KADINLARDAN ADALET YÜRÜYÜŞÜ

banner297

Manisa Barosu öncülüğünde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde “Kadın için Adalet” yürüyüşü gerçekleşti. Sultan Camii önünde başlayan yürüyüşe avukatların yanı sıra, sivil toplum kuruluşu temsilcileri de yoğun ilgi gösterdi. Avukatlar cübbeleriyle yürüyüşe destek verdi. Sultan Camii önünde Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdüler, sloganlar attılar. Cumhuriyet Meydanı’nda biraz durduktan sonra 15 Temmuz Demokrasi Meydanına kadar yürümeye devam ettiler. 

banner292
KADINLARDAN ADALET YÜRÜYÜŞÜ

KADINLARDAN ADALET YÜRÜYÜŞÜ
İlgili Galeriye Git

Burada bir konuşma yapan Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan, “1857 yılında New York’taki bir tekstil fabrikasında çok ağır çalışma koşulları, çok uzun iş günleri ve buna karşın çok düşük ücretler sebebiyle koşulların her geçen gün daha da dayanılmaz hale gelmesi kadın işçilerin artık tahammül sınırlarını zorlamaya başladı. Greve çıkma kararı alan kadınlar “ daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücret” taleplerinde bulundular. 40 bin işçinin başlattıkları grev sonrası fabrikada çıkan yangında 129 kadın işçisi yanarak yaşamanı yitirdi. Yaşamını yitiren işçilerin cenaze törenine 10 bini aşkın kişi katıldı. Bunun üzerine 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmasına 1921 yılında Moskova’da düzenlenen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda karar verildi. 8 Mart Dünya Emekçiler Kadınlar Günü bir kutlama değil anma ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele günüdür. Bu grev sırasında o fabrikada çıkan yangın nedeniyle can veren 129 kadın işçiyi hüzünle anıyor ve tüm emekçi kadınlarımızı saygıyla selamlıyoruz. 8 Mart, tüm dünyada emekçi kadınların; kendilerini ailede, toplumda, siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda eşit birey olarak görmeyen çağdışı zihniyetlere omuz omuza mücadele içinde karşı çıktığı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için gereken kültürel, eğitimsel ve yasal çalışmaların yapılması taleplerini dile getirdiği mücadele ve dayanışma günüdür. Dünyada şiddetin, yoksulluğun ve eşitsizliğin artmasına neden olan sistemi sorgulamadan ve değiştirmeden, kadına yönelik ayrımcılığın ve kadın sorunlarının ortadan kalkmasının mümkün olmadığı bilincindeyiz. Bu nedenle insanları yoksulluğa iten, eşitsizliğe ve şiddete yol açan bu sömürü düzenin de değişmesi, kadın sorunlarına çözüm için önemli bir aşama olacaktır” dedi. 

Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımız ne yazık ki aynı oranda eğitim, istihdam olanaklarına sahip olmamakta; yönetim mekanizmalarında, siyasal yaşamda ve karar alma organlarında temsil edilmemektedirler. Buna; aile içinden başlayarak, toplumun her alanında var olan cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyet eşitsizliğine yol açan politikalar neden olmaktadır. Tarihsel, kültürel, dinsel bir takım gerekçelerle kadınlarımız; eğitimden, iş hayatından, toplum yaşantısından ve birey olmaktan alıkonulmaktadır. Kadının birey olmasını engelleyecek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yol açacak politikalara karşı çıkmak hepimizin öncelikli görevidir. Ülkemizde; Toplumsal cinsiyet eşitliği her alanda var olmaya devam ederken; kadına ve çocuklara yönelik şiddet ve cinsel istismarlar sistematik olarak artarken; kadına - çocuğa karşı şiddetin önlenmesindekietkisini çok önemli bulduğumuz 6284 Sayılı Yasanın, İstanbul Sözleşmesi’nin ve nafakanın kaldırılmasına yönelik yasal değişikliklere gidilme taleplerinin yoğunlaşmasını endişeyle izlemekteyiz. Bizler yasalarımızın uygulanması noktasındaki eksikliklerin giderilmesini talep ederken; siyasal zeminin uygun olduğu düşüncesi ile organize edilen hareketlerin ve oluşan baskıların yasa yapıcılar üzerinde etki sağlamaması gerektiğini önemle ifade ediyoruz. Kadına yönelik şiddet ve istismarın artmasında bu yasal düzenlemelerin hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Tam tersi yasal düzenlemelere rağmen, uygulamaya geçirilmeyen toplumsal değişim politikalarının; eğitim müfredatındaki toplumsal cinsiyet rollerindeki eşitsizliklerin, dini referanslarla kanuni düzenlemeler yapılması çalışmalarının, 12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimden vazgeçilmesinin, kadına yönelik haberlerde medyanın kullandığı eril dilin, kadının asıl görevinin annelik olduğu, yerinin ev olduğu ve sadece aile içinde yer alması gerektiği yönündeki dilin ve baskının, aile kavramı kullanılarak kadının kimliğinin annelik ve aile içinde tanımlanması çabalarının, kadına karşı şiddeti ve kadın sorunlarını arttırdığı ortadadır.  Uzun mücadeleler sonucunda edinilen kadın kazanımlarının ve kadın haklarının geriye götürülmeye çalışılması karşısında sessiz kalmamız mümkün değildir.  Bu nedenle son aylarda tartışmaya açılan nafaka, 6284 sayılı Yasa ve İstanbul Sözleşmesi konularında geri adıma yol açacak yasal düzenlemeler yapılmamalıdır. Kadına yönelik şiddete ve Aile Mahkemelerinin görevli olduğu alanlarda ve davalarda arabuluculuk ve uzlaştırma yöntemleri kabul edilmemelidir.  Politik, medyatik ve dini alanlarda kullanılan dilin erilleşmesinin önü kesilmelidir. Kadınlara siyasal, sosyal ve ekonomik alanda yer açacak şekilde toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları derhal uygulamaya geçirilmelidir. Kadınlara toplumsal hayatın dışına iten cinsiyetçi ve ayrımcı politikalardan ve uygulamalardan vazgeçilmelidir. Kadını sadece ailenin parçası olarak gören politik, kültürel anlayış değiştirilmeli, kadının eşit ve özgür birey olarak yetiştirilmesine ve kabul edilmesine yol açacak politikalar uygulanmalıdır. Bizler; kadının insan haklarını ihlal eden, toplumsal cinsiyet ayrımına yol açan, kadının her alanda eşit temsilini engelleyen, kadına fırsat eşitliği sağlamayan her türlü girişime, zihniyete karşı çıktığımız, Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarından ödün verilmeyeceğini belirterek; kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı, kadının eşit ve özgür bir birey olarak var olduğu bir Türkiye ve Dünya için mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğimizi, kadın haklarımızın teminatı olan laik Cumhuriyetimize ve Atatürk devrimlerine bağlılığımızı bir kez daha kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz.”
banner314

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Recep aşkı - 1 hafta önce
Ne hakı ya bütün kanunlar sizden yana yüzünüze gözünüze dursun nankörler.