MANİSA’DA OSMANLI DÖNEMİ HAZİRELERİ


MEHMET GÜZGÜLÜ

MEHMET GÜZGÜLÜ

20 Aralık 2016, 13:01


Hazire kelimesinin karşılığı olarak;cami, mescit gibi yerlerde etrafı duvarlarla çevrili mahalle mezarlığı diyebiliriz.
         Manisa, 1313 yılında Saruhan Bey’in fethiyle Müslüman bir şehir olmuş, 1410 yılından itibaren de, Osmanlı Devletinin hâkimiyeti altına alınmıştır. Kısacası Manisa,700 yılı aşkın, Türklerin hâkimiyeti altındadır.
Cumhuriyet dönemi ile birlikte Osmanlı mezarlıkları , yeni yapılaşmanın sonucu ve yılların yıpratması ile yavaş, yavaş yok olma sürecine girmiştir. Buna en iyi örnek; şehir merkezimizde bulunan Ulupark’ın eski bir mezarlık olmasıdır. Karaköy Pazaryerinin ortasında bulunan mezarlığımız 40 yıl önce ortadan kalkan mezarlıklarımızdandır.
Manisa’daki Cami hazireleri de bu çerçevede yıllar içerisinde kaybolmaya başlamıştı. Zararın neresinden dönülürse kardır diyerek , en büyük cami hazirelerimiz üzerinde bir çalışma başlatılmasına karar verildi. Bu konuda Celal Bayar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muzaffer TEPEKAYA, Doç. Dr. Alpay BİZBİRLİK ve konunun uzmanlarından Necdet OKUMUŞ hocamız bir çalışma başlattılar. Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cengiz ERGÜN de, bu konudaki çalışmalara her konuda destek vereceğini belirtti.
Çalışmalara öncelikle Nişancı Paşa, Hüsrev Ağa, İvaz Paşa hazirelerinden başlanıldı. Önce mezar taşları tespit edildi, daha sonra mezar taşları gömülü olduğu yerlerden çıkarılarak temizlendi ve aslına uygun olacak şekilde yeniden düzenlendi. Her taşa bir numara verilerek kayıt altına alındıktan sonra günümüz Türkçesine çevrilmeleri sağlandı. Konudan haberi olmayan , bazı mahalle sakinlerinin ,çalışmalar sırasında  mezarlıkta hırsızlık yapılıyor şikâyetleri de bu çalışmalarda karşılaşılan ilginç vakalarından biriydi.

Çalışmalar sonlandıktan sonra Manisa’nın tarihine ışık tutan bu bilgiler, Büyükşehir Belediyesince büyük bir kitap haline getirildi. 800 sayfadan oluşan ve ebat olarak da çok büyük bir ansiklopedi büyüklüğünde olan bu kitap, ülkemizin konu ile ilgili her kurumuna gönderilecek.  İlim adamlarımız bunun her yaprağından ayrı ayrı elbet faydalanacaklardır.

