MAHDER BAŞKANINDA SERT AÇIKLAMA!

Manisa Hukukçular Derneği (MAHDER) Başkanı Sadettin Yılmaz bir açıklama yaparak, 301 kişinin ölümüne bile bile sebebiyet verdiği gözönüne alınarak, sanıklar hakkında açılacak davanın ihmal suretiyle kasten adam öldürme suçundan açılmasını talep ettiklerini belirtti.

MAHDER BAŞKANINDA SERT AÇIKLAMA!


MAHDER Başkanı Sadettin Yılmaz, “13 Mayıs 2013 tarihinde Manisa’nın Soma İlçesi-Eynez Karanlıkdere Mevkiinde bulunan Türkiye Kömür İşletmeleri(TKİ) Genel Müdürlüğü’ne ait olup, rödavans sistemi ile Soma Kömürleri A.Ş. isimli özel bir şirket tarafından işletilen kömür madeninde meydana gelen facia neticesinde, resmi açıklamalara göre maalesef 301 Madencimiz şehit olmuş, çok sayıda madencimiz de yaralı olarak kurtulmuştur. Faciada yitirdiğimiz tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyoruz. Faciadan yaralı olarak kurtulan madencilerimize de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz” dedi.
Yılmaz, “1 haftayı aşkın süredir ülkemiz gündemini meşgule eden bu müessif olay nedeni ile Soma Cumhuriyet Savcılığınca başlatılan soruşturma neticesinde, Başsavcılıkca yapılan açıklamaya göre bu güne kadar haklarında tutuklama kararı verilmesi talebiyle Soma Sulh Ceza Mahkemesine toplam 25 şüphelinin sevk olunduğunu, sorgusu yapılan şüphelilerden toplam 8 kişi hakkında tutuklama kararı verildiğini, 8 kişinin serbest bırakıldığını, 9 şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakıldığını, 11 şüphelinin Mahkemeye sevkedilmeksizin Savcılık tarafından serbest bırakıldığını, şüpheli olduğu tespit edilen 3 kişinin ise olay sırasında vefat ettiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Soruşturma halen devam etmekte olup, ilerleyen süreçte başka gözaltılar ve tutuklamalar olup olmayacağını kamuoyu ile birlikte yakinen takip etmekteyiz” ifadelerini kullandı.
Meydana gelen bu facia nedeni ile sorumluluğu bulunan gerek şirket yetkilisi, gerekse kamu görevlisi tüm şahıs ve kurumlar hakkında herhangi bir ayırım gözetilmeksizin soruşturmanın titizlikle yürütülmesini, soruşturmanın bundan önceki soruşturmalarda olduğu gibi alt kademedeki yetkili ve sorumlularla sınırlı tutulmayıp, asıl sorumluluğu taşıyan en üst mevkideki şirket sahip ve yetkililerine uzanmasını istediklerini kaydeden Yılmaz şunları söyledi:
“Soruşturma esnasında facianın meydana geldiği madenin mülkiyetinin halen devlete ait bir kuruluş olan TKİ’ne ait olduğu hususunun gözden kaçırılmamasını, madeni işleten şirket sahip ve yetkililerinin yanı sıra, asıl işveren sıfatı ile 1.derecede sorumluluğu bulunan TKİ yetkilileri hakkında da gerekli soruşturmanın yürütülmesini, Maden işletmesinin sağlıklı ve güvenli olarak faaliyetine devam etmesinden ve çalışanların can güvenliğinden denetim ve gözetim sorumluluğu bulunan iş müfettişleri hakkında da işlem yapılmasını, Ayrıca olayda yetkili ve sorumlu kişilerin yapmak ve uygulamakla yükümlü olduğu düzenlemeleri yapmayarak ihmalde bulunduğu, 301 kişinin ölümüne bile bile sebebiyet verdiği gözönüne alınarak, sanıklar hakkında açılacak davanın ihmal suretiyle kasten adam öldürme suçundan açılmasını talep ve takip etmekteyiz.”
Yılmaz açıklamalarına şöyle devam etti:
“Bu güne değin ülkemizde maden kazaları, madenci ölümleri, iş kazaları ve işçi ölümleri adeta sıradan olaylar gibi karşılanmış, hemen her gün meydana gelen ölümlü iş kazaları toplum tarafından kanıksanmış, haberlerde dahi öyle bir kaç işçinin yada madencinin öldüğü kazalar alt yazı olarak geçer hale gelmiştir. Zira yaşadığımız faciadan önce son iki yılda Soma’daki tüm madenlerde büyük çapta 11 kaza yaşanmış, bu kazalarda 12 işçi hayatını kaybetmiştir. Soma’da özellikle son yıllarda yoğunlaşan maden kazalarında 2011 yılı 12 Ocak, 15 Ocak, 29 Haziran, 2 Ağustos’ta 1'er işçinin; 2012 yılı eylül ve ekim aylarında 3 işçinin 2013 yılı 18 Ocak, 26 Şubat, 12 Temmuz, 3 Ekim, 20 Ekim’de 1'er işçi hayatını kaybetmiş ve 20 Ekim 