Bazı kararlar masa başında, gelişigüzel, “vur dedim, öldür” mantığıyla alınıyor. Son örneğini araçlardaki ses ve görüntü sistemlerine getirilen yasakla gördük. 27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemenin detaylarını hayretle okumuştum.
Söz konusu düzenlemeye göre araçların orijinal donanımında olmayıp sonradan takılan, sürücünün dikkatini dağıtan görüntülü multimedya ekranları ve yüksek ses sistemleri yasaklanmıştı. Uymayanlara 21 bin TL ceza ve 30 gün trafikten men cezası uygulanacaktı.
Ama hayata geçirilemedi.
Çünkü mantıksız. Çünkü masa başında, teknik veya sosyal açıdan hiçbir hesaplama yapılmadan hazırlanmış bir düzenlemeydi.
Teknik açıdan baktığımızda, ekran dediğimiz teknolojik cihazın son yıllarda sıfır araçlarda çok yaygın bir şekilde kullanıldığını görebiliriz. Hatta çok abartılı ekranlar var. Özellikle elektrikli araçlarda, son çıkan otomobil ve SUV tarzı araçların artık olmazsa olmazı. Hatta Türkiye’nin ilk yerli otomobili TOGG’da boydan boya ekran var. Sorun dikkatin dağılmasıysa, ekran ekrandır; ister orijinal olsun ister sonradan takılsın…
Bu cihazlar sadece müzik dinlemek için değil, özellikle konum bulmada çok işe yarıyor. Yani cihaz yoksa mecburen cep telefonunu açıyorsunuz. Bu durumda dikkatiniz daha çok dağılabilir. Ayrıca eller serbest modu sayesinde telefon görüşmelerini, telefonunuzu elinize alıp kulağınıza götürmeden, cihazın hoparlör ve mikrofon sistemini kullanarak yapabiliyorsunuz. Sürüşe engel bir durum söz konusu değil.
Daha birçok detay var. Ve bu sistem zaten yeni çıkan birçok araçta standart özellik olarak sunuluyor. Bu açıdan baktığımızda, multimedya sistemlerinin yasaklanması teknolojinin gidişatına, çağın gereksinimlerine aykırı. Yani teknik açıdan çok cahilce bir yasak.
Sosyal açıdan ise tam bir fecaat.
Neden mi?
Bu sistemleri artık birçok sürücü kullanıyor. Kullanmak zorunda. Yeni araçların zaten orijinalinde ses ve görüntü sistemi mevcut. Ancak daha çok eski model araçlarda mecburen sonradan taktırıyorsunuz. Ve multimedya sistemlerini kullanan sürücülerin çoğu genç. Yasak birden çıkınca herkes panikle söktürme telaşına girdi ya da ne yapılacağını kara kara düşünmeye başladı. Çünkü hem para harcanmış hem de işe yarıyor.
Hâliyle bu çaresizlik hızla büyük bir tepkiye dönüştü.
Planlasanız ancak bu kadar sürücünün tepkisini alabilirdiniz.
Paranoyak değilim ama ister istemez aklıma şu geliyor: Acaba bu saçma sapan yasakla hükümete, hükümet içinde birileri tuzak mı kuruyor? Çünkü yukarıda saydığım sebepleri herkes rahatça bulabilirdi.
Durduk yere bu kadar insanın tepkisini toplamak niye?
Bu arada düzenlemede mantıklı olan kısımlar da var. Mesela aracın bagajına konan subwoofer ve kutu bas gibi aksesuarların yasaklanması veya çok koyu cam filmlerinin kullanımının engellenmesi gibi…
Tıpkı egzozda olduğu gibi abartılı, insanları rahatsız eden sürücülere ceza tabii ki yazılsın. Ama topyekûn “yasakladım” demek akıl işi değil.
Zaten tepkiler üzerine düzenleme geri çekildi ya da ertelendi.
Peki şimdi ne olacak?
Son gelen haberlere göre araçlarda kullanılan multimedya, ses ve görüntü sistemleriyle ilgili yeni bir yönetmelik hazırlanıyor.
Daha mantıklı, herkesin faydasına olan bir düzenleme yürürlüğe girecek. Bu ay sonunda çıkması beklenen yeni yönetmelikte, navigasyon ve telefon kullanımı gibi kolaylıklar sağlayan multimedya ekranların takılmasına izin verilecek. Mevcutların da sökülmesine gerek yok.
Yani aklın yolu bir; yanlıştan dönülmüş olacak.
Trafik kazalarında Türkiye’de her yıl yaklaşık 300 bin kişi yaralanıyor, yaklaşık 5 bin vatandaş ise hayatını kaybediyor.
Bunun en aza inmesi herkesin dileği. Ancak kazaların önüne geçmenin yolu bu değil.
Daha mantıklı, daha uygulanabilir önlemler emin olun tepki değil, takdir görecektir.