Manisa'da 15 tarım işçisinin öldüğü kazanın acısı ilk günkü gibi taze

banner297

Manisa'nın Gölmarmara ilçesinde 2015 yılında tarım işçilerini taşıyan kamyonetle süt tankerinin çarpışması sonucu 13'ü kadın 15 kişinin hayatını kaybettiği kaza, mağdurların yüreğinde ilk günkü acısıyla duruyor.

Gölmarmara 10.05.2021, 11:29
 Manisa'da 15 tarım işçisinin öldüğü kazanın acısı ilk günkü gibi taze

MANİSA (AA) - AHMET BAYRAM - 
Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Çökelek Mahallesi'nde yaşayan bir grup kadın, asma yaprağı hasadı için 6 Temmuz 2015 sabahının ilk ışıklarıyla, 45 SA 3779 plakalı açık kasalı kamyonete binerek yola çıktı.

Tarım işçilerini taşıyan kamyonet, Gölmarmara ilçesine bağlı Hacıveliler Mahallesi'nde karşı yönden gelen Ercan İşleli yönetimindeki 09 DZ 344 plakalı süt tankeriyle çarpıştı.

Kazada Seydi Aydın (52), eşi Ayşe Aydın (47), Nesrin Aydın (27), Keziban Uysal (67), Fadime Orhan (48), Zeynep Uysal (32), Ummuhan Uysal (30), Nuriye Kaya (40), Burak Kaya (15), Ümmü Demirkol (38), Zeynep Zengin (35), Azize Kars (52), Ayşe Yaşar (40), Zekiye Çetin (54) ve Yıldız Öztürk (41) olay yerinde yaşamını yitirdi. Süt tankeri şoförü Ercan İşleli ile kamyonetteki tarım işçilerinden Gülderen Kılınç yaralandı.

Kamyonete çarparak 15 işçinin ölümüne neden olmaktan tutuklanan ve "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamasıyla 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan süt tankeri şoförü Ercan İşleli, kazanın tek kusurlusu olarak gösterildi.

Kazayla ilgili Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 29 Eylül 2016'daki karar duruşmasında tanker şoförü İşleli'ye 15 yıl hapis cezası verildi.

Yakınlarını yitirenlerin yaşadığı Çökelek Mahallesi sakinleri ise, kazanın neden olduğu travmadan kurtulabilmiş değil.

Gülderen Kılınç: "Keşke çocukları öksüz kalmasaydı"

Kamyonetten sağ kurtulan tek kişi olan 61 yaşındaki Gülderen Kılınç, yaklaşık iki ay süren tedavi ile yaşama tutundu.

Kazanın ardından oluşan belindeki rahatsızlık nedeniyle halen yürümekte, hareket etmekte güçlük çeken Kılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaza anına ilişkin hiçbir şey hatırlamadığını söyledi.

Kaza anında bilincinin yerinde olmadığını aktaran Kılınç, şöyle dedi:

"Salihli Devlet Hastanesine götürmüşler. Dalağım patlamış, iç kanama geçirmişim, kaburgalarım kırılmış, akciğerime batmış, belimde, ayağımda ve kolumda çatlaklar varmış. Bir sürü ameliyat olmuşum. Sonra Manisa'da Devlet Hastanesine sevk edilmişim. Manisa'da 40 gün yoğun bakımda kalmışım, 40 gün sonra taburcu ettiler. 2 ayda anca kendime gelebildim. Eve geldiğimde arkadaşlarım öldüğünü benden sakladılar. Keşke arkadaşlarım ölmeseydi. En azından benim gibi sakat olsalardı da çocuklarının başında olsaydılar, çocukları öksüz kalmasaydı."

Acılar ilk günkü gibi

Kazada eşini ve baldızını kaybeden Çökelek Mahallesi Muhtarı Kamil Uysal, büyük acı yaşadıklarını dile getirdi.

Kamil Uysal, "Bizim acımız ayrı, çocuklarımızın acısı apayrı. Ben kaza günü çocuklarıma haberi veremedim, anneniz öldü diyemedim. Mahallemizde 27 çocuk öksüz kaldı." ifadelerini kullandı.

Kazada tam kusurlu olan tanker şoförünün aldığı cezanın yetersiz olduğunu savunan Uysal, "O gün için yollar bölünmüş değildi. Tek şeritti, sadece gidiş ve geliş vardı. Belki yol bölünmüş olsa bu kadar kayıp olmayacaktı." diye konuştu.

Mağdurlardan Ersan Yaşar da eşini, ablasını ve yeğenini kazada yitirdiğini belirterek, "Acı haber üzerine herkes çok perişan oldu. Çocukların psikolojisi çok bozuldu. Bir anda 15 kişinin ölmesi veya bir evde iki üç kişinin gitmesi daha acı. Çocuklar annelerine soruyorlardı her gün soruyorlardı." ifadelerini kullandı.

Ertuğrul Uysal ise o günü unutamadığını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Eşimle çocuklarımıza daha güzel bir gelecek sunabilmek için çalışıyorduk. O tarım işçisi olarak çalışıyordu. Çocukların 7 yılı anne siz nasıl geçtik anlatmak gerçekten çok zor. Ben çocuğumu gördükçe bir başka anne de kızını sevdiğini görünce anlatamıyorum bunu anlatamam. Çocuklarımın biri 7, diğeri 11 yaşındaydı. Hala atlatamadılar bazı travmaları."

Kazada eşi Nuriye ile 15 yaşındaki oğlu Burak'ı yitiren Hasan Kaya, kazadan sonra yaşamlarının yıkıma uğradığını anlatarak, "Eşimin ve Burak'ın ölümünden sonra ailemden diğer oğlum ve ben baş başa kaldık. Allah'tan sabır istedik, zor günler geçirdik." dedi.

"Eşimin son sözü: 'Çocuklar sana emanet' oldu"

Olay günü 9 yaşında olan kızının geçirdiği travmanın etkisiyle kazadan kendisini sorumlu tuttuğunu aktaran Mustafa Öztürk. şunları kaydetti:

"Çocuğum bacaklarıma vurarak 'Annemi işe sen yolladın. Senin yüzünden kaza oldu, annem senin yüzünden öldü' dedi. Çocuğumun bu söylediği hiç aklımdan gitmiyor. Benim de psikolojim bozuldu. Çocuğumun 'annemin yanına gideceğim, üzerini örtmeye gideceğim' diye uykudan kalktığı zamanlar oldu. Öyle günler yaşadık. Eşim, olay günü sahurda 'Seninle son kez çay içelim' dedi. Ben çok şaşırdım. Sabah evden ayrılırken de 'Çocuklar sana emanet' dedi. Son söz bu oldu. Ben şok oldum, sonra kapıyı kapattı, gitti ve bir daha gelmedi."

"Her ihtiyaçlarını görsem de anne sevgisini veremiyorum"

Gelinini kaybeden Emine Uysal da kazadan sonra 4 torununa annelik yaptığını dile getirerek, "Analık yapmaya çalışıyorum, her ihtiyaçlarını gideriyorum ama anne sevgisini veremiyorum. Çok zor, Allah kimsenin başına vermesin. Torunlarım başka çocuklar, annelerine 'anne' dedikçe boyunlarını büküyor." diye konuştu.

Yorumlar (0)
26
açık