HORASANLI İBRAHİM SEYDİ DEDE


Naci Yengin

Naci Yengin

14 Mart 2019, 10:55

Anadolu’nun binlerce gönül eri vardır ve bizler bunlardan bihaber yaşarız!
Ne bir gam ne de sancı duymadan geçen zaman aleyhimize işler.
Türkistan’dan Anadolu’ya binlerce gönül erini gönderen Hoca Ahmet Yesevi nam-ı diğer Pir-i Türkistan’a gönül vermiş ve onun değerlerini benimsemiş İslam’ın Türk ve Türkçe anlayışını İmam Maturidi öğretileriyle harmanlayarak tasavvuf yoluyla yayılmasına hizmet etmiş Alperenlerden bazıları da Saruhan Sancağının koynunda yatıyor!
Hoca Ahmet Yesevi ile görüşmüş olup olmamasının hiçbir önemi yok Horasan’lı İbrahim Seydi Dede’nin. Önemli olan Saruhan İlinin Türk ili olması için, şehrin Türk şehri olması adına mücadele verip vermemesi. İshak Çelebi zamanında yaşamış zamanın şeyh, veli ya da evliyalarından olduğu bilinir.  Adına zaviye bulunan erenlerden birisidir.
Hakkında çok fazla bilgi bulmak mümkün değil. Muhtemeledir ki Ulu Camiinin yakınlarına gömülmek istemiş. Ulu Caminin önünde Manisa’yı her daim gözlemeye devam etmektedir.
İnsanların her gün önünden, üzerinden geçtiği Ulu Camii’nin alt tarafında yapayalnız, dua bekler halde… Gelip geçeni kontrol eder gibi duruyor!
14. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış Horasanlı İbrahim Seydi Dede.
Büyük bir ihtimalle Manisa’nın kuşatılma sırasında Saruhan Bey’le birlikte olan ve ona ışık olanlardan birisidir.
Bir rivayete göre de Saruhan Bey’in sancaktarlığını yapan alperenlerden birisidir. Vak Vak Tekkesi ve Çeşmesinin karşısında onarım geçiren Seyit Hoca Mescidi tertemiz… İnsanın içini ısıtıyor sadeliği ile.
Gösterişsiz ve Saruhan İlini tepeden bakan Ulu Camii’nin biraz alt tarafına düşen yol kenarında sessiz sedasız gönül erlerini bekliyor.Horasanlı İbrahim Seydi!
Horasanlı İbrahim Seydi Dede’nin mezarı garip ve kimsesiz!
Bir hayırseverin yaptırdığı anlaşılan mermer taşın üzerinde sadece Horasan Erenlerinden İbrahim Seydi Dede yazıyor!
Kimdir, kimin nesidir? Hiçbir bilgi yok mezar taşında.
Madem böyle değerli insanlar yaşadı bu şehirde, 700 yıldan fazladır mezarı ve mescidi korundu o zaman vakıflar, üniversite veya her kimse bir satırlık bir yazı bir bilgi koyar ve insanların merakını gidermeleri gerekmez miydi?
Hastalığımız sadece kişilerle ilgili değil. Bu işi görev kabul eden ve bu işten geçinen araştırmacılar, vakıflar, kültür ve tabiat varlıklarını kurtarma sevdalıları… Onlar nerede?
Manisa’nın tarihini araştıranlar, şehri yönetenler gidip görsünler Ulu Camii ve çevresini!  Konuşsunlar Değirmendere sakinleriyle… Acı gerçeği hem de tarihi yağmalamanın Vandalizm’e dönüştüğünü anlayacaklardır!
”Abi biz bunlara karşıyız. Adamlar durmadan çeşme yapmış türbe yapmış. Ancak şu anda bunların yeri yok buralarda. Biz de fırsat buldukça yıkıyoruz bu tarihi çeşme ve duvarları…”  Bu sözleri duyan kulaklar daha acı ne duysun!
Kenarda isimsiz bir çeşme, yıkılmaya yüz tutmuş bir bina, bir duvar ya da yeni yapılmakta olan inşaatın temellerinde tarihi eserlerden çalındığı belli olan taşlar… Daha neler saymalıyım… Gidin bakın, kendi gözlerinizle görün ne demek istediğimizi.
Laf başı geldiğinde modern Avrupa’yı örnek gösterenler gitsinler Avrupa’da tarihi eserlere yan gözle dahi bakılamayacağını!  Ama bize gelince işler değişiyor.
Tüm samimiyetimle söylüyorum tarihi ve kültürel dokuya kayıtsız kalmayacak, şehirde kültür ve sanata destek verecek; yazarlar, konferanslar, tiyatro, gösteri, resim, sergi… Şehirle ilgili süreli yayınlar yapacak, kitaplar basıp yayımlayacak ve şehri eski hüviyetine kavuşturma, yeniden yaşanır hale getireceği sözünü verecek belediye başkanı adaylarına oyumu vereceğim.
Bu şehir bu kadar talanı hak etmiyor! Bu şehir yeniden Şehzade Şehir olmayı hak ediyor.

Diğer yanda Vak Vak Tekkesi olarak bilinen Kınalızade Şeyh Süleyman Efendi tekkesi çocuk kütüphanesi yapılmıştı bir zamanlar, hem de ne kütüphane. Kapısında kocaman iki tane kilit asılı kütüphanenin! Hani çocuklar kitap okuyacaktı bu kütüphanede? Kütüphaneden geriye ne kaldı, yıkılmaya yüz tutmuş tarihi bir tekke binası! İshak Paşa Çocuk Kütüphanesi!  Bari bu tarihi mekâna sahip çıkalım…
Horasandan Saruhan Sancağına, Saruhan Sancağından Şehzade Şehrine… Bu cümlenin sonu Şehzade Şehir ’den yıkıma mı gidecek diye korkuyor ve nokta koymuyorum!
Şehzade Şehirde yaşamak için şehre sahip çıkmak ve şehirde yaşamaya yüzümüzün olması gerekir. Aksi halde şehirde yaşamanın bir anlamı yoktur. Şehre kültürel yatırımlar yapılmayacaksa, tarihi doku korunmayacaksa şehri bize bırakın!
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
çok haklısınız - 2 ay önce
Naci bey ; yine şehir görünümlü ama büyük bir köy mantığı ile yaşayan Manisa'mızın çok önemli bir konusunu gündeme taşımışsınız. Teşekkür ederiz. Yıllardır yiğitbaşı Veli Hazretlerinin türbesinin durumu da malum. oysa şehrimizin manevi yüzleri, kültürel yüzleri, yerin üstündekiler kadar altındakiler de değer katıyor şehrimize ama biz şehir kültürü sahibi değiliz ki bu değerlerimizi koruyamıyoruz. Adı şehzadeler şehri olan şehrimizde o dönemi yansıtan ne var acaba? İl dışından bir misafirimiz geliyor şehzadeler şehri manisa, saruhan sancağı hadi gezdirelim ama iki cami bir mevlevihane dışında korunan kamuya açık doğru düzgün yarınlara taşınan tarihi eser yok. Size gündeme değer bulduğunuz için tekrar teşekkür ederim
Avatar
Manisa'lı - 2 ay önce
Nasıl ki Hz Mumammed'in (as)vefatı sonrası 100 bini aşkın sahabenin sadece 7 bini Mekke ve Medinede kalmış diğerleri yüreklerindeki yangını ve diriltici solukları dünyanın en ücra köşelerinde yaşayan insanlara duyurabilme adına yola revan olmuş ve hicreti vazife edinmişlerse ,onların 13.y.yıl izdüşümleri olan Ahmed i Yesevi hz ve Alperenleri de aynı vazifeyi bihakkın eda etimşlerdir.Her gittikleri çorak gönüllere ve arazilere ümidi,aşkı ,heyecan ve helecanı taşımışlar ve cennetasa ortamlar inşa etmişlerdir.Lakin bugün bu büyük kişiliklerin ifa ettikleri tarihi vazifeyi kavrama ve anlamadan çok uzak bizler en azından anılarına bile sahip çıkmıyor ve çıkamıyoruz.Adeta tarihi yağmalayan sırtlanlar gibi birer karabasan gibi çökmüşüz bizi biz yapan dinamiklerin ve mananın üstüne birer harami gibi...