İYİ Parti'den Manisa'da 3. kuruluş yıl dönümü etkinliği

banner297

İYİ Parti Manisa İl Başkanlığı tarafından düzenelenen 3. kuruluş yıl dönümü etkinliklerinde, il ve ilçe teşkilatları bir araya gelerek kutlama yaptı. Kutlamaya katılan Yeniçağ Gazetesi yazarlarından Murat Ağırel de kutlama sonrası söyleşi ve imza etkinliğinde vatandaşlarla buluşarak hem önemli açıklamalarda bulundu hem de okurlarının kitaplarını imzaladı.

MANİSA 25.10.2020, 09:24
İYİ Parti'den Manisa'da 3. kuruluş yıl dönümü etkinliği

İYİ’ler 3. yıl kokteylinde Murat Ağırel’i ağırladı

İYİ Parti Manisa İl Başkanlığı tarafından partinin 3. kuruluş yıl dönümü etkinleri kapsamında, bir çay bahçesinde kutlama partisi, ardından da kutlama için Manisa’ya gelen Yeniçağ Gazetesi Yazarı Murat Ağırel’in imza günü ve söyleşi etkinliği gerçekleştirildi. Programa, Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel, İl Başkanı Hasan Eryılmaz, CHP Manisa İl Başkanı Hasan Eryılmaz, ilçe başkanları, parti üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Partisinin 3. kuruluş yıl dönümü anısına açıklamalarda bulunan İYİ Parti Manisa İl Başkanı Hasan Eryılmaz, İYİ Parti’nin büyüyerek ilerlerdiğini belirterek,  “İyi Parti ilerliyor, İYİ parti yükseliyor. Türkiye’nin, memleketin, milletin geleceği adına sizlerleyiz” dedi.

“İLİKLERİMİZE KADAR SOYULUYORUZ”

Eryılmaz’ın konuşmasının ardından söz alan Yeniçay Gazetesi Yazarı Murat Ağırel, işlemediği bir suç yüzünden 6,5 ay cezaevinde kaldığını anlattı. Ağırel,” İşlemediğim bir suçtan dolayı yargılandım. Sebebi ise yazdığım son kitabım Sarmal. Neden dolayı tehdit unsuru gördüler bunu anlatmak istedim size. Çünkü iliklerimize kadar soyuluyoruz. Coğrafya gereği o kadar büyük zenginlik içerisindeyiz ki ve o kadar zengin bir ülkeyiz biz. Kamu kaynakları eşit dağıtılmış olsa zenginlik ve refah içerisinde yaşayacağımız bir toplumda ne yazık ki yokluk ve yoksulluk içerisinde yaşıyoruz. Bunun yegane sebebiyse devlet kurumlarının yağmalanması, kamu kaynaklarının siyasi yakınlıklardan dolayı ilgili kişilere aktarılması. Sadece sebep bu. Ve bunu  toplum huzurunda vatandaşların bilmesini istemiyorlar. Bundan dolayı da bunları gündeme getiren her kim varsa da bir şekilde ya dava açarak ya  döverek ya da bir şekilde korkutarak susturmaya çalışıyorlar. Bunları yapmayan kişilerse ne yazık ki vatan haini yada bir şekilde başka ithamlarla suçlanıyor. Cumhuriyet çok büyük bir tehlike de. Ben Türk milliyetçisi Kemalist bir devrimciyim. Bunu söylerken de gururla söylüyorum. Siyasi partilerin sağcısı solcusu ismi ne olursa olsun inanın şu anlamda şu konjektürde çok büyük bit ehemmiyeti yok toplum açısından.  Bizler açısındansa  korumamız gereken birer kale haline geldi partilerimiz. Bunların başında İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi toplum nezdindeki en önemli ve değerli partilerden biri. Görüyorsunuz ki şu anda iktidarda bulunan siyasi güç bu partilerin yok olması ya da toplum nezdinde bir şeyleri şeytanlaştırıp uzaklaştırılabilmesi için elinden gelen her şeyi yapıyor. 18 yıldır sistemli olarak Cumhuriyet devrimleri saldırı altında. Bütün devrimlerimiz tehlikede” dedi.

