakışsınlar!
{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }