Ali Koç’un oğlu iPhone 13 kullanıyor! Bu hikâyede bir ders var

Abone Ol

Türkiye’nin en zengin iş insanlarından biri olan Ali Koç’un oğlu Kerim Rahmi Koç’un kullandığı telefon birçok sitede haber konusu oldu. Açıkçası haberi okurken ben de şaşırdım. Çünkü iPhone 13, 2021 yılında yani 5 yıl önce piyasaya sürüldü. Hatta ben de geçici bir dönem kullanmıştım. Klasik iPhone kalitesi… Açıkçası bu markayı pek sevmiyorum. Sanki kontrol sizde değilmiş hissi veriyor. Çünkü zaten öyle… Zamanla pil sağlığının gelen güncellemelerle birlikte azaldığı daha önce gündeme gelmişti.

Çinli Huawei bir dönem iPhone’un önüne geçince hemen ABD’den hamle geldi. Huawei’nin Google Mobil Servislerini kullanması engellendi. Dünyanın en iyi telefonu olma yolundaki Huawei’nin böylece satışlarında büyük düşüş yaşandı. Derken iPhone tekrar en çok tercih edilen marka haline döndü.

ABD’nin bunu yapmasının tek sebebi ekonomi değil. Olabildiğince daha çok insanda iPhone olması, ABD’nin güvenliği ve dünyayı takibi açısından çok önemli. Detayları biraz araştırırsanız, bulduğunuz konum sizi şu an devam eden İran savaşına kadar götürecektir.

Ama bizim asıl mevzumuz bu değil.

Kerim Rahmi Koç’un iPhone 13’ü herkesin dilinde. Soru şu: Türkiye’nin en zengin ailesinin varisi, nasıl olur da iPhone 17 değil de iPhone 13 kullanır?

Haberde; “Bahis soruşturması kapsamında tutuklanan Mert Hakan Yandaş'ın duruşması için adliyeye gelen Kerim Rahmi Koç'un iPhone 13 kullanması sosyal medyada gündem oldu. Paylaşımlarda kullanıcılar, ‘Çok mütevazı, istese son model telefonu alabilir’ gibi yorumlarla genç varisin sade tarzını övdü.” ifadeleri yer alıyor.

Peki Kerim Rahmi Koç’un yaptığı normal mi? Çok mu cimri, ya da numara mı yapıyor? İstese en kralını alır. Hatta fabrikasını alır!

Vallahi her ne yapıyorsa iyi yapıyor. Aslında farkında olmadan büyük bir ders de veriyor. Ali Koç'un oğlu bile iPhone 13 kullanıyorsa, demek ki iPhone 17’ye gerek duymuyor. Demek ki yetiyor. İşini görüyor. Zaten önemli olan da bu değil mi?

Lüks merakı, harcama çılgınlığı kapitalist şirketlerin en önemli silahı. Ve lükse, harcamaya yatkın profilleri çok seviyorlar. Şunun farkındalar… Marka, kişinin kendini bir başka boyutta ifade etmesi demek.

Biriyle ilk kez tanıştığınızı düşünün. Masaya koyduğu telefon iyi bir markaysa, ilk intiba olumluya dönüyor. Marka, kişinin saygınlığını geçici olsa da etkiliyor.

Ama asıl mesele tabii ki kişilikte… Saygınlığınızın devamı, kültür seviyeniz ve davranış biçiminizde saklı. Kalıcı olan saatinizin markası, arabanız ya da telefonunuzun özellikleri değildir. İnsana değer katan en önemli unsur karakteridir.

Yani zengin olmak ya da zengin görünmek kişiyi değerli kılmaz. Mütevazı olmak ve mümkün olduğunca “ayağını yorganına göre uzatmak” meziyettir.

Bu arada “ayağını yorganına göre uzatmak” demişken hikâyesini merak ettim. Bu söz nasıl ortaya çıkmış, hangi hayat tecrübesinin bir sonucuymuş?

Dünyanın gittiği nokta, ülkemizin ekonomik gidişatı, bu hikâyeyi daha anlamlı kılıyor.

Hikâyeyle sizi baş başa bırakayım.

Ağanın biri, üzerine örttüğü yorganların küçüklüğünden şikâyet edip duruyormuş. Yüklükte ne kadar yorgan varsa hanımına çıkarttırmış. Her birini tek tek örtmüş, ancak sabah kalktığında:
“Bu da kısa geldi, ayacıklarım buz kesti.” demiş.

Sonunda civarda ne kadar yorgancı varsa hepsini toplamış. Onlara nasıl bir yorgan istediğini anlatmış. Kim arzu ettiği yorganı yaparsa ona büyük mükâfat vadetmiş. Yorgancılar gitmişler, haftalarca çalışmışlar ve yaptıkları yorganları ağaya getirmişler. Ağa her yorganı denemiş, ancak hiçbiri istediği gibi olmamış.

“Şehirde yaşlı bir yorgancı var, bir de ona soralım.” demişler. Yaşlı yorgancıya gidip olan biteni anlatmışlar. Yorgancı:
“Siz şimdi gidin, ben yorganı tamam eder getiririm.” demiş.

Aradan üç beş gün geçmemiş ki, yaşlı adam sırtında orta boylu bir yorganla çıkagelmiş. Ağa, yorganı görünce:
“Dedem, bu senin yorganın küçüklüğü buradan belli.” demiş.

Yorgancı:
“Sen hele şuracığa bir uzan, ben yorganı kendi ellerimle üzerine örteceğim.” demiş.

Ağa yatmış, yorgancı da yorganı üzerine örtmüş. Bakmışlar ağanın ayakları yorganın dışında kalmış.

Ağanın “Bak gördün mü?” demesine fırsat kalmadan, yorgancı yanında getirdiği ince bir kızılcık dalı ile ağanın ayaklarına vurarak şöyle demiş:
“Ağa da olsan, bey de olsan ayağını yorganına göre uzatacaksın!”

{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }