banner247

Asıl hedef sağlık sistemi

Tabip Odası Başkanı Hasan Semih Bilgin, yaptığı açıklamada TTB'nin 'Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı Önerisi'nin yasalaşmasını istedi. Bilgin, sağlık ortamındaki şiddetin, sıklıkla hasta ya da hasta yakınlarından sağlık çalışanlarına yönelse de, aslında burada hedefin sağlık sistemi olduğunu savundu.

Asıl hedef sağlık sistemi

Türkiye'de sağlık ortamında şiddetin her geçen gün etkisini sürdürdüğüne dikkat çeken Bilgin, "1988 yılında Dr. Edip Can Kürklü, 2005 yılında Dr. Göksel Kalaycı, 2012 yılında Dr. Ersin Arslan, 2015 yılında Dr. Kamil Furtun ve Dr. Aynur Dağdemir çalıştıkları sağlık ortamında uğradıkları şiddet nedeniyle, 2012 yılında Dr. Melike Erdem ise, SABİM hattı üzerinden oluşturulan şiddetin, yoğun psikolojik baskı ortamının sonucunda yaşamını yitirdi. Sadece kayıtlı olanlar üzerinden bir değerlendirme yapıldığında bile Türkiye'de günde 31 sağlık çalışanının sağlık hizmeti sunulan alanlarda şiddete maruz kaldığı görülüyor. Sağlık alanındaki şiddet ister fiziksel, ister sözlü, ister psikolojik olsun, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında ciddi bir sorun ve hekimler ve sağlık çalışanları açısından mesleki bir risk haline dönüşüyor" dedi.

"SAĞLIK KURUMLARI İŞLETME OLARAK GÖRÜLÜYOR"

Sağlık ortamındaki şiddetin, sıklıkla hasta ya da hasta yakınlarından sağlık çalışanlarına yönelse de, aslında burada hedefin sağlık sistemi olduğunu savunan Bilgin, "Bu nedenle de uygulanmakta olan sağlık politikalarını ele almadan, sağlıkta şiddetin çözümüne yönelik geçerli bir yaklaşım ortaya konamayacağını biliyoruz. Sağlık hizmetlerinde piyasa yönelimli politikalar sağlık hizmeti sunan kurumları birer işletmeye dönüştürürken sağlık hizmetinin içeriğinin ve niteliğinin tahribine zemin hazırlıyor. 'Hasta-hekim' ilişkisini deyim yerindeyse müşteri ilişkisine dönüştüren; koruma, tetkik ve tedavi sürecinde, tıbbi gereklilikler ve nitelikli sağlık hizmeti sunumundan çok, 'müşteri memnuniyeti'ne yer veren bu politikalar, sağlık kurumlarında şiddetin giderek çoğalmasının nedenleri arasında ilk sıralarda geliyor.
2012 yılında Dr. Ersin Arslan'ın bir hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin ardından yaşanan gelişmelerle, Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) uzun yıllardır önerdiği gibi, sağlık personeline yönelik şiddeti ayrı bir suç tipi olarak düzenleme önerisinin de yer aldığı TBMM Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu'nun raporu ve sonrasında gerçekleştirilen yasal düzenleme, bu soruna yönelik olumlu gelişmelerdir. Ancak, yapılan yasal düzenlemenin, sağlıkta şiddetin geldiği noktada, toplum açısından ciddi bir tehdit oluşturduğuna ve kesinlikle sona erdirilmesi gerektiğine ilişkin toplumsal bilincin oluşmasına ve dolayısıyla sağlıkta şiddetin azaltılmasına bir katkı sağlayamadığı izlenmektedir" diye konuştu.

"ÖNERİMİZİN YASALAŞMASI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ"

Önerilerinin yasalaşması için mücadele ettiklerini söyleyen Bilgin, "Yasada, sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı, görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu ve yaptırımı ayrı olarak düzenlenmiş olsa da, yapılan düzenlemede tutuklama tedbirinin hakimin takdirinde olduğu, kasten yaralama suçları dışında bırakılsa da, üst sınırı iki yılı geçmeyen yaralama suçlarında tutuklamaya karar verilemediği görülmektedir.
Yapılan düzenlemenin daha etkin hale getirilmesi, önleyicilik ve koruyuculuk işlevinin sağlanarak sağlık çalışanlarına yönelik şiddete asla hoşgörü gösterilmeyeceği, aksine şiddet suçlarının mutlaka cezalandırılacağı ve kamu sağlığını bozduğu için de ayrıca cezalandırılacağı düşüncesinin oluşturulması için, TTB, Türk Ceza Kanunu'na bir madde eklenmesi ile ilgili bir öneri geliştirmiştir.
'Sağlıkta Şiddet Sona Ersin' başlığı altında, TTB tarafından hazırlanan Türk Ceza Kanunu'na bu alanda yapılan düzenlemeyi etkinleştirecek bir madde eklenmesini içeren 'Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı' önerimizin yasalaşması için mücadele ediyoruz.
Sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi, ancak, hastaya yeterli süre ayırmakla, çalışma koşullarının iyileştirilmesi güvenli ve olumlu çalışma koşullarıyla mümkün olacaktır. Bu koşulların, sağlık hizmetinin sunulabilmesinin, bireylerin tedaviye ulaşma haklarını kullanabilmesinin, bir diğer deyişle hasta haklarının korunmasının da ön koşulunu oluşturduğunu önemle vurguluyoruz" şeklinde konuştu. Haber Merkezi
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.