DİSK-BAŞKANI'NDAN AÇIKLAMA

Manisa'nın Soma ilçesinde düzenlenen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu(DİSK) Başkanlar Kurulu toplantısı öncesi basın toplantısı düzenleyen DİSK Başkanı Kani Beko, "Madenler kamu eliyle işletilmelidir. Rödovans Anayasa'ya aykırıdır. Hukuksuz olarak yapılan bu sözleşmeler feshedilmeli ve rödovans uygulaması ortadan kaldırılmalıdır. Taşeron, alt işverenlik gibi uygulamalar yasaklanmalıdır" dedi.

DİSK-BAŞKANI'NDAN AÇIKLAMA

13 Mayıs 2014 Soma maden katliamının üzerinden 7 ay geçtiğini hatırlatan Beko, "Somafaciası üzerine Torunlar ve Ermenek katliamları yaşandı. 2014 yılının ilk on bir ayında en az 1723 işçi aramızdan ayrıldı. Yani Türkiye 11 ayda sadece 1 Soma katliamı değil, neredeyse 6 Soma katliamı yaşadı" ifadelerini kullandı.

"SOMA'YA KARŞI BİR SOSYAL CİNAYET İŞLENDİ"

Beko, açıklamasına, Zonguldak'taki bir maden işçisinin sözleriyle başlamak istediğini belirterek şunları söyledi: "Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık. Aşağıdaki ölüm bir olasılık, yukarıdaki açlık ise kesin'. Evet; Türkiye'de maden işçileri ölüm ile açlık arasında tercihe zorlanıyor. İnsanları bu tercihe zorlamak için kotalarla, tarım politikalarıyla Soma'da pamuğu, tütünü bitirdiler. Soma'da bir sosyal cinayet işlediler. Sonra işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri almadan insanları madenlere sürdüler. 301 işçiyi ölüme sürükleyerek bir iş cinayeti işlediler. Yetmedi. Soma Yırca'da insanların zeytinlerini yok ederek sosyal cinayete devam ettiler. Son olarak katliam yaşanan madende çalışan 2821 işçi acımasızca işten atıldı. Soma'nın acısı dinmeden, yaraları sarılmadan, sorumlular hesap vermeden, verilen söz tutulmadan 'kalan sağlar' işsiz bırakıldı. Böylece 2821 işçi arkadaşımızın yanı sıra, eşleri, çocukları, alış veriş ettikleri Somaesnafı ve aslında tüm Soma'ya karşı bir sosyal cinayet işlendi."

Amacın belli olduğunu anlatan Beko, şöyle konuştu: "Maden işçisini açlıkla, işsizlik ve ölümle terbiye etmeye çalışan bir mantık ile karşı karşıyayız. İşçiden şunu duymak istiyorlar, 'Vazgeçtik haklarımızdan, vazgeçtik hayattan, açlık sınırında ücretlerle, ölümü göze alarak yaşamaya razıyız. Buraya DİSK Başkanlar Kurulu olarak bu oyuna karşı direneceğiz demeye geldik. Biz buraya 'açlık da ölüm de fıtrat değil, çözüm var' demeye geldik. Nedir o çözüm arkadaşlar? Sonda söyleyeceğimizi en baştan söyleyelim. Çözüm madenleri TKİ'nin işletmesidir. Çözüm taşeron, hizmet alımı ve rödovansın kaldırılmasıdır. Çözüm işten atılan arkadaşlarımız da dahil tüm maden işçilerinin TKİ işçisi olmasıdır. Artık yeter! Bu rödovans, taşeron köleliğine bir son verin!"

Ülkemizde pek çok maden firmasının, taşeron ya da rödovans ilişkileri içinde üretim yaptığını anlatan Beko, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu tür işletmeler iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını tamamen maliyet kalemi olarak görmektedir. Bu firmalar maksimum karı elde etmek için en hızlı en acımasız üretim süreçlerini yaşama geçirmektir. İşçilere sürekli 'hadi, hadi' diyerek üretim zorlaması yapan bu firmalar, işçileri ölüme sürüklemektedir. İşleri bitince de işçilere 'hadi hadi' diyerek işçilere kapıyı göstermektedir. Üretim zorlaması, uzun çalışma saatleri, işçi maliyetlerinin düşürülmesi için getirilen dayıbaşılık sistemi, hep bu firmaların acımasız kar hırslarının sonucudur. Bu tespitler sadece bizim tespitlerimiz değildir. 2011 yılında yayınlanan Devlet Denetleme Kurum raporunda da madenlerde iş cinayetlerinin nedenleri tespit edilmiştir. Bu raporda en başta yer alan sorunlar 'Taşeronluk/alt işverenlik uygulaması ve üretim zorlaması' olarak sıralanmıştır. Ancak bu rapora rağmen mevcut düzen devam ettirilmiştir. Üretim zorlamasında da, rödovansda da, taşeronda da 'durmak yok, yola devam' denmiştir. Bu ısrarın sonucu olarak Türkiye'de 2008 yılından bu yana her yıl ortalama 133 madenci ölmektedir."

Tablonun korkunç olduğunu anlatan Beko, sözlerine şöyle devam etti: "Bu korkunç tabloya rağmen ülkeyi yönetenler çökmüş sistemin hiç bir işe yaramayan mevzuatında göstermelik düzenlemeler yaparak işi geçiştirmektedir. Kurdukları taşeron ve güvencesiz çalışma biçimlerini sürdürmekte ısrar edenler, bütün suçu işçilerin eğitimsizliğine ve güvensiz davranışlarına bağlamaktadır. Her türlü ahlaktan yoksun bu sermaye düzeni, bu ülkede daha kaç can alacaktır? O kadar ahlaktan yoksun bir düzenle karşı karşıyayız ki, burada Soma'da yaşanan büyük katliamın faturası da işçiye çıkarılmaktadır."

Öte yandan, katliamın ardından tek bir yetkili hakkında dava açılmadığını belirten Beko, "Bunlardan hiç biri en ufak bir bedel ödememiştir. Tüm bedeli, ölen işçilerin tesadüf eseri sağ kalan madenci arkadaşları ödemektedir. Asıl sorumlular koltuklarında oturmaya devam etmekte, maaşlarını tıkır tıkır almaktadır. Fatura sağ kalan işçilere kesilmiştir. Bu nasıl bir düzendir? Bu nasıl bir ahlaktır? Bu nasıl bir insanlıktır?"

TÜRKİYE'DE 11 AYDA ALTI Soma KATLİAMI YAŞANDI

13 Mayıs 2014 tarihindeki Soma maden faciasının üzerinden 7 ay geçtiğini anlatanBeko, şunları söyledi: "Üzerine Torunlar ve Ermenek katliamları yaşandı. 2014 yılının ilk on bir ayında en az 1723 işçi aramızdan ayrıldı. Yani Türkiye 11 ayda sadece 1 Somakatliamı değil, neredeyse 6 Soma katliamı yaşadı."

İşçi sağlığı ve iş güvenliğine dair yeni bir paket açıklandığını anlatan Beko, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu paket de konuya bir bütün olarak yaklaşmaktan uzaktır. Sorunun merkezine inmemektedir. Aksine bu paket sorunun asıl nedenini kalıcı hale getirmektedir. Çözüm diye getirdikleri paket işyerlerinde denetimi özelleştirmeye devam etmekte, madenlerde rödovansı kalıcı hale getirmektedir. İş cinayetlerine yol açan bir zihniyet, gözümüzün içine baka baka devam etmektedir. Amaç bellidir. Amaç işçinin canını değil koltukları kurtarmaktır. Yarın yeni iş cinayetleri olduğunda 'Ama biz paket açıkladık, ne yapalım işverenler uymuyor' demek için bir paket açıklanmıştır. Burada şimdiden ilan ediyoruz: Açıkladığınız paket hiçbir cinayeti önlemeyecektir ve sizi sorumluluktan kurtarmayacaktır."