“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI YAPBOZ GİBİ”

Milli eğitim sistemine de değinen Ağırel, “Milli Eğitim Bakanlığı yapboz gibi.Çocuklarımız hangi sistemde eğitim aldıklarını farkında değiller. Kitaplarını incelediğiniz zaman tarihsel kültürümüz özellikle de Türk kültürü yok sayılıp sadece araplaştırılıp biraz daha arap  kültürünün objeleri milli eğitimin içerisine yerleştirip çocuklarımıza bu dikte edilmeye çalışılıyor. En son mevcut iktidarda bulunan partinin yapmış olduğu bir reklam var. Sosyal medyada yayınladıkları siz kendinizi nasıl tarif ediyorsunuz diye gençlerle ilgili bir video yayınladılar. Başlangıcı Arap çöllerinde başlıyor deve sırtında. Biz Türküz. Türkler, deve sırtında değil, at sırtında ok atarak başlamıştır. Türklerin kültüründe deve yoktur, çöl yoktur. Yeşillik vardır, umut vardır. Bize bu kültürü dayatmaya ve eğitim sistemimizi yok etmeye çalışıyorlar” diye konuştu

Türkiye’deki ekonomiyi de eleştiren Ağırel, “Ekonomimiz şu anda yerlerde. Ve bu bir şekilde gizlenmeye ve insanlara bunun böyle olmadığını anlatmaya çalışıyorlar ve inandırıyorlar. Anadolu’ya gittiğiniz zaman bu insanlar inanıyorlar. Çünkü kendilerine bir şekilde fayda sağlayacak yardımlar yapılıyor. Ama bu yoksulluğun  en büyük nedeni hırsızlık. Ben israf denilmesine karşıyım. İsraf sadece siyasette söylenmesi moda olan ve hırsızlığın yumuşatılmış hali gibi görüyorum ve her yerde de itiraz ediyorum. Bunun adı hırsızlık. Hırsızlığa israf diyemezsiniz.İsraf başka bir şeydir. İsrafın dinimizde de yeri vardır. Bunun karşılığı olarak söyleniyor ama ben buna karşı geliyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca hiç bu kadar sistemli bir şekilde soyulmamıştı. Cehalet hiçbir dönemde bu kadar cüretkar olmamıştı. Ve bunun için haykırıyorum ben. Bütün yazdığım yazılarda da, kamunun, yoksulun hakkının nasıl yendiğini anlatmaya  çalışıyorum” ifadelerine yer verdi.

Ağırel, Şöyle devam etti: “Cumhuriyetin korumaya çalıştığımız diğer değerlerinden biriyse milli güvenlik ve ordumuz. 2007 yılında sistematik şekilde saldırıya uğradık. İlk olarak 3 Temmuz süreciyle başladı. Ordumuzda şerefli, namuslu komutanlarımızın kafasına çuval geçirildi. Ardından bütün şerefli Türk subaylarının hepsi 2007 yılından itibaren balyoz, ergenekon askeri casusluk bunun gibi davalardan dolayı tutuklandı, ceza evlerinde kaldı. Ben de Ergenekon davasından 15 yıl boyunca yargılandım. Benim oğlum cezaevine girdiğimde bir yaşındaydı. Ben beraat ettiğimde 15 yaşındaydı. Bu davalardan geçti bu ülke ve hala sistematik şekilde bütün kurumlarımız ve devrimlerimiz yıpratılıyor.Verdiğimiz kavga ifade özgürlüğü kavgası. Verdiğimiz kavga bizim çocuklarımızın geleceğinin kavgası. Bu kavgayı omuz omuza sırt sırta vereceğiz. Kim ne derse desin ayrışmayacağız. Birleşerek büyüyeceğiz. Birleşerek, inanarak birbirimizle çoğalacağız.”

Yorumlar (0)
18
parçalı bulutlu