banner247

ORADAYDIM/2- Hakan AĞAR Yazdı...

ORADAYDIM/2- Hakan AĞAR Yazdı...

Dün yazımın sonunda maç girişinden bahsetmiştim, kaldığım yerden devam ediyorum. Maçtan 3 saat öncesinde stad çevresine gittim çünkü çok kalabalık olabileceğini tahmin ediyordum ancak asıl amacım oranın atmosferini tecrübe etmekti. Taraftarların atışmasını, tezahüratları duymak istedim. Çok da beklediğim gibi olmadı çünkü bu kulüpler zaten bu kupaları oynamaya çok alışkın takımlar. Yani bizim için Süper Kupa büyük öneme sahipken, bir Real Madrid, bir Manchester United için "Süt Kupası" kıvamında gibi geldi bana. 
DOĞU AVRUPA AMATÖRLÜĞÜ
Stad girişinde inanılmaz bir yoğunluk ve müthiş bir amatörlük vardı. Doğu Avrupa taraflarına organizasyon verilince böyle oluyor diye düşündüm. Bir Santiago Barnebau'nun, bir Wembley Stadyumu'nun bu kadar sıkış tepiş dolduğunu hiç sanmıyorum, tam bir rezaletin ortasında kaldım. 3 kategoriden tribün vardı ve benim girdiğim kapıda maçtan 2 saat önce olmasına karşın yaklaşık 5-6 bin insan sıra bekliyordu. Eh malum hava sıcak, insanlarla dip dibe sırada bekleyince sırımsıklam oldum. Maçtan 3 saat önce gittim demiştim ya, stada girişim maçtan sadece 25 dakika öncesinde olabildi. Allah razı olsun stad çevresine 3 tane ingilizce bilen insan koyduklarından nereye gideceğini o kalabalıkta bulmak biraz zor. Neyse, hayatta kaç kez böyle maça geleceğiz dedik, sıktık dişi bekledik. Ancak sonunda girdim ya, sahayı gördüğüm anda resmen ağlayacaktım. 
KANLI CANLI GÖRMEK...
Yıllardır televizyonda izlediğim o takımları kanlı canlı görme şansına ulaşmıştım. Tribünler ben girdiğimde yüzde 70 civarı doluydu ancak şov başlayana kadar tribünler tamamen doldu. Maç öncesi küçük bir Makedon şovu ve dansı vardı. Taraftarların hepsi işi içine girdi, çığlıklar yükseldi. Oyuncular sahaya çıktığı gibi İspanyollar bağırmaya başladı. Ben açık söylemek gerekirse Manchester United taraftarı olarak gitmiştim ancak rastgele gelen biletlerden dolayı Madrid tarafında düşmüşüm. Eh ne yapalım dedik, Madridista olduk mecburen. Allah'tan çok janjanlı, zor söylenecek tezahüratları filan yok da araya kaynadık. 
HER SANİYESİNDEN BÜYÜK KEYİF ALDIM
Televizyonda izlerken oyuncuların ne kadar yetenekli, taktiklerin ne kadar karmaşık olduğunu göremiyorsunuz. Özellikle kaleci vuruşlarında dikkat ettim, Manchester sol kanada doğru topu yolluyor, oyuncular oraya yığılınca Realliler de o tarafa yönleniyor, sağ kanat gerçekten bomboş kalıyor, televizyondan izleyenler çözmüştür belki. Pogba'dan, Lukaku'dan beklentim çok yüksekti ancak hiç beklentimi karşılamadılar. Hani ismini bilmeseniz Pogba da Lukaku da bu paralar etmez, onun yerine Mehmet Güven'le Umut Bulut'u alın daha iyi, en azından daha ucuz. Pogba gibi 100 milyon euro eden adamdan daha çok beklentin oluyor. Elbette maçta çok güzel çalımlar attı filan ama o kadar para eden adam maçı domine edecek, yoksa ne diye alınmış olacak ki. Aynı şekilde Lukaku da öyle. 17 yaşından beri tüm dünyanın konuştuğu o çocuk bu sene Manchester'e 85 milyon euroya mal oldu ancak o kadar güçlü olmasına karşın bomboş kaleyi kaçırdığı da oldu, pozisyonunu alamadığı da. Ancak genel olarak iki takımın da oyuncuları o kadar üst derece top kontrolüne sahip ki, her saniyesinden büyük keyif aldığımı rahat rahat söyleyebilirim. 
REAL HİÇ KAYBEDECEK GİBİ GELMEDİ
Casemiro'nun golüyle beraber avazım çıktığı kadar bağırdım. Sanırım ondan dolayı sesim maç sonunda kısıldı. İlk yarı Real bastırdı da bastırdı, İngilizler iyice geriye çöktü. 1-2 kez hızlı hücumda yakaladılar ancak onlarda da çok yavaş davrandılar. 2. yarı başladığı gibi Manchester biraz daha baskın dursa da, Isco'nun golü sanki maçı bitirdi gibi gelmişti ki, bitmedi. Zaten tüm maç 3-4 tane direkten dönen top oldu, iki tarafın da goller kaçırdığı çok oldu. Lukaku'nun hele bomboş kaleye atmak yerine, Üsküp tepelerine gönderdiği top beni çok üzdü çünkü ben maçın uzamasını, penaltılara kadar gitmesini istiyordum, hazır adamları bulmuşuz, bol bol oynasınlar. Lukaku golü atınca işler değişti ancak Real bana hiç kaybedecekmiş gibi gelmedi.
 
