YENİ ROTA, SAĞ’DAN SOL’DAN MERKEZ’E…

Ne demişti sevgili ‘hemşehrimiz’ Kenan Evren? Bir sağdan bir soldan..!

YENİ ROTA, SAĞ’DAN SOL’DAN MERKEZ’E…

ÖZCAN AYDIN

YENİ ROTA, SAĞ’DAN SOL’DAN MERKEZ’E…

Ne demişti sevgili ‘hemşehrimiz’ Kenan Evren? - Bir sağdan bir soldan..!   31 yıl önce Türkiye, tarihinin en acı bedellerinden birini ödedi. İç ve dış mihrakların, Türkiye üzerindeki karanlık ellerin ‘Vesayet Oyunu’ o dönemde yine sahnedeydi. Türk-Kürt, Alevi-Sünni virüslerinin henüz temizlenmediği ülkeye bir de SAĞCI-SOLCU virüsü enjekte edilmişti. Şehirlerde ‘Sağcıyım’ diyenler bir tarafta, ‘Solcuyum’ diyenler diğer tarafta… Radyoda her saat çatışma haberleri, faili meçhul cinayetler… Siyasi tedbirler tamamen tükenmiş veya etkisizleştirilmiş, bunun sonucunda birilerine göre ŞARTLAR OLUŞMUŞTU..! 1980 askeri darbesiyle ortalık süt liman..! Kardeş kavgalarının bir anda sihirli değnek değmiş gibi sona erdiği o karanlık günlerde, daha sonra ‘Vesayet Oyunu’nda gözaltı ve tutuklamaların yer aldığı ikinci perde sahnelendi. Sonra ne mi oldu? Tekrar hatırlayalım neler olduğunu…   650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 
7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi.
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi. 
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 
31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. 
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 14 kişi açlık grevinde öldü.
16 kişi kaçarken vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi. 
43 kişinin intihar ettiği bildirildi.   Bazı kaynaklara göre “80 Darbesi”nin sonuçları bu şekildeydi. 30 yıl sonra referandumda geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla ‘darbecilerin’ yargılanmasının yolu açıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da soruşturma resmen başlatıldı. Darbe tartışmalarının yaşandığı yakın dönemde iki isim ön plana çıkmıştı. Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu… Bir röportajda ibretlik açıklamalarda bulunan Kenan Evren, “Ben sağ ve sol ayrımı yapmadım. Hatta o kadar ki mahkum olanlar, idam cezası alanlar var. Mesela sağdan bir tane mahkumun idamından sonra, bekletirdim. Sonra soldan bir tane idam ettirip, mahkum bekletirdim. Yani bir tane sağdan bir tane soldan adam astık. Sırf denge olsun diye buna dikkat ettim.” şeklinde talihsiz bir açıklamada bulunmuştu. Doğruydu..! Mamak Cezaevi’nde 7 Ekim 1980 tarihinde idam edilen ‘solcu’ Necdet Adalı’dan birkaç saat sonra, aynı cezaevinde tutulan 22 yaşındaki ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu idam sehpasında can vermişti. Üstelik her fırsatta suçsuz olduğunu bağıra bağıra… Ve daha niceleri… 80’den geriye kalan baskıcı, statükocu bir yönetim, ‘kukla’ idareciler ve apolitize edilmiş bir toplum… Ta ki 12 Eylül 2010 referandumuna kadar… ‘12 Eylül’ ne anlamlı tesadüf..!   *** Ben o dönemde henüz 3-4 yaşlarındaydım. Babamdan, büyüklerimden dinledim o günleri. Kitaplardan okudum, televizyon ekranlarından şahit olabildim o dönemde yaşanan manzaralara… İyi ki de küçüktüm, iyi ki de yaşamadım. Allah bu millete bir daha da yaşatmasın o günleri.   Bu yazıyı okurken, “Bunları bilmeyen mi var?” diyenler çıkacaktır şimdi. Bunun farkındayım. Dikkat çekmek istediğim nokta aslında bu günümüz. 30 yıl sonra siyasette değişen Türkiye… Oldum olası saçma bulduğum, anlam veremediğim, vermeyi de istemediğim SAĞ ve SOL kutuplaşmanın, bu gün sadece sözde kaldığını görüyoruz. “80 Derbesi” nin ruhuna ters gelse de, çelişse de o dönemle; Türkiye’de siyasetin, tüm partilerin yeni rotası MERKEZ… 12 Haziran genel seçimleri öncesi bazı ‘duayen’ siyasetçilerin tavrına şaşırmamak elde değil. Hatta şok yaşayanlar, inanmayanlar, inanmak istemeyenler var. ‘Kim bu şoku yaşatanlar?’ diye sormadan sanırım bir çok okuyucu anlamıştır o isimleri… Sağ seçmenin desteğiyle devletin zirvesinde yıllarca görev yapmış iki isim; Süleyman Demirel ve Hüsamettin Cindoruk… Demirel’in, ‘Ergenekon’ sanığı Mehmet Haberal’ın CHP’de aday gösterilmesiyle ilgili özel ricada bulunduğu iddiaları, CHP’ye gösterdiği yakın ilgili SAĞ çevreleri hayrete düşürdü. Bu şokun üzerine bir de, aynı siyasi çizgide Demirel ile birlikte uzun seneler siyaset yapmış Hüsamettin Cindoruk’un CHP için gönüllü çalışacağını açıklaması… Daha dün Manisa’da DP için oy isteyen Cindoruk, bugün CHP için yollarda. ‘Allah Allah..! Bu yazılanlar, çizilenler nasıl doğru olabilir?’ diye düşünürken, CHP’nin milletvekili adayları arasında eski DYP’li bir çok isim ortaya çıktı. DYP’de genel başkan yardımcılığı yapmış Bülent Kuşoğlu ve Demirel’e yakınlığı ile bilinen eski TP Genel Başkan Yardımcısı Ali Arif Özzeybek, DYP’nin eski kurmayları Aytun Çıray, Salih Sümer, Turan Tayan ve Mustafa Eren. ‘Kırat’ın iktidarı için Manisa’da yıllardır siyaset yapan eski Doğru Yolcu’ların, Adnan Menderes’in izinden gidenlerin bu tablo karşısında ne düşündüğünü çok merak ediyorum. Acaba hayal kırıklığı mı yaşıyorlar, bir İHANET mi görüyorlar, yoksa destekliyorlar mı...? Belki de AK Parti iktidar olmasın da SAĞ’ı SOL’u önemli değil bu işin diye yorumluyorlardır… Yok sanmıyorum..!, Samimi demokratların böyle düşünebileceğine ihtimal vermiyorum. CHP’nin eski DYP’li milletvekili adayları dışında, Ernegekon sanıkları arasından Mehmet Haberal’ın yanı sıra Sinan Aygün, Mustafa Balbay ve son dakikada ismi listeye alınan İlhan Cihaner bulunuyor. MHP’de ise, eski DYP’li Sümer Oral ve Bahattin Şeker isimleri dikkat çekiyor. Ve bir de ‘Balyoz Soruşturması’ sanığı Engin Alan. AK Parti’nin Manisa listesinde de eski ülkücü Selçuk Özdağ. Tabi bu arada, CHP ve MHP’nin listelerinde yer verdiği yeni bazı adaylara karşı, tabanlarından tepkiler olduğunu da eklemiş olayım.  Son genel seçimlerde yüzde 47 oy oranı ile iktidara gelen AK Parti, bir merkez partisi olma iddiasını sürdürürken, muhalefette bulunan CHP ve MHP’nin de eski DYP’lileri, Anavatanlı’ları listelerinde aday göstererek rotalarını “merkez parti” olma hedefine iyice çevirdikleri görülüyor. Sağ’dan MHP, Sol’dan da CHP ‘MERKEZ’eyönelmeye çalışırken, her iki partinin bu yeni seçim stratejisiyle 12 Haziran’da nasıl bir sonuç alacağını birlikte göreceğiz. *** Şimdi Türkiye’nin geldiği bu noktayı 80’li yıllarıyla birlikte değerlendirdiğimizde ortaya trajik bir sonuç, acı bir gerçek çıkıyor. 80’lerde kirli oyunlarla birbirine kırdırılan bu ülkenin gençleri, 30 yıl sonra aynı çatı altında kol kola siyaset yapıyor. Bu görüntü aslında beni ve eminim bu milleti şaşırttığı gibi, çok da memnun ediyor. ‘Sol’ veya ‘Sağ’ partilerin içinde farklı görüşlerdeki üyelerin ne kadar uyumlu çalışabileceği tartışılabilir. Amaçlarının ne olduğu, koltuk, makam veya gerçekten hizmet etmek olup olmadığı da merak edilebilir. AK Parti’nin yeniden iktidarına karşı ortak bir hareket, bir dayanışma olarak da görülebilir. Benzer soru işaretleri oluşabilir kafalarda. Fakat bana göre önemli olan; Türkiye’nin, ‘Sağ’ın, ‘Sol’un birbirini kabullenebildiği, hazmedebildiği, karşılıklı saygının, anlayışın var olduğu bir ülke olması. Ben bu ülkenin geleceğinin çok parlak olduğuna inanıyorum. Son sözüm; 12 Eylül darbesine zemin hazırlayanların, darbeyi gerçekleştirenlerin, ülkenin yarınlarını karanlığa gömenlerin, kısaca “12 Eylül”ün yargılandığı günler, bu ülkenin aydınlık geleceğinin ilk ışığı olacaktır.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.