MECLİS KÜRSÜSÜNDEN DEFALARCA HAYKIRDIM! ÇOCUKLARI BABASIZ BIRAKAN SİZSİNİZ!

Soma Maden Faciasının üzerinden tam 1.Yıl geçti. Facia öncesinde,sırasında ve sonrasında en çok konuşan ve haykıran Vekil CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel olmuştu. Özel, Facianın üzerinden geçen 1 yılı değerlendirdi. Facia öncesinde meclis kürsüsünde defalarca "Soma faciası geliyor diye bağırdım" diyen Özel, "sesime kulak verselerdi 301 kişi ölmeyecek, çocuklar babasız, eşleri kocasız, babalarda evlatsız kalmayacaktı”dedi

MECLİS KÜRSÜSÜNDEN DEFALARCA HAYKIRDIM! ÇOCUKLARI BABASIZ BIRAKAN SİZSİNİZ!

Üzerinden 1 yıl geçse de acıların dinmediğini ifade eden CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel;“Bu facianın geleceğini önlemlerin alınması gerektiği meclis kürsüsünden defalarca haykırdım. Soma faciası geliyor diye bağırdım ne yazık ki  bu sese kulak verselerdi şimdi O 301 kişi hayatta olacak ve çocuklar babasız eşleri kocasız babalarda evlatsız kalmayacaktı” dedi

"GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME SÜRÜKLEDİLER!"

 Milletvekili Özel, 301 madencinin göz göre göre ölüme sürüklendiğini ve facianın tazeliğini dün gibi yaşadığı, hissettiğini belirterek duygularını şu sözlerle dile getirdi;

   “13 Mayıs günü saat 15.00’i geçiyordu haberi ilk aldığımda. ”Yine Soma, yine maden kazası eyvahlar olsun” dedim önce! Biliyorduk çünkü: Soma madenci için mezar demekti. Biliyorduk çünkü bu ne ilk, ne de sondu! Saatler geçiyor, akrep yelkovana vuruyor, geçen zaman bize hiç de iyi şeyler söylemiyordu. Zaman dursun istiyorduk ama durmuyordu. Bir dilek hakkımız olsaydı eğer, bu uğursuz günün takvimlerden silinmesini isteyecektik. Ama zaman hiçbir dileğe konu olmuyor, geçmişe dönülmüyor, geri gelmiyordu. Biliyorduk! Yüzlerce işçi yerin altındaydı ve her acı ihtimal, biraz daha titretiyordu yüreğimizi. Umudumuz yok olurken, bekleyişimiz ise sürüyordu. Saatler geçiyor, cansız bedenler bir bir çıkartılıyor, giderek daha çok tükeniyorduk. Her haber bir öncekinden kötü geliyordu.

"KAPKARA GECE YAŞADIK. BAZI HAYATLARIN ÜZERİNE GÜNEŞ HİÇ DOĞMADI!"

“Anaların, babaların, eşlerin, günahsız yavruların dualarını kabul et Allah’ım” diye yalvarıyorduk orada. Gece ilerliyordu. Soma’da her yer gözyaşı olup, akıyordu. O maden ocağının kapısı, orada bekleyen tüm madenci yakınlarının ölümle yaşam arasında gidip gelişlerine tanık oluyordu. Çıkan her cansız beden bir yaşam, yarım kalan bir ömür ve geride kalan bir aile, bir eş, bir evlat demekti. Maden ocağının kapısında beklerken yaşadıklarımız, sabahın güneş doğmadan önceki en karanlık anıydı, kapkara bir geceyi yaşıyorduk hepimiz. Ve ta derinlerde bir yerlerde hissediyorduk: bazı hayatların üzerine bir daha güneş hiç doğmayacaktı!

"UMUTLAR TÜKENMİŞTİ"

Saat sabahın beşi olduğunda umutlar iyiden iyiye azalmıştı. Her yer kapkara, ölüm kadar soğuk ve sessizdi. Yerin altındaki madencilerle birlikte yüreğimize koca bir göçük inmiş ve oturmuştu. Umut ediyorduk ama biliyorduk: artık oradan sağ kurtulmak imkansızdı.

"SOMA ARTIK ÖLÜM KENTİYDİ"

Çıkan her sedye ile birlikte üzerimize koca bir göçük daha iniyordu. Biz de göçüğün altında kalmıştık aslında. Bizim de her yanımız toz, her yanımız toprak olmuştu.

Soma bir can pazarı, Soma artık ölüm kentiydi. Sürekli, jandarmalarla korunan bir alandan birer, birer sedyeler üzerinde cansız bedenler geliyordu. Soma bir süre sonra feryat alanına dönüştü. Orası yürek burkan bir acıya dönüştü. Tarifi mümkün değildi artık hiçbir şeyin.

 "SOMA CİNAYETİ GECELERCE BİTMEDİ!"

Günlerce bitmedi cinayet Soma’da, durmadı akan kan, gözyaşı günlerce, gecelerce!

Ölüm kimilerince bir sayıdan ibaretti oysa! İstatistiklerde yer alan sadece bir rakam! Bir can bu dünyadan göçüp gittiğinde duyulmayan çığlık, 301 olduğunda duyabilmişti ancak. Ama heyhat, giden canların yerini doldurmayacaktı artık hiçbir dokunaklı açıklama, hiçbir tazminat!

"YÜREĞİMİZE İNEN GÖÇÜĞÜ HİÇBİR ŞEY UNUTTURAMAYACAK!"

O gece Soma’da, sabahın alacakaranlığında şöyle bir not aldım:

“4 kayba üzülen, 17 olunca kahrolan, 150'yi duymadan uyuyan milyonları yarın sabah, ömürlerince unutamayacakları çok acı bir tablo bekliyor.”

Unutmayacaktık yüreğimize inen bu göçüğü, Soma’daki hiçbir şeyi.

Unutmayacaktık ne 13 Mayıs’ı ne de ölen 301 madenciyi.

"SOMA EN BÜYÜK İŞÇİ KATLİAMIDIR!"

Şimdi de kimse unutmasın ve kimse tarafından unutturulmasın diye 13 Mayıs’ı yazıyor, tarihe bir kez daha not düşüyoruz: Soma ne kader ne de fıtrattır! Soma ülkemizin “önlenebilir trajedisi”, yaşadığımız en büyük işçi katliamıdır!

Bir avuç kömür için bir ömür verenlere minnetle…


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.