"CRİSTİANO CRİSTİANO"
Maçı bir kenara koyuyorum ancak herkesin orada bulunma sebebinin en büyük nedeni tahmin edeceğiniz gibi Cristiano Ronaldo'ydu. Maça yedek kulübesinde başlaması bizi üzse de gireceğini tahmin ediyorduk. Bakın; Maç 70'lerde müthiş heyecanlıydı ancak bizi en canlandıran şey, Ronaldo'nun ısınmaya çıkması oldu. Gollerde bile yaşanmayan bir sevinç yaşandı, tüm taraftarlar onu ayakta alkışlamaya başladı. Yıldız ışığı bu olsa gerek, o ısınmaya başladığı gibi herkesin gözü maç haricinde Ronaldo'yu gözlüyordu. 2-3 dakika sonra Madridliler başladı; "Cristiano, Cristiano". Asensio ve Vazquez girdikten 2 dakika sonra Ronaldo Zidane'nin yanına gitti, el işareti yaptı; "Ben giriyorum, haberin olsun" dedi sanki. Gitti hemen giyindi, yahu adam giyinirken bile dev ekranlarda maç değil, Ronaldo'nun hazırlanması gösteriliyordu. 83'te oyuna girdi, hiçbir şey yapmadı ancak 32 bin taraftar için maçın en büyük anı Ronaldo'nun oynadığı 10 dakikalık kısımdı. Böyle bir yaşayan efsaneyi gözlerimle görmek benim için de büyük şanstı. Ha ama o sahada en çok beğendiğim adam da Toni Kroos'tur, onu da söyleyeyim. Onun gibi oyunu yönlendiren müthiş bir pasörü canlı görmek harikaydı.
KALBİMİZİN ŞAMPİYONU BELLİ
Sadece bir 90 dakika için o kadar yol gidilir mi diyenler oldu ama değdi. Her saniyesine, her zorluğuna değdi. Bu efsane oyuncuları görmek her insanın hergün başına gelen birşey değil, özellikle Manisa gibi küçük bir şehirde yaşayan bir sporsever olarak. 3 günümü o kadar dolu dolu yaşadım ki hayatım boyu unutmayacağım. Bundan sonraki her Süper Kupa finaline gidip, hepsini tecrübe etmek istediğime karar verdim, tabii sağlığım el verdiği sürece. İşin spor kısmı az-çok bu kadardı ancak haftaya da küçük bir "Nereler gezilir, neler yenir" yazısı yazacağım, onu da okumaya beklerim. Süper Kupa'nın şampiyonu Real Madrid oldu ancak kalbimizin tek şampiyonu belli; MANİSASPOR. 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.