KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ S.O.S VERİYORMUŞ

Yine 60'lı yıllara dönelim.

KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ S.O.S VERİYORMUŞ

Küçük sanayi sitesi daha doğrusu küçük sanayi esnafı o yıllarda çok dağınık. Taşcılar Mescidi cıvarı, çok az Karaköy, yoğun bir şekilde Kız Meslek Lisesi ile Tabak Deresi arasında, stadyumun karşısında.

Evet:
Manisamızda küçük sanayici çok yer değiştirdi bölük börçük bir araya gelen tamirciler demirciler ilk önceleri alaybey tarafında şimdi Cumartesi pazarının kurulduğu Tabak Deresi'nin alt taraflarında kız meslek lisesi ile Tabak Deresi arasında devlet hastanesi yakınına kadar kuruldu. Demirci, tamirci, keresteci, tornacı esnafı buralara yerleşirken marangozlar ve bir kısım demirciler ağırlıklı olarak Taşçılar Mescidi bit pazarı dükkanlarına yerleşti bıçkı planya makinaları kapının önünde kaldırımda kuruluydu dükkan çok küçük olduğu için.

Kız meslek lisesi Tabak Deresi arasında ki çarşının yollarının bazıları toprak bazıları arnavut kaldırımı taş kaplıydı, kaldırım falan hak getire, esnaf daha doğrusu sanayi ustaları; Manisa'nın kıymetli, işini hakkıyla yapan hakikaten usta kimselerdi. Şadi Şuurlu, Sadullah Sallıer, Özer Kayın, Hurdacı Mehmet Yapar, Tarık Gedikli, Mehmet Pekpelvan, Necdet Özkösemen, Cemal Usuger, Adak Ahmet, İlhan Demiral, Himmet Usta, Amcam Keresteci Halil, Tornacı Basri Usta, Sabahattin Beşerik, Bobinör Hasan, Tornacı Mustafa Pusar, Arabacı Bosnak Hüseyin, Demirci Ahmet Usta çok güzel at arabası tekerliği yapardı, Rıdvan Kabalar, Yusuf Karaoğlu, Hafız Tamirci Halit Usta, Ali Bülbül, Hüseyin Küçükgöllü ve daha niceleri bir çoğuna Allah Rahmet Eylesin. Şimdi bunların çocukları, kalfaları, çırakları işyeri sahipleri. (Geçen yazımda Taşçılar Mescidi cıvarı esnafını, ustalarını sayarken eksik saymıştım sonradan tamamlayanlar olmuştu)

O yıllarda ki ustalar tam bir ahi adabı ile çalışır çıraklıktan kalfalığa kadar hiç bir çalışan, ustasını değiştirmez mesleği burada öğrenir zaten çırak babaları oğulları meslek öğrensin diye bu ustalara verirdi. Buradan askere gider ve askerden gelince çok az bir sermaye ile bazı ustalar alet edavatta vererek dükkan açmalarına yardımcı olurlardı, hatta bazı ufak tefek işleri onlara gönderir şimdinin fasonu gibi çalışırlardı. Kalfalar bir dükkanda uzun zaman çalıştığında ben çocuk aklımla onları akrabadan sanırdım, yalanda değil çırak veya kalfaların aileleri ile ustanın ailesi birbirlerine gelip giderlerdi.

Ustaların çalışma iş kıyafetleri çıraktan kalfadan farklı değil işe el atarlar kendileride çalışırlardı. O zaman yedek parça pahalı olduğundan hatta bulnmadığından demirci tamirci torna ustaları en hassas parçaları tezgahlarında yaparlardı. İş kıyafetlerini pek değiştirmezler evden işe işten eve öyle gelip giderlerdi.
Karaköyden gelen ustalar belediye otobüsüne bindiklerinde yanlarına kimse oturmazmış daha sonraları eve gelip giderken normal kıyafet giymeye başlamışlar bu işin esprisi tabii de ama ustalar dükkanlarına ya yaya, ya belediye otobüsü, veya bisiklet, çok azıda motora meraklıları jawa motorsiklet ile gelirlerdi.

Bu o zamanların yani zenginin fakirden, ağanın kahyadan, ustanın bir diğer ustadan farkının olmadığı zamanlar her esnaf şatafat ve gösterişten uzak tek düze yaşardı. Farklı yaşantısı ve kıyafetleri ile seçilenler memurlardı.

Burada yine aklıma gelen bir söyleşiyi anlatayım.
Rahmetli babamın ustalığının son zamanları kalfalar çıraklar azalmış benim okulumun bitmesini bekliyor sonra işi bırakıp emekli olacak işte böyle bir zamanda babamın dükkanına bir adam gelir:
-Usta ben çocuğumu çıraklığa verecem ayakkabıcılık öğrensin istiyorum duydum sen de iyi bir ustaymışsın yanında çalıştırır mısın? Diye sorar.
-Olur, gelsin çalışmaya başlasın, der babam.
-Olur ama kaç para haftalık verecen?
Ustalık öğrenmesini istediği çocuğunun daha çalışmadan haftalığının pazarlığını yapınca sinirlenen babam
-Çocuğun daha işe başlamadan haftalığını soruyorsun. Sen çocuğu okula götürdüğünde öğretmene haftada kaç para vereceksin diye soruyor musun? Sen çocuğunu başka bir ustaya götür der.

Ustalar birer öğretmen dükkanları okuldu o zamanlar...

Yukarıda ismini saydığım ustaların bir çoğu rahmetli oldu diğerleri emekli. Bu ustalar sanayideyken yeni genç ustalar eski ustalardan çekinirler çalışmalarına adaplarına dikkat ederlerdi.

Şimdi S.O.S veren sanayiyi eskiler buraya kadar getirdi, öğretti, bölük pörcük dükkanları, eski çarşıyı, site yaptı.

Her kurumun kuruluşun işyerinin mantar gibi bitmediği ne emekler ne ömürler verildiğini bilmemiz lazımken yaşatmak için de çok çalışmamız gerektiğini bilmemiz gerekir.

AZMİ AÇIKDİL

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.