DİSK olarak ve Dev Maden Sen olarak yapılması gerekenleri defalarca ilgililere ilettiklerini anlatan Beko, sözlerine şöyle devam etti: "Başbakan'a ilettik, Enerji Bakanı'na ilettik, Çalışma Bakanı'na ilettik, meclisteki partilerin tamamına ilettik. Burada sizin huzurunuzda bir kere daha tekrarlıyoruz. Madenler kamu eliyle işletilmelidir. Rödovans Anayasa'ya aykırıdır. Hukuksuz olarak yapılan bu sözleşmeler feshedilmeli ve rödovans uygulaması ortadan kaldırılmalıdır. Taşeron/alt işverenlik gibi uygulamalar yasaklanmalıdır. Sendikalaşmanın önündeki engel kaldırılmalıdır. Maden işçilerinin sendikalı olmasının, sendika seçmesinin önü açılmalıdır. Madenlerin Denetim Mekanizması bağımsız olmalı ve harcamaları kurulacak bir fondan karşılanmalıdır. Ayrıca, devletin denetimi güçlü bir hale getirilmelidir. Mevzuatımız ILO'nun madencilikle ve diğer çalışma alanlarıyla ilgili sözleşmeleri ve diğer uluslararası mevzuata en uygun bir şekilde düzenlenmelidir. Madenlerde yaşam odalarının kurulması hızla gerçekleştirilmelidir. Madencilikte Havza üretimine geçilmeli ve Havza bazlı üretim haritası çıkarılarak bütünlüklü bir madencilik üretimi kamu eliyle sürdürülmelidir. Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatları oluşturulmalı ve merkezden yönetilmesi anlayışından vazgeçilmelidir. Yapılan denetimlerin raporlarının birer örneği sendikalara gönderilmesi önemlidir ve bu konuda düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Eğitim ve uygulama ile ilgili maden ocağı sistemi geliştirilmeli ve bu ocaklarda eğitim ve uygulamayı tamamladıktan sonra madenci sıfatı kazanılmalıdır ve üretimde çalıştırılmasının düzenlemesi yapılmalıdır. İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi etkin hale getirilmeli; temsiliyetinde eşitlik ilkesi gözetilmelidir. Bu Konseyin çatısı altında, sendikaların, meslek oda ve birliklerinin ve üniversitelerin yer aldığı Mali yapısı bağımsız, özerk-demokratik bir İSG kurumu oluşturulmalıdır. Kısacası biz DİSK olarak diyoruz ki; Türkiye'de mevcut işçi sağlığı ve güvenliği sistemi çökmüştür. İşçilerin istediği bellidir: Biz, öldüren değil insanca yaşatan bir çalışma düzeni istiyoruz. Bunun için madenlerde ilk elden yapılması gerekenler belli. DİSK olarak en baştan beri dile getirdiğimiz talebimiz bellidir. Bugün görmeyen gözler görsün, duymayan kulaklar duysun diye bir kez daha tekrar ediyoruz: Madenlerin asıl sahibi olan TKİ bu ocakları işletmelidir."

Beko ayrıca şu soruları yöneltti: "Devlet ocaklardaki eksikleri gidermeye, güvenli bir şekilde açmaya muktedir değil midir? TKİ ocakların sahibi değil midir? Soma işçisi bu ülkenin yurt taşı değil midir?"

YAPILMASI GEREKENLERİ ANLATTI

Taşeron, hizmet alımı ve rödovansın kaldırılması gerektiğini anlatan Beko, şöyle konuştu: "Bugüne dek işçileri ölümüne çalıştıran, aç bırakan, şimdi de işsiz bırakan şirketler aradan çıkarılmalıdır. Türkiye'nin kömüre ihtiyacı var diyorlar. Evet doğrudur ve kömür ocaktadır, işçi buradadır!

Bu işçileri, bu güzelim insanları taşerona, şirketlere kul-köle etmeye kimsenin hakkı yoktur! Ülkeyi yönetenler ve madenlerin asıl sahibi TKİ bu işçileri açlığa ve ölüme mahkum edemez! Madenlerin sahibi olan devletin sorumluluktan kaçmasına izin vermeyeceğiz! Madenciler insanca yaşamalı, insanca çalışmalı, kara elmas yer altından çıkmalı, Soma hayat bulmalıdır! Burada DİSK Yönetim Kurulu üyeleri ve DİSK üyesi sendikaların başkanları, yöneticileri olarak bir kez daha söz veriyoruz. Somalı işçilerle veSoma halkı ile beraber bedeli ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.