banner278

MATEMATİĞİN 'NOBEL'İ BU KÖYE GİTTİ

banner297

2007’de dayanışmayla Matematik Köyü’nü kuran Ali Nesin, 11 yıl sonra geçen hafta, Uluslararası Matematikçiler Birliği tarafından verilen Leelavati Ödülü’ne layık görüldü. Ödülün gerekçesi şuydu: Türkiye’de matematik bilincini artırmaya yönelik katkılarından dolayı, özellikle Matematik Köyü’nü, eğitim, araştırma ve herkes için matematiğin keşfedilmesi için istisnai, huzurlu bir yer olarak yaratma konusundaki yorulmak bilmeyen çalışmalarından ötürü... Bu ödülün ne kadar kıymetli olduğunu tarif ederken hep Nobel kıyaslaması yapılıyor, isabetli de bir kıyaslama. İnsanlığa, dayanışmaya, geleceğe dair inancınızı onarmak isterseniz buraya mutlaka uğrayın. Şu anda 500’e yaklaşan nüfusu, sınıflarını dolduran gençleriyle Matematik Köyü, distopyaya dönmüş hayatlarımıza oksijen desteği sağlayan bir ütopya adeta.

MATEMATİĞİN 'NOBEL'İ BU KÖYE GİTTİ

Eğitimine 1980 darbesinden birkaç gün sonra başlamış, hayatı boyunca sayılardan ve matematikten korkmuş biriyim ben. Bir matematik formülü ile Japonca yazılmış bir ‘haiku’yu yan yana koyun, benim için eşit derecede anlamsız sembollerden ibarettir. Hatta lisede bölüm seçme zamanı geldiğinde çaresizliğimi gören babam karşısına almış, “Kızım bizim aile edebiyatçı; ben de annen de edebiyat bölümünden mezun olduk. Matematik için kendini üzme istersen” diye nasihat etmişti. Meslektaşım Sebati Karakurt da sık sık üniversiteyi 21 yılda bitirdiğinden, öğrenci seçme sınavlarının hiçbirini kazanamadığından dem vurur, mühendislik eğitimi almış olanlara büyük saygı duyar. Matematik Köyü hakkında bir haber hazırlamak üzere İzmir’e doğru yola çıkan ikili hakkında bu bilgileri vermemin sebebi, finalde yaşadığımız dönüşümün altını çizmektir. 

Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Müzik yayını yerine ağustosböceklerinin sesi 
Selçuk’a bağlı Şirince Köyü’nün merkezinden, kırmızı tabelaları izleyerek Kayser Dağı’na doğru toprak yoldan tırmanmaya başlıyoruz. Köşesinde bir horoz resminin bulunduğu kırmızı tabelalarda ‘Matematik Köyü’ yazıyor. Horozun görevi malum; uyandırmak... 
Eğitime 2007’nin Temmuz ayında, taştan, çamurdan ve samandan yoğrulmuş bir binada başlayan köyde bugün 100’e yakın yapı var. Oysa 11 yıl önce bu zamanlar, Nesin Vakfı’nın gücü yeten gençleri, Ali Nesin’in üniversiteden öğrencileri ile gönüllüler harıl harıl çalışıyor, inşaata taş taşıyor, sonra da derslere giriyordu. İnşaatın başında Sevan Nişanyan vardı. Yüzlerce hatta binlerce gönüllü kolları sıvadı köy için bugüne kadar. 
Köye vardığımızda ilk fark ettiğimiz, ağustosböceklerinin sağır edici sesi oluyor. Ne bir müzik yayını ne televizyon sesi var. Sokaklarda dolaşmaya başlayınca satranç ve masatenisi oynayanları, bir köşeye çekilmiş kitap okuyanları, mutfakta harıl harıl bulaşık yıkayanları, çevre temizliği yapanları fark ediyoruz. Çünkü burada düşünmekten sonra en önemli görev ortak yaşama katkı sağlamak.Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Fransa’dan, Meksika’dan gelen gönüllüler çalışıyor
Nesin Vakfı’na ait 55 dönüm üzerine kurulu köyde şu anda 500’e yakın nüfus var. Üçte ikisi çadırlarda kalıyor. Diğer öğrenciler yatakhanelerde, hocalar ise kendilerine tahsis edilen evlerde... 55 gönüllünün yanı sıra köyün maaşlı çalışanlarının sayısı 22. Gönüllüler arasında Fransa, İspanya, Meksika’dan gelenler var. 
Köyde üç yemekhane, erkek ve kız yatakhaneleri, hocalar için 50 civarında ev, kocaman bir kütüphane ve ana derslik, muhteşem manzarasıyla bir Sevan Nişanyan projesi olan kule bulunuyor. Felsefe ve sanat köylerine ait derslik ve atölyeler de var. Kütüphane köyün merkezi. 2007’den bu yana o kadar çok ağaç dikilmiş, köy öyle güzel yeşillendirilmiş ki, bu yapıları görmek neredeyse imkânsız. Örümcek ağlarına bile dokunulmuyor.
Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Köyde hayat sohbahar-ilkbahar dönemi ile yaz dönemi-sömestr diye ikiye ayrılıyor. Yaz ve sömestr döneminde gelen öğrencilerin ortaokulu bitirmiş olması bekleniyor. Lise, lisans, master, doktora düzeyinde dersler oluyor. Programlar genellikle iki hafta sürüyor. 
Yaz döneminde sıradan bir gün sabah 7’de başlıyor. 7.00-8.00 arası kahvaltı zamanı. 8.00-12.00 arasında ilk iki ders var. Yazın köyde hava çok sıcak olduğundan öğle yemeği sonrası 16.00’ya kadar siesta yapılıyor. Ancak önce herkesin üzerindeki görevi yerine getirmesi gerek. Ardından kimi satranç oynuyor, kimi uyuyor, kimi kitap okuyor. Öğleden sonra dersleri ise 16.00-20.00 arasında. 
Lise seviyesindeki derslerde bilgi veya yaş gibi ayrımlar yok. Herkes aynı derslere giriyor. Problemi çözmek değil, problem üzerine düşünmek, merak etmek öğretiliyor. Sınıf geçmek, not almak gibi uygulamalar da yok. 
Köyün 10 yıllık işletme müdürü Emrah Bakırcıoğlu, “Mutfak nedir, tuvalet nasıl temizlenir bilmeden gelenler oluyor. Ama hemen herkes uyum sağlamayı başarıyor. Bugüne kadar uyum sağlayamayıp giden çocuk sayısı yüzde 1 bile değildir” diyor. Elbette köyün kurallarına uymadığı için gönderilenler de oluyor. 18 yaş altında içki içmek yasak. Geçerli bir mazeret bulunmadan derslere katılmamak, verilen görevleri yerine getirmemek de gönderilme sebepleri arasında.
Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Burada geçirdiğimiz tüm gün boyunca onlarca insanla konuşuyor, günlük işleyişi izliyor, fotoğraflıyoruz. Önüme çıkan herkese, bizim gibi matematikten korkanlara da burada bir yer olup olmadığını soruyorum. Anlaşılan var... Akşam derslerinden birini Haluk Oral veriyor. Ders, lise seviyesinde. Kalan zamanımızda Sebati’yle matematiğe bir şans daha vermeye karar veriyoruz. Haluk Hoca matematikten bahsediyor ama her nedense anlattıkları anlaşılır, hatta ilgi çekici geliyor. Bir saatin sonunda, uçağa yetişmem gerektiğinden dersten ayrılıyorum ancak Sebati’yi sınıftan çıkarmak mümkün olmuyor. Giderken son kez sınıfın camından içeri bakıyorum; Sebati ön sıralardan birine geçmiş, ilgiyle dersi dinliyor...
Matematiğin Nobeli bu köye gitti
Kurucusu Ali  Nesin: Türkiye’nin olması gerektiği ve olabileceği ortam
Köydeki öğrencilerinize matematikten sonra öğrendikleri en önemli şeyin ne olduğunu sordum. Hepsi işbirliğini, kendilerininkinden başka hayatlar da olduğunu, kendi sorumluluklarını almayı öğrendiklerini söyledi. Bunlar yolun başında hesaba kattığınız, önünüze koyduğunuz hedefler miydi yoksa projenin artıları mı oldu?
- Ne ilginç! Şu an Brezilya’dayım, Rio’da. Sevan Nişanyan’la ve benimle uzun bir röportaj yapıldı. Sorulardan biri sizin sorduğunuz sorulardan biriydi. Matematik Köyü, evet, matematik öğretiyor, daha doğrusu matematiğin anlaşılmasına yardımcı oluyor ama daha sonra farkına vardım ki çok daha fazlasını yapıyoruz, bu satırlara sığmayacak kadar fazlasını. Birkaçını söyleyeyim: Öğrenciler her gün bir ile iki saat arasında, dönüşümlü olarak köyün günlük işlerinde çalışıyor; patates doğrama, sofra kurma, sofra kaldırma, bulaşık, tuvalet temizliği, bitki sulama vb. Daha önce ellerini sıcak sudan soğuk suya değdirmemiş çocuklar bunlar. Ve büyük keyif alıyorlar. Köyde özgürlük olduğundan birçoğu bağımsızlığı ve sorumluluğu öğreniyor. Farklı fikirler, farklı inançlar, farklı yaşam biçimleri, farklı varoluşlar bir arada barış içinde yaşıyor. Öğretmen-öğrenci ilişkisinin, kendi aralarındaki ilişkinin, doğayla insan arasındaki ilişkinin başka türlü olabileceğini görüyorlar. Bunlar hesapta yoktu. Matematik Köyü için “Türkiye’nin olması gerektiği ve olabileceği” ortam diyorum.
Köyün 2007’den bugün geldiği noktaya baktığınızda hissettiğiniz en yoğun duygu ne oluyor?
- Hani Walt Disney’in çizgi filmleri vardır, ördek yürür yürür, önünde bir uçurum vardır ama o farkında değildir. Toprak biter, uçurum başlar ama ördek yine farkında değildir, bir süre daha devam eder yürüyüşüne. Sonra birden altında bir uçurum olduğunu görür ve düşer! İşte kendimi o ördek gibi hissediyorum. Ne delilikmiş, ne çılgınlıkmış. Bilinçsiz bir eylemmiş meğer. Olacak iş değil! İkinci yoğun duygum şaşkınlık. Her gün aynı yoldan geçip her gün aynı güzelliklere hayran olmak, hiç sıkılmamak. Şöyle bir karşılaştırma yapayım... Bazı müzikleri çok severim. Ama birçoğundan bir zaman sonra sıkılırım. Bu yüzden çok sevdiğim bazı müzikleri çok sık dinlememeye çalışırım. Ama bazı müziklerden 40 yıl sonra da sıkılmam, ne kadar sık dinlersem dinleyeyim sıkılmıyorum. İşte Matematik Köyü’nü o hiç sıkılmadığım müziklere benzetiyorum.

Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Zemberekten fırlayacak bir aslan gibi hissediyorum
Leelavati Ödülü Matematik Köyü’nü sizce nereye taşıyacak, bundan sonrasında neler bekliyorsunuz?
- Bir lise kurmak istiyorum. Bir lise kurmama bürokrasinin izin vermesini istiyorum. Farklı bir şey yapmak istiyorum ve bürokrasinin 80 yılın başında farklı bir şeye izin vermesini istiyorum. Eğer Leelavati ödülü bir şeye yarayacaksa buna yarasın.
Ancak lise projesinde bazı engellerle karşılaşıyorsunuz. Kendinizi bu yeni mücadele için hazır ve güçlü hissediyor musunuz?
- Zemberekten fırlayacak bir aslan gibi hissediyorum kendimi.
Ödülü dün aldınız. Törende size ve Matematik Köyü’ne ilgi nasıldı?
- Olağanüstü. İnsanlar hüngür hüngür ağlıyordu. Hiç böyle bir şey görmedim bugüne kadar. Türklerden gelseydi böyle bir tepki daha az şaşırırdım sanırım, ne de olsa daha sulugözlü sayılırız ve bu tür projeleri daha az gördük. Ama Japonya’dan, Hindistan’dan, Avrupa’dan, Güney Amerika’dan herkes müthiş etkilendi. Sevan’la beni dakikalarca ayakta alkışladılar. Fotoğraf çektirmek isteyenler, kucaklayanlar, kendi ülkelerinde benzer projeler için akıl isteyenler, davetler... Müthiş bir etki yarattı.
Bugüne kadar köyde binlerce çocuğa matematiği, düşünmeyi, merak etmeyi öğrettiniz. Siz köyden neler öğrendiniz?
- Matematiği... Yeri geldi, on yaşındaki çocuktan öğrendim! Sonra, doğru bir proje gerçekleştiğinde insanların buna değer verdiğini. “Halk anlamaz” düşüncesi çok yanlış. Halk anlar ve “Halk anlamaz” diyenlerden daha iyi anlar.
Eser Öykü Dede
Sanat Köyü seramik atölyesi sorumlusu

Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Bir buçuk senedir buradayım. Köyde kullanılan şekerlik, çanak, kapı numarası gibi bazı eşyaları burada üretiyoruz. İlkbahar ve sonbaharda atölyeler düzenliyor, yaz okuluna da destek veriyorum. Ben aslında piyanistim, Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı’nda 17 sene çalıştım. Barış Bildirisi’ne imza attığım için ihraç edildim. 2012’den bu yana seramikle de ilgileniyordum. Bu işi Matematik Köyü’nün Facebook sayfasından buldum. Artık yaz-kış burada yaşıyorum. Burada çalışmaya başladıktan sonra, atölyede insanlara bir şeyler dinletebilirim diye düşündüm. İzmir’den dijital piyanomu getirdim, çok iyi bir şey değildi. Dinletilerden birine Ali Hoca da geldi. Finalde memnun olacağını düşünmüştüm ama “Bu böyle olmaz” diye söylenmeye başladı. “Bunun sesi çok kötü, sana bir piyano almamız lazım” dedi. Benim için istediğim piyanoyu alıp köye getirtti. Ben de gönül borcumu ödemek için sık sık dinletiler düzenlemeye çalışıyorum. Gündoğumu konserleri düzenliyorum zaman zaman. Güneş tam atölyenin karşısından doğuyor. O saatlerde Bach çalıyorum. Bana son süreçte meslek arkadaşlarımdan destek olan çok az insan oldu. Ali Nesin ise bir buçuk yıl önce tanıdı beni.
 Haydar Göral
Sayılar Teorisinden 
Seçmeler dersini veriyor

Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Matematiğin ne olduğunu 
Ali Nesin’den öğrendimBilgi Üniversitesi’nde Ali Nesin’in öğrencisiydim. 2004 yılında tanıştık. O zamana kadar matematiğin ne olduğunu bilmiyordum, sadece çok daha derin bir şey olduğunu hissediyordum. Ali Hoca sayesinde haklı olduğumu öğrendim. 2007’deki kuruluşundan bu yana burada çalışıyorum. İlk sene su, elektrik, sıcak su yoktu. Ders vermeye 2008’de başladım. Her sene iki hafta burada kalıyorum. Lyon’da doktora yaparken bile yazları buraya geldim. Leelavati Ödülü beni çok mutlu etti, çok önemli bir ödül. En başından beri burada olduğumdan kendime de bir gurur vesilesi çıkarıyorum. Yurtdışında köyü bilen çok matematikçi var. Pek çok hoca gönüllü olarak buraya geldi ve ders verdi.
Büşra Öztürk
Bilkent Üniversitesi’nde matematik öğrencisi

Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Köyde sorumluluk bilinci gelişiyorÜç haftalık bir eğitim için buradayım. Bu, köye üçüncü gelişim. Lisedeki matematikten başka bir şey öğrenmek için gelmeye başladım. Bakış açınızı geliştirmek için burası çok iyi. Sosyal atmosfer de çok güzel. Farklı illerden, üniversitelerden arkadaşlarım oldu. Sorumluluk bilinciniz oturuyor. Evde yapmadığınız işleri burada yapıyorsunuz. Tuvalet temizlemeyi burada öğrendim, hayatımda yıkamadığım kadar tabak yıkadım. Ama eğlenceli, hiç pişman değilim. İnternet veya televizyon yok, çalıştığınız şeye daha iyi konsantre olabiliyorsunuz. Zaten kütüphanede çok fazla kaynak ve etrafınızda hocalarınız var, internete ihtiyacınız olmuyor. Burada başarısız olmak yok ama düşünmeyi bırakmak başarısızlık sayılabilir.
Deniz Dalkıran
Bilgi Üniversitesi Matematik 
Bölümü öğrencisi

Matematiğin Nobeli bu köye gitti

Burası olmasa matematikçi olamazdım
2014’ten bu yana her yaz geliyorum. Derslerinde çok parlak olman burada bir şey ifade etmiyor. Okulda kötü olup burada matematiği seven çok insan var. Mutfağa hayatımda ilk kez burada girdim, temizlik yaptım. Hatta annem ilk sene ayak uyduramazsam diye bana söylemeden bir hafta İzmir’de kalmış, dönmek istersem diye. Emeği takdir etmeyi öğreniyorsun, yardımcı olmaya başlıyorsun. Pek çok arkadaşım eve döndükten sonra aileleriyle konuşup işbölümüne dayalı sistem kurmuşlar. İlk dersimi Ali Hoca’dan almıştım, oyun teorisi üzerineydi. O iki saatten sonra anneme uzun bir mesaj yazdığımı hatırlıyorum, her şeyin muhteşem olduğuna dair. Burası olmasa matematikçi olamazdım. Birlikte yaşam yürütmenin zahmetli ama güzel olduğunu öğrendim.
Ekinsu Akdoğan 
ODTÜ Malzeme Mühendisliği 
Bölümü öğrencisi, gönüllü
Doğanın içinde 4-5 saat uyku yetiyor
İlk kez beş yaz evvel gelmiştim öğrenci olarak. O kadar sevdim ki her yaz gelmeye devam ettim. Sonraki yıllarda hep gönüllü oldum. Burada kendini ifade etmeyi, kendi sorumluluğunu üstlenmeyi öğreniyorsun. 14-15 yaşındaki insanlar için çok kıymetli bu. Bu yaz lise öğrencilerine ablalık yapıyorum. Koğuşumdaki öğrencilerin zamanında kalkmasından, derslere girmesinden, görevlerini yerine getirmesinden sorumluyum. Gün içinde bir sorunları olursa bana geliyorlar. Şirince’ye inenler olursa döndüklerinden emin olmam gerekiyor. Geziler sırasında da eşlik ediyoruz. Bu kadar çalışınca şehirde olsa çok yorulur insan, ama burada, doğanın içinde 4-5 saat uyku yetiyor.
Mina Çelik
Yıldız Teknik Üni. İletişim 
Tasarımı öğrencisi, gönüllü
En büyük lüks, yıldızları seyretmek
Matematik benim için hep sorundu, hiç anlamıyordum. Derslerim de çok kötüydü. Oysa üniversite sınavında matematik sorularını da çözmem gerekiyordu. Buraya geldiğimde matematiğin hiç görmediğim bir tarafı olduğunu öğrendim. Zihnimde kapılar açıldı, matematikten korkmayı bıraktım. Sonuç odaklı düşünüyordum, süreç odaklı bakmaya başladım. Dönünce derslerim de düzeldi. Burada farklı şehirlerden, farklı hayatları olan insanlarla tanıştım. Türkiye’nin pek çok ilinde ziyaret edebileceğim arkadaşlarım var. Bence burada en büyük lüks, gece yıldızları seyretmek.
Ali Törün
‘Meşhur Problemler ve 
Hikâyeleri’ dersi veriyor
Burası beni daha iyi matematikçi yaptı
Köyün kuruluşundan bu yana buradayım. Matematik Köyü’nü Destekleme Derneği’ni kurduk, başkanlığını yaptım. Şimdi de ders veriyorum. Matematikten çekinerek gelen çok öğrenci var. Ama buraya gelirken anne-babalarından ayrıldıklarına ağlarlar, giderken de buradan ayrıldıklarına. 15 günde matematik öğretemezsiniz ama çocukların dokunmasını sağlayabilir, onlarda iz bırakabilirsiniz. Dairenin alanı ‘π r²’, bunu hemen herkes bilir ama kimse ne ispatını bilir ne de sormayı akıl eder. Biz çocuklara bu ihtiyacı öğretmeye çalışıyoruz. Matematik zekâ testi değildir, sabırlı olan herkesin yapabileceği bir şey. Köyün en büyük özelliği imece. Bu büyük bir kazanım. Doğayla ilişkisi son derece uygar.
Arsen Nişanyan
Oxford Üniversitesi’nde doktora öğrencisi, eğitmen
Öğretmekle öğrenmeyi birbirinden ayırmak zor
14 yaşımdan beri Matematik Köyü ile iç içeyim. Köyle birlikte büyüdüm, köy de bizimle birlikte büyüdü. İnşaatında taş taşımak dahil her şeyi öğrenciler olarak birlikte yaptık. Hiçbir zaman matematikçi olmak gibi bir niyetim yoktu ancak o derslerden çok şey öğrendim. Akademik çalışmanın gereksinimlerini, disiplinli çalışmanın önemini kavradım. Burada hayatını matematiğe adamış insanlardan ders almak, anlatışlarındaki tutkuyu görmek beni bir hayli etkilemişti. Benzer seviyede ancak farklı alanlarda eğitimler düzenlemek benim için bir heves haline geldi. Bundan 4-5 yıl önce arkadaşlarımla antikçağ, antik felsefe üzerine kamplar yapmaya karar verdik. Burada öğretmekle buradan öğrenmeyi birbirinden ayırmak çok zor. Öğretmek için öğrenmeniz gerekiyor.
Haluk Oral
Matematikçi, yazar
Matematik ‘ineklere’ mahsus değil
Matematik Köyü’ndeki 10’uncu yılım. Lise öğrencilerine ders vermekten daha çok zevk alıyorum. Ömrüm Boğaziçi Üniversitesi’nde ders vermekle geçti zaten. Sohbet şeklinde geçiyor derslerim genellikle. Matematiğin sadece ‘ineklere’ mahsus bir şey olmadığını göstermek, çocuğun bu alanın güzelliğini fark etmesi çok önemli. Bir şeyi anladıkları zaman o kadar büyük mutluluk duyuyorlar ki o bana umut veriyor. Bir güzel tarafı da İstanbul’dan gelen çocukla Şırnak’tan gelen çocuk aynı derse giriyor. Böylece buradan ayrıldıklarında diğer şehirlerde arkadaşları oluyor. Umduğumuzdan çok daha iyi kaynaşıyorlar. Bu projenin insani tarafı, matematik öğretmek kadar kıymetli.
Dino Festi
Eliptik Eğriler dersi veriyor
Öğrencilerde büyük ilerleme var
Bu yıl üçüncü kez Matematik Köyü’ndeyim. İlk kez 2014 yılında geldim. Burayı çok seviyorum. Bilgi üzerine kurulmuş bir topluluk olması çok önemli. İnsanlar sadece öğrenmek için bu köye geliyor. Bir topluluktan bekleyebileceğiniz en güzel şey bu. Biz de meslektaşlarımızdan bir şeyler öğreniyoruz ve buradan her dönüşümde daha da zenginleşmiş oluyorum. İlk gelişimden bu yana öğrencilerde büyük bir ilerleme görüyorum, çok hevesliler. Matematik Köyü bence yurtdışında hâlâ hak ettiği kadar bilinmiyor. Ben çevremdekilere hep buradan bahsediyorum ve getirmeye çalışıyorum. Bir kere gelen de tekrar gelmeye çalışıyor. Leelavati Ödülü de bilinirliğine katkı sağlayacaktır.
HÜRRİYET

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.