2013 tarihindeki yangında ise 27 işçi yaralanmış olup, tüm bu yaşananlar maalesef kamuoyunun dikkatinden kaçmış ve yaşadığımız bu son facia göz göre göre gerçekleşmiştir. Zira bu kaza rakamları bile çok büyük, çok korkunç rakamlar olup sayın cumhurbaşkanımızın Soma ziyaretlerinde dile getirdiği gibi her bir ölüm o aile için bir kıyamet demekken, bizler ölümler tek tek olunca aslında yaşananın bir katliam olduğunu maalesef göremedik. Nasıl olsa buralar garibanların ekmek kapısı, patronların sermaye aracı, siyasilerin de oy deposu diye yaşanan tek tek kıyametleri yok saydık. Soma faciasının yaşandığı günün ertesi günü dahi Konya Hüyük’teki bir maden kazasında 18 yaşında bir fidan can vermiş olup, bizler yaşanan büyük felaket yanında bu acıyı da maalesef pek göremedik. Dolayısıyla yaşanan bu felaket, hepimize, insana ve çalışana verilen değer noktasında ülke olarak daha çok mesafe katetmemiz gerektiğini, çalışma koşulları, iş ve işçi sağlığı önlemleri ile iş kazaları ile mücadelede bırakın gelişmiş ülkeleri 3. Dünya ülkelerinden bile geride olduğumuzu bir kez daha göstermiştir. Öte yandan ülkemiz, İLO'nun "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni 19 yıldır imzalamamak sureti ile tüm bu maden kazalarına ve son yaşanan faciaya adeta davetiye çıkarmıştır. Gerek bu sözleşmenin bu güne kadar imzalanmamasında, gerekse devlete ait madenin özel bir şirkete devredilerek yüksek kar hırsı ile gerekli iş güvenliği önlemelerini almadan, düşük ücret politikası yüzünden eğitimsiz ve deneyimsiz işçilerle üretime devam edilmesinde kamu görevlilerinin faciada ihmali büyüktür.”
Soma'daki facia’dan hemen sonra olay yerine gelerek, kurtarma çalışmaları boyunca madende bulunan, çalışmalara nezaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına teşekkür eden Yılmaz, “Facia sonrası bir çok vatandaşımız acılı ailelere destek olmak, şehitlerimizin mezarlarını ziyaret etmek için Soma'ya gittiği halde, ilçeye girişte güvenlik güçlerince 7-8 noktada arama yapıldığı, bir çok kişinin ilçeye girişine izin verilmeyip geri çevrildiğini, avukatların kollarından kelepçelenerek spor salonlarında gözaltında tutulduğunu, Soma faciasına tepkisini dile getiren vatandaşlara aşırı orantısız güç kullanarak engellendiğini kamuoyundan izlemekteyiz. Ülke hudutlarında dahi yabancılara uygulanmayan bu tür uygulamaların kendi ülkemizde kendi vatandaşımıza uygulanması kanunsuz olup anlaşılabilir değildir. Vatandaşımızın fikir düşüncesini rahatça ifade edebilmesi, ülke içinde rahatça seyahat edebilmesi en tabii anayasal hakkıdır. Bu hakkın engellenmesi hukuka aykırı olduğu gibi bu tür uygulamalar da AB ye girme hazırlığında olan 2014 Türkiye’sine hiç yakışmamaktadır. Soma’daki facianın yaşandığı ilk andan itibaren Manisa Barosu Başkanı ve Yönetim kurulu üyelerimiz tarafından Soma’ya hareket edilerek gerek insani gerekse hukuki yardım noktasında yapılması gerekenlerle ilgili altyapı çalışmaları yapılmış, bu çalışmalara dernek adına bizzat ve Yönetim Kurulu üyelerimizle iştirak edilmiş olup, TBB bünyesi altında Manisa Barosunun koordinatörlüğünde Gönüllü Avukatlar masası oluşturulmuştur. Bu kapsamda faciada mağdur olan tüm şehit yakınları ve yaralı madencilerden gönüllü avukatlar tarafından herhangi bir ücret talep edilmeden hukuki yardımda bulunulacak, açılacak davaların yargılama masrafları da TBB tarafından karşılanacaktır. Manisa Hukukçular Derneği olarak, baromuzun yürüttüğü bu çalışmaya destek verdiğimizi ve kurulacak Gönüllü Avukatlar Masasında yer alacağımızı, yine gerek şehitlerimizin yakınlarına, gerekse olayda yaralanan madencilerimize maddi ve manevi her tür destekte bulunacağımızı ifade ediyoruz” dedi.
Yılmaz, facianın her yönüyle araştırılarak, gerekli tedbirlerin alınmasını, madendeki karanlığın aydınlatılarak geleceğe ışık tutulmasını, ülkemizde böyle faciaların bir daha yaşanmamasını diledi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.