Volkan'a kızmayın

90'ın artıları oynanıyordu. Tamam, oldu derken, bir çuval incir berbat oldu. Avucun içindeki üç puan, kaleci Volkan'ın avuçlarının içinden kaydı gitti.

Volkan'a kızmayın

Volkan’a kızmayın

90’ın artıları oynanıyordu… Tamam, oldu derken, bir çuval incir berbat oldu. Avucun içindeki üç puan, kaleci Volkan’ın avuçlarının içinden kaydı gitti. Futboldur bu olur demek lazım. Hatta ligin ilk haftasıdır, telafisi olur demek lazım. Ve de hatasız kul olmaz da diyelim de, son ana kadar hak ettiğin üç puanın kim vurdu ya gitmesi, insana koyuyor be kardeşim. Hele bu kaçan galibiyet ezeli rakibin sahasında ise adama katmerli dokunuyo be kardeşim. 90’ın artısıyla başladık yazıya. Öyle devam edelim. Sondan başa gelelim. Maçın artısı oynanınca, hatayı da kaleci yapınca, doğal olarak ihalenin sahibi Volkan oldu. Aslında bir pozisyon öncesine de gitmek lazım… Yani 90’ın artı birinci dakikasında sağ kanatta sıkışan top yardımcı hakem Baki Yiğit’in önünde Karşıyakalı oyuncunun ayağından auta çıktı. Ama gol olacak ya… Biz kötü kaderimize yanacağız ya… Autu göstermesi gereken bayrak, korneri gösterdi.  Golden bir dakika öncesine gittik, biraz daha geri gidelim… Dakika tam doksan… Sağ kanatta Bülent Cevahir kontrolsüz girdi, Abitoğlu sağ çaprazdan faulü Manisa aleyhine çaldı. Bekir sahada Bülent Cevahir’e bir tokat atmadığı kaldı. Tam bu sırada Reha hocam Bülent Cevahir’i oyundan aldı, Bekir’in sahada yapamadığını kulübe de kendisi yaptı. Hiç de hoş olmadı. Madem plağı sondan çalmaya başladık. Devam edelim o zaman. Rakip orta sahasını durmadan eksiltmeye başladı. Sürekli hücum oyuncusu aldı. Bir süratli adam takviyesi yapılsa gardını düşürmen an meselesi… Ama beklendi de, beklendi… Taaa 75’e kadar… Belki dedik Kahe’yi şöyle bir alkışlar arasında kenara uğurlarız… O da kısmet olmadı. Aslında maçın 65. Dakikasında da sahada terslik vardı. Kazanılan frikik atışını sahadaki futbolcular başta, Reha hoca kenarda olmak üzere herkes Gökay’ın atmasını istedi. Kahe hiç birini dinlemedi. Golü de atınca diyecek bir şey kalmadı. Çünkü atıyorsan mesele yok. O yüzden de kimsenin çıtı çıkmadı. Ama otorite yerle bir olmuştu. Çok da önemli miydi? Gol olunca bir önemi yoktu belki. Ama ilerleyen haftalar için bana göre çok önemliydi. Keşke topun başına Gökay gelseydi. Ve de topