14.01.2021, 23:21

Basının karşısına çıkmak 

Prof. Dr. Ahmet Ataç, 27 Temmuz 2019 tarihinde Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğüne atandığında çoğumuz onu çok iyi tanımıyorduk. Neler yapacağını görmek için biraz zaman gerekiyordu. 
Ve neredeyse bir buçuk yıl oldu. Rektör Ataç ile ilgili yavaş yavaş kafalarda bir imaj oluşmaya başladı. 
Bugüne kadar üniversitede rektörlük görevlerini üstlenen isimlerle ilgili şöyle bir genel beklenti vardı;
Şehirle barışık, kamuoyundan kopuk olmayan, öğrenci ile şehri buluşturan, öğrencilerin şehre şehrin öğrencilere faydalı olmasını sağlayabilen ve mümkünse şehrin üretim çarkına akademik katkı sağlayabilecek bir rektör ya da yönetim tarzı... 
Bu beklentinin oraya çıkmasında şehirle barışık olmayan, kamuoyundan kopuk, öğrenci ile şehri daha da uzaklaştıran, karşılıklı faydadan bihaber, OSB ile zaten hiçbir ilgisi olmayan rektörlerin rolü var mıdır acaba? 
Üniversitenin kurulduğu 1990'lı yıllardan bu yana sadece yönetimsel açıdan değil her anlamda maalesef talihsiz bir süreç yaşandı. 
Manisa Celal Bayar Üniversitesi hem fiziken hem de fikren yanlış temeller üzerinde kurgulandı. Manisa bir üniversite, bir öğrenci şehri olma maçına 1-0 yenik başladı.  
Şehrin alakasız yerlerine dağılmış bir üniversiteyi, dağın başında bir yerleşkeye toplamaya çalışmak ve bütün enerjiyi buna harcarken akademik ve bilimsel açıdan gerilerde kalmaktan ibaret bir geçmiş.  
Üniversiteyi şehirden koparmak için dolaylı olarak herkes elinden geleni yaptı sanki. Ve ortaya Eskişehir gibi bir öğrenci şehri hayal ederken mevcut durum çıktı. 
Yani hayaller Eskişehir gerçekler Muradiye yerleşkesi!   
Hiç şüphesiz Celal Bayar Üniversitesi iyi bir rektöre ihtiyaç duydu. Ya da biz şehirden bakarken öyle hissettik. Ama bu beklenti bir türlü karşılanamadı. Hatta zaman zaman gelen gideni arattı. 
Dün, Rektör Ahmet Ataç’ın basın toplantısını izlerken yukarıdaki özet vardı aklımda. 2020 yılı içinde neler yaptığını anlatırken kendi kendime “Herhalde yeni bir özet oluşuyor” diye mırıldandım. 
25 Ağustos 1971 yılında Kahramanmaraş’ta doğan Ahmet Ataç’ın 1994-1999 yılları arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmış olması çok değerli bir başlangıç. Daha sonra da 2002-2009 yılları arasında Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünde Yardımcı Doçent, 2009-2015 yıları arasında Doçent ve 2015 sonrası Profesör olarak Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde akademik hayatına devam etmiş. Ayrıca, Manisa Celal Bayar Üniversitesi “Eğitim Fakültesi Dekanlığı, Gördes MYO Müdürlüğü, Manisa MYO Müdürlüğü, Üniversite Senato Üyeliği, Anabilim Dalı Başkanlığı, Fen-Edebiyat Fakültesi Uzlaştırma Kurulu Üyeliği, Manisa CBÜ Yüksek Öğrenim Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği, Fizik Bölüm Başkanlığı gibi görev ve sorumluluklar üstlenmiş. Ve 27 Temmuz 2019 tarihinde rektörlüğe atandığında en önemli avantajı hiç şüphesiz bu süreç oldu. 
Üniversitede tabiri caizse çıraklık ve kalfalık dönemlerinin ardından sıra ustalığa gelmişti. 
İlk göreve geldiğinde işte en çok merak edilen de buydu. 
Bu bakımdan basın toplantısı bize gözlem ve analiz yapabilme fırsatı sundu.   
Ahmet Ataç’ın yönetim tarzı ve anlattıklarından çıkan en önemli detay şu; 
Geçmişte görev yapan rektörlerin artıları ve eksileri çok iyi analiz edilmiş. Artılarını devam ettirmek eksilerini ise artıya çevirmek için çabalayan bir rektör izledik toplantıda.  
Şu gerçeğin farkında olmalıyız… Rektör Ataç’ın başarılı olması şehre kazandırır, başarısız olması ise kaybettirir.
Çünkü;  
45 bini aşkın öğrencisi olan bir şehrin öğrenciye dayalı bir ekonomik geliri olmalı. Manisa bu bakımdan bir hayal kırıklığı içinde… Öğrencilerin Manisa’dan kopuk olduğu, Manisa esnafına, çarşısında öğrenci potansiyelinin çok da fayda sağlamadığı gerçeğinin farkında olunması çok önemli. Bu eksikliği gidermek için öğrenciler için Manisa turları başlatılmış. Pandemi başlayınca bu gezilere ara verilmiş. Bence bu sürecin sağlık şartları uygun olur olmaz yeniden başlatılması elzem. 
Pandemi sürecinde üniversitenin dezenfektan üretimini üstlenmesi, öğrencilere yönelik çok hızlı bir şekilde uzaktan eğitim hizmeti verilmesi bir organizasyon işi.
Başarılmış…    
OSB ile üniversitenin, akademisyenlerin yani bilimin gücünün birleştirilmesi çabaları bence yapılmış en anlamlı iş. Rektör Ataç’ın “İş adamlarıyla akademisyenleri aynı masa etrafında topladık” ifadesinin güzel sonuçlar verdiği ve vereceğini şimdiden söylemek mümkün.  
Ha bu arada hatalar da yapılmadı değil. Kimsenin hatasız olması beklenemez. 
Ancak 1,5 yıl çok uzun bir süre değil. 
Burada Ahmet Ataç’ın basının karşısına çıkıp tüm soruları yanıtlama cesareti anlamlı. Bu bir özgüvendir. Öncekilerin bizi alıştırdığı bir tavır da değildi.  
Muradiye yerleşkesi başta olmak üzere üniversitenin tüm fakültelerinin hem eğitim kalitesi hem de sosyal, kültürel ve bilimsel alanda tercih edilebilir seviyeye yükseltilmesi gerekiyor. 
Yapılabilecek mi?  
Manisa CBÜ şehrin bir parçası. Tıpkı tarım gibi, sanayi gibi...  
Üniversitenin başarısı şehre sandığımızdan çok daha fazlasını katar.
Rektör Ataç’ın her attığı adım şehrin geleceğine olumlu veya olumsuz etki yapacak.
Bunun farkında olunması bile umutlanmaya yetiyor. 

Yorumlar (1)
Rüzgar 1 ay önce
Keşke Tekonkent ile ilgili de birkaç soru sorsaydınız. Kaç firma var? Kaçı gerçekten orada faaliyet yürütüyor? Kaç tane İstanbul firması sadece vergisel avantajlarından dolayı boş ofisleri kiralıyor? Herhangi bir denetimi var mı bu işin? Neden mevcut duruma izin veriyor? Mesela...
8
açık