Son aylarda sıkça rastlıyoruz onlara. Gittiğimiz her yerde, her sokakta karşımıza çıkıyorlar. Kimisi el uzatıyor, kimisi mendil. İstedikleri tek şey var…
Para!    
İstiyorlar. Veriyorsunuz diğerleri de yanaşıyor. Vermek istemeyince bakışlar değişiyor!
Üzülüyorsunuz, endişeyle karışık…
Artık trafik ışıklarında, kalabalık caddelerde duran her aracın camını çalan bir sürüyeli çocuk var. Masum bir bakış ve cama doğru uzanmış bir el vebirkaç Türkçe kelime…
Birazcık para!
Başlangıçta birçok insan halden anlayıp yardım ediyordu. Ama sayıları öylesine arttı ki, sıradanlaştı istekler. Artık çocuklar hatta bebekler bile sanki içimizi acıtmıyor. Çok ikna olmadıkça vermiyoruz. Ve bu sokaktaki tavır değişikliği o çocukların da isteme şekillerini değiştirmeye başladı. Şimdi daha ısrarla ve kararlı bir şekilde istiyorlar. “Para verir misin” yerine “ver” der gibi bir şey… Hissettiriyorlar bunu bize.
Manisa’nın tanınmış esnaflarından aynı zamanda spor adamı Ufuk Dündar bu tehlikeye dikkat çekerken çok güzel ifade ediyor; “İlk başlarda çekingen, oldukça mesafeli ve utangaçlardı. Zaman geçtikçe daha yaklaşarak para istemeye başladılar. Bu günlerde ise artık aramızda mesafe falan kalmadı. Dürtmeye, temas etmeye başladılar ve büyük ısrarlarla yapıyorlar bu işi. Bu çocukların yaşları büyüdükçe eğer durum böyle devam ederse... Aramızdaki ilişki nereye gider?”
Bam teline değen soru bu; Nereye kadar? 
Birkaç esnaftan da benzer şikayetler duydum. Birine ise bizzat şahit oldum. Çarşı merkezinde, Vakıfbank ara sokağındaki Paşalı Döner’e gelen bir Suriyeli çocuğun ısrarı karşısında işyeri çalışanlarının nasıl da zor durumda kaldığını görmeliydiniz.
Çok düşündüren bir süreç yaşanıyor. Suriyeli çocuklar çaresizce istiyor, Manisalılar tıpkı diğer illerde olduğu veriyor.
“Vermiyorum” dediği an ne olacak? 
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Manisa'da yaşayan Suriye vatandaşı sayısı 5 Bin 534. Yani durum vahim. İleride bu para istemeler yerini başka hareketlere bırakır mı? Hiçbir şey olmasa bile Türkiye’deki hayatı “Para dilenmek” olarak algılayıp öyle alışan bu çocuklar büyüdükçe ne yapacak, nasıl bir yola sapacaklar? Çünkü bu çocuklar 10 yıl sonra da Manisa’da aramızda olacaklar. Ve nasıl olacakları meçhul!
Kucak açtığımız bu kardeşlerimizin toplumu tehdit eden bir dişliye dönüşmesini önlememiz gerekiyor. Nasıl olur, nasıl başarırız bunu bilmiyorum. Ancak aramızda dolaşan ve gittikçe tepki çeken bu çocukların durumu başta valilik olmak üzere yetkili birimlerin bir numaralı sorunu olmalı. Çözüm için biraz daha kafa yormaları şart. Çünkü Suriyeli çocuklar hızla büyüyor! Ve eskisinden daha çok aramızdalar…