AVUKATLAR AKŞAM YEMEĞİNDE BİR ARAYA GELDİ

2015-2016 Adli Yılının açılışında Manisa Barosu avukatları akşam yemeğinde bir araya geldi. Yemekte konuşan Baro Başkanı Ali Arslan, "Adalete olan güven her geçen gün azalıyor" dedi.

AVUKATLAR AKŞAM YEMEĞİNDE BİR ARAYA GELDİ

Yakın tarihten birkaç örnek veren Arslan, “Yıllar süren ve tüm süreçte ‘darbe’ olarak adlandırılan Balyoz ve Ergenekon davalarında iddiaların ve delillerin sahte olduğu bilirkişi raporuyla açıklandı, tüm sanıklar beraat etti. Bakanların adının karıştığı büyük bir yolsuzluk yargıya götürülmedi. Sanıklar beraat etti, soruşturmayı yapanlar sanık oldu” dedi.

Manisa Barosu tarafından 2015-2016 Adli Yılı açılışı nedeniyle avukatlar Saruhan Otel’de düzenlenen akşam yemeğinde bir araya geldi. Baro Başkanı Ali Arslan, “Öncelikle Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, vatanı uğruna canı uğruna savaşarak şehit düşen Mehmetciklerimizi sevgi, saygı ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Allah acılı ailelerine sabır versin. 1 Eylül Dünya Barış gününü kutladığımız bu günde Atatürk’ün söylediği gibi ‘Yurtda Sulh, Dünyada Sulh’ diyoruz. Hemen şimdi barış diyoruz.Barışa el verin diyoruz. Ülkemizde yaşanan terör saldırılarını lanetliyoruz” dedi.


Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun taraflı kararlar verdiğinin her gün tartışılır olduğunun altını çizen Arslan 2015-2016 Adli yıl bu gün başlıyor. Yeni başlayan adli yılın Adliye Camiasına hayırlı olmasını vatandaşlarımız için Adil bir yıl olmasını diliyorum. Her Adli yıl açılışında Adalet adına, hukuk adına, Demokrasimiz adına, çağdaş bir yaşam adına güzel dileklerde bulunuyoruz. Bu Adli yıl başlangıcında da aynı duygularla aynı temennilerde bulunuyoruz. Fakat her dönem bir önceki döneme göre daha az beklentilerimizi karşılıyor. Adalete olan güven her geçen gün azalıyor. Yakın tarihimizden birkaç örneğe bakalım; yıllar süren ve tüm süreçte ‘darbe’ olarak adlandırılan Balyoz ve Ergenekon davalarında iddiaların ve delillerin sahte olduğu bilirkişi raporuyla açıklandı, tüm sanıklar beraat etti. Bakanların adının karıştığı büyük bir yolsuzluk yargıya götürülmedi. Sanıklar beraat etti, soruşturmayı yapanlar sanık oldu. Almanya’da yüzyılın yolsuzluğu olarak nitelendirilen Deniz Feneri soruşturmasının Türkiye ayağında mahkeme sanıkların tamamının beraatine karar verdi, dava düştü. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun taraflı kararlar verdiği her gün tartışılır oldu. Kadın ve çocuk tecavüzlerinde ve cinayetlerde kararlar hep suçlular lehine çıktı, bu hukuksuzluk ve suçlulara ‘iyi hal indirimleri’ uygulandı, uygulanmaya devam ediyor” diye konuştu.

“AVUKATLAR SAVUNMASINI YAPACAĞI SANIĞIN DOSYASINI İNCELEYEMEZ HALE GELDİ”

Bu örnekleri arttırmak mümkün olduğunu söyleyerek sözlerine devam eden Arslan, “Sulh Ceza Mahkemeleri kuruldu doğal hakim ilkesi çiğnendi. Yeni yasal düzenlemeler ile Avukatların birçok hakları elinden alındı. Avukatlar savunmasını yapacağı sanığın dosyasını inceleyemez hale geldi. Kamuoyu nezdinde adamını bulan istediği kararı çıkartır imajı oluştu. Kamuoyuna malolan davalarda hakim ve savcıların sık değiştirilmesi yargıya olan güvenin azalmasında temel rol oynadı. Tüm bu olaylarla Yargıya güven azalmaya devam etti. Bu durum bu şekilde devam ederse bugünleri mumla arayacağımız muhakkaktır. Bizler yeni balyoz ve ergenokon benzeri davalar istemiyoruz. Adaleti temsil edenlerin güçlünün yanında değil haklının adaletin yanında olmasını istiyoruz” dedi.

