Zincire vurulmamış şeytanlar

muhafazakar; ama ortak özelliklerine sarılmış, ama farklılıklarını zenginlik gören, ama aynı geminin yolcusu olmaktan onur duyan cesur ve güzel insanlarına NE MUTLU..!

Zincire vurulmamış şeytanlar

Zincire vurulmamış şeytanlar…

Ramazan öyle bir aydır ki;

Ne yaz ne kış, bir başka mevsimdir!

Mana ikliminin esintisi sarar gönülleri; katı kalplerin yumuşadığı, günahların tövbeyle silindiği, sevapların katlandığı mübarek günlerdir. Bedenlerin oruçla sıhhat bulduğu, yüreklerin sevgiyle dolduğu aydır Ramazan…

Ramazan ayı huzurdur, berekettir..!

Her Müslüman ister istemez bu kutsal ayın olağanüstü hallerine kapılır, tam bir teslimiyetle Allah’a (cc) yönelir. Cenneti istediğinden, cehennemden korktuğu için değil, sunulan onca nimetin karşılığında şükrünü tam olarak yerine getiremeyecek olmanın mahçubiyetinden çekinir!

Bütün bir ömür ibadetle geçse ne olur ki; kalbinde iman, sevgi ve merhamet olmadıktan sonra..!

Bu mübarek ayda insanlar nefisleriyle baş başadır. İnsanı her fırsatta kötülüğe sevk eden şeytanlar zincirlere bağlanmıştır.

Bu konuda Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayının hilali gözükünce cehennem kapıları kapanır, cennet kapıları açılır ve şeytanlar zincire vurulur.”

 

Bir başka hadis-i şerifte ise: “Allah her isyankar şeytana meleklerinden yedisini tayin etmiştir ki Ramazan ayınızın sonuna kadar bu şeytanların zinciri çözülmez.”

İşte böyle bir aydır Ramazan!

İslam dininde böylesine önemli bir yeri olan Ramazan ayına girdiğimiz 1 Ağustos gününden bu yana, yani son bir haftada hem ülkemizde hem dünyada yaşanan zulüm akıl alır gibi değil. Hele bir de bu zulüm Müslüman topraklarında yaşanıyorsa..!

- Ramazan’ın ilk günü olan 1 Ağustos: Van-Başkale karayolunda, terör örgütü PKK üyelerini taşıyan otomobilden, askere araca el bombası atılması ve uzun namlulu silahlarla ateş açılması sonucu 1 astsubay, 2 uzman çavuş şehit, 4 asker yaralı…

 

- 3 Ağustos: Bingöl'ün Genç İlçesi Yeniyazı Jandarma Karakolu'na inşaat malzemesi taşıyan bir kamyon, terör örgütü PKK üyeleri tarafından ateşe verildi.

 

- 3 Ağustos: Diyarbakır'da sabaha karşı yol kesen terör örgütü PKK mensupları jandarma karakoluna ekmek götüren bir aracı durdurarak yaktı.  

- 5 Ağustos: Bingöl’de PKK terör örgütü mensuplarınca hareket halindeki askeri konvoya yapılan saldırıda 3 asker hafif yaralandı.  

- 5 Ağustos: Tunceli’de terör örgütü PKK'lı grup, 2 nakliye aracını ve 5 iş makinesini yakarak kaçtı. 

- 6 Ağustos: Muş'un Hasköy ilçesinde bir  köy korucusu PKK üyeleri tarafından öldürüldü. 

- 7 Ağustos: Bitlis'in Hizan ilçesinde kaymakamlık konutuna teröristlerce saldırı düzenlendi. Olayda 1 polis memuru şehit oldu, 1 polis memuru yaralandı

- 8 Ağustos: Hakkari'de silahlı saldırıya uğrayan ve ağır yaralanan polis memuru kaldırıldığı Devlet Hastanesi'nde kurtarılamayarak şehit oldu

30 yıldır hangi amaca hizmet ettiklerini bilmeden ve/veya bilip de imkansız bir hayalin peşinde koşan; kundaktaki bebekten, okuldaki öğretmene, sağlık ocağındaki doktordan, karakoldaki polise, masum köylülere, sivil halka ve Mehmetçiğe kadar on binlerce insanımızı şehit eden teröristler, Ramazan’da bile kanlı eylemlerine ara vermediler. Son bir hafta içerisinde hem askerimize hem polisimize haince saldırıp, kaçtılar.