Ben de kitabı şöyle bir incelediğim de ilginizi çekeceğinizi sandığım bazı tespitlerde bulundum.
  • Mezar taşlarının başlığı genellikle kişinin özelliklerini ve mesleklerinibelirtmektedir. Kadın mezar taşları genellikle çiçek motiflidir. Erkek mezar taşları isesarıklı, kavuklu, başlıklı ve fesli olarak bulunuyordu. Zaman zaman tarikatlarında işaretleri vardır. Dini ve edebi ifadelerin yazıldığı mezar taşlarında, celi sülüs, celi talik, küfi denilen yazı çeşitleri kullanılmıştır.
  • Bu hazirelerde denizci başlıklı mezartaşının fazlaolması , Saruhan sancağının gemici özelliklerini gösterir.
  • Nişancı Paşa’da 417, Hüsrev Ağa’da 196, İvaz Paşa’da 109 mezar taşı bulunmuş ve incelenmiştir.
  • Mezar taşlarında, o günlerde çok kullanılmasına rağmen günümüzde fazla kullanılmayan erkek isimleri dikkatimi çekti: AGÂH, ABDÜLFETTAH, DERVİŞ, EBCE, GÜLBEVİ, HACIKUZU, HİDAYETULLAH, İLMİ, MATOŞ, SUBHİ. Bayan isimlerinden de ABİDE, DERDİNAZ, DİLBERENGİZ, EMETULLAH, FAİKA, FITNATŞAH, HUMA, LEBİBE, MAHBUBE, NEVİDE ilgi çeken unutulmuş isimlerdi.
  • Mezar taşlarında ismin önüne toplumun taktığı, aslında kişinin mevkiini belirten lakapları bulunurmuş. Ağa, Alemdar, Arabi, Beğ, Beşe, Bedeli, Borucuoğlu, Dağlı, Büyük, Çapakçı, Canbaz, Dede, Delefoğlu, Edib, Efendi, Hacı, El- Hac, Pir, Peçesiz, Şallı, Parsal, Hanım, Kadın,  Göbekli, Kara  gibi.
  • Mezar taşlarında önemli sülalelerinin fertlerinde, önce ait olduğu sülalenin isminin yazıldığını görmekteyiz. Soyadı kanunundan sonra bu sülalelerinin bir kısmının bu isimleri soyadı olarak aldıklarını görüyoruz.Karagözoğlu, Sarımsakçı, Suluoğlu, Yavaşoğlu, Yavaşzade, Yörükoğlu gibi.   
  • Manisa’da incelenen mezar taşlarında rastlanan en büyük sülaleler; ‘’Karaosmanzadeler’’, ‘’Kasabzadeler’’, ‘’   Çavuşzadeler’’, ‘’Edibzadeler’’, ‘’Cambazzadeler’’  ‘’Kavrukzadeler’’ ve ‘’Nalbantzadeler’’ di.Bu sülalelerin bir kısmının bugün dahi devam ettiği bilinmektedir.
  • Bazı mezar taşlarında mesleklerin ön plana çıktığını görüyoruz. İmam , Mektep Hocası , Müsevvid , Beytülmal Müdürü ,  Sandık Emini , Emlak Katibi , Kulancı , Muytab  gibi   bugünlerde kullanmadığı  tabirleri görüyoruz.
       Bu yazımızda bu kitabın bir kısmından ancak bahsedebildim. Kitabın Manisa tarihinin aydınlatılmasında fayda sağlayacağından eminim. Bu konuda çalışması olanlara ve destekleyenlere teşekkür etmeyi ,  bu şehirde yaşayan biri olarak vazifemiz sayıyorum.
NOT : Nişancı paşa haziresinde  HASAN HULKİ BORAZAN ismini görünce şaşırmıştım. Benim tanıdığım Hasan Hulki Borazan , Akıncılar Mahallesinin uzun yıllar muhtarlığını yapmış , rahmetli Hasan ağabeyimizdi. Araştırdığımızda bu kişinin dedesi olduğunu öğrendim. Valiliğin borazanbaşı olduğu için ayrıcalık yapılıp 20. yy’ın  başında ,  kapalı Nişancıpaşa haziresine gömüldüğünü öğreniyorum. Bahane ile Hasan ağabeyimi  rahmetle anıyorum.



 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şerafettin Kaya - 9 ay önce
Sayın Başkanım.Bir kültür hizmeti olan Mlanisa da Osmanlı Dönemi Hazireleri ilgili eseri nasıl edinebilirim.Saygılarımla.
Avatar
Efe45 - 8 ay önce
Bütün Türkiyede Osmanlı mezarları ait oldukları yerde tekrar aslına uygun restore edilerek yapılmalıdır.Çünkü tarihi mezarlar ve tarihi yapılar bir milletin tapusudur.Yeni nesiller bubilinçle yetişmelidir.