“ANAYASA FİİLEN ORTADAN KALKTI AVUKATLAR ETKİSİZLEŞTİ”

Avukatların birçok mesleki sorunları olduğunu belirten Arslan, “Bu sorunlar büyüyerek devam ediyor. Mesleğe yeni başlayan meslektaşlarımız büyük sıkıntılar yaşıyor, Türkiye de Hukuk Fakültesi sorunu yaşanıyor. Türkiye genelinde 100 yakın Hukuk Fakültesi bu fakültelerde okuyan 45 bin civarında öğrenci ve stajını yapan 10 bin civarında stajer avukat ve 90 bin civarından avukat vardır. Bu hesaba göre 5 yıl içerisinde avukat sayısı yüzde 50 oranında artacaktır. Bu durum sorunların büyüyerek devam etmesine neden olacaktır. Yurttaşların hak ve özgürlüklerinin güvencesi, koruyucusu ve kollayıcısı olan Avukatların elbette ki daha başka pek çok sorunu bulunmaktadır. Bu sorunlar esasen avukatların kişisel sorunu olmaktan çok, hukuk güvenliği bakımından yurttaşların sorunlarıdır. Bununla birlikte Devletin ve milletin varlığının, Cumhuriyetin büyük bir tehdit altında olduğu, hukukun askıya alındığı bir ortamda avukatlık mesleğine ilişkin sorunların çözümü mümkün görülmemektedir. Gerçekten hukukun ve hukuk devletinin, Anayasanın fiilen ortadan kaldırıldığı bir ortamda avukatların da görevlerini etkin bir biçimde yapmaları olanaksız hale gelmiştir” diye konuştu.

“DEMOKRASİ YOKSA ADELET YOKTUR.AVUKATA DA GEREK YOKTUR”

Arslan, Türkiye için söylemesi sözü olanın bu gün söylemesi gerektiğini vurgulayarak, yarın çok geç olabilir uyarısında bulundu. Demokrasinin olmadığı yerde adalet ve hukukunda olmayacağının altını çizen Arslan, “Mesleki sorunlarımız saatlerce anlatabiliriz. Fakat bizi bugün ilgilendiren asıl büyük sorun Demokrasinin elden gidiyor olmasıdır. Hukukun üstünlüğünün elden giderek üstünler hukukunun kurulmasıdır. Demokrasi tehlikede ise, parlementer sistem tehlikede ise Hukukçular Anayasa’nın ilk 4 maddesinden alacakları yetki ile Anayasayı korumak için demokrasiyi korumak için her şeyi yapabilir. Ev yanıyor evi korumalıyız. Evin içindeki bibloyu korumaya çalışmak beyhudedir. Düğünlerde nikah kıyarken sorarlar ‘söyleyecek sözü olan varsa söylesin, yoksa ömrü süresince sussun.’ Bu sözün bittiği yerdir. Fakat Türkiye’de sözün bittiği yerde değil sözün başladığı yerdeyiz. Türkiye için söylemesi gereken sözü olanlar bu gün söylemelidir. Yarın çok geç olabilir. Demokrasinin olmadığı yerde Adalet yoktur, hukuk yoktur. Bunun en güzel örneklerini komşularımız Suriye’de, Irak’da, İran’da görüyoruz. Demokrasi yoksa Adalet yoktur. Avukata gerek yoktur” dedi.

“HİÇBİR GÜÇ YARGININ ÖNÜNE GEÇMEMELİ”

Hiçbir gücün yargıya egemen olmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayan Arslan, “Bu gerekçelerle; Terörle kararlılıkla, ancak Devlet olmanın sorumluluğu ve hukuk sınırları içinde kalınarak mücadele edilmeli, bu mücadeleden taviz verilmemelidir. Emperyalizmin dayattığı terör ve bölünmeye karşı tarihi gerçeklerden ders çıkararak etkin bir tavır sergilenmelidir. Yurttaşlar arasında etnik, mezhepsel, bölgesel hiçbir ayrım gözetilmeksizin herkes için daha fazla demokrasi ve özgürlük talep edilmelidir. Yaşanarak görülmektedir ki hukuk güvenliği herkes için bir gerekliliktir. Hiçbir gücün yargıya egemen olmasına izin verilmemelidir. Ülkeyi yönetenlerin Anayasaya, hukuka, yargı denetimine, ülkenin bölünmez bütünlüğüne bağlı olarak hareket etmesi bir zorunluluktur. Bu nedenle hızla hukuk devletinin temeli olan kuvvetler ayrılığına, yargı bağımsızlığına ve hukukun üstünlüğüne geri dönülmelidir. Bununla birlikte avukatların yargının kurucu unsuru ve hak arama özgürlüğünün güvencesi olduğu göz ardı edilmemelidir. Üniter devletten, misak-ı milli ile belirlenen sınırlardan, Anayasanın değiştirilemez ilk dört maddesi ile beliren Anayasal sistem ve ilkelerden, hukuk devleti ve demokratik rejimden, ülkenin bir karış toprağından hiçbir şekilde vazgeçilmemeli ve taviz verilmemelidir ” diyerek sözlerini noktaladı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.