Bu ülkeye, telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zararlar veren PKK, şeytanların bile zincire vurulduğu Ramazan ayında, kanlı saldırıları ile çirkin yüzünü bir kez daha gösterdi.

Bu kutsal ayda bile saldırılara devam eden PKK, diğer yandan “sivil itaatsizlik” adı altında ayrı cemaat, ayrı iftar çadırları kurarak dindar görünmeye çalışanlar, her geçen gün zayıflıyor. 30 yıldır dökülen masum kanlar karşılığında, kendi oluşumları da giderek kan kaybediyor. Din iman demeden, hemen her gün farklı bir bölgede kan döken PKK grupları ile şehirlerdeki terör yandaşları, muhafazakar Kürt halkının gözünden de hızla düşmeye devam ediyor. Bediüzzaman Said-i Nursi, Seyyid Muhammed Raşit Erol (ks) gibi geçmişte ve bugün içinden bir çok İslam alimi çıkarmış Kürt toplumu, sözde dindar görünme adına yapılan trajikomik eylemlerin, olup biten her şeyin çok iyi farkında. Baskılara, aldatmalara rağmen..!

Allah ıslah etsin, akıl fikir versin.

Güzel ülkemde yaşanan bu çirkinliğin yanı sıra bir başka çirkinlikte Suriye’de sergileniyor. PKK gibi orada da Beşar Esad yönetimi, yine Ramazan, din, iman demeden binlerce muhalif masum insanın kanını döküyor. Hama’da, Şam ve Zebadani kentlerinde yapılan saldırılar sonucu şu ana kadar 4 bin kişinin öldüğü ifade ediliyor. Bunların içinde kadın ve çocukların da bulunması, oradaki vahşetin boyutunu gözler önüne seriyor. Babasının izinden gittiğini tüm dünyaya ispatlayan Esad’ın sonu da, şimdilerde demir parmaklıklar arkasında bulunan Mısır’ın devrik lideri Hüsnü Mübarek gibi olması kaçınılmaz gibi görünüyor. Zincire vurulmamış Esad’ın da Müslüman Suriye’deki akıbetinin yakında belli olacağını düşünüyorum.

PKK ve Esad yönetimi…

Sayın Başbakan Erdoğan’ın “Bizim iç meselemizdir” diyerek yakınlık gösterdiği Suriye’de, zalim Esad yönetimi, PKK konusunda Türkiye’ye destek yerine aksine sırtından vurmaya devam ediyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın sunduğu rapora göre Kandil Dağı’ndaki 3800 PKK’lının 1500’ü Suriyeli. Başını Fehman Hüseyin’in çektiği grup şiddet yanlısı olarak biliniyor. Bunun yanında Esad yönetimi, iş birliği içinde olduğu İran’la birlikte, Türkiye’ye PKK konusunda istihbarat ve bilgi paylaşımından uzak duruyor.

Devlet ilişkileri insan ilişkilerine benzemez. Devletler duygusal düşünmez. Sıkça sözü edilen “Dostluk”, “Tarihi kökler”,  “müttefik” gibi söylemler aslında daha çok çıkara bağlıdır. Özellikle terör konusunda, Türkiye ile çıkarları ortak olmayan komşu devletler veya “sözde müttefik” ülkeler, yakın zaman içerisinde hem politikada hem de ekonomik işbirliğinde kaybedeceklerdir. Bölgenin en güçlü devleti olan Türkiye, her alanda büyümeye hızla devam ederken, sözünü ettiğim ülkeler ise çıkar çatışması ve kötü niyetlerinin karşılığını mutlaka alacaktır.

Bosna’dan Doğu Türkistan’a, Filistin’den Afrika’ya mazlum tüm milletlere kucak açan, yardımlarını esirgemeyen Türkiye, yakaladığı istikrar ve güvenle, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutloğlu’nun da dediği gibi yakın gelecekte cihan devleti olacaktır. Gidişat şimdilik böyle…

Seller ve kuraklık sonucu 15 milyon insan açlıkla mücadele ettiği Afrika ülkelerine, resmi ve sivil kuruluşlarıyla büyük bir yardım seferberliği başlatan Türkiye ile bugün gurur duyma günüdür. Şeytanları zincire vurulmuş güzel ülkemin Türk, Kürt, sağcı, solcu, alevi, sünni, laik, muhafazakar; ama ortak özelliklerine sarılmış, ama farklılıklarını zenginlik gören, ama aynı geminin yolcusu olmaktan onur duyan cesur ve güzel insanlarına NE MUTLU..!

Özcan Aydın

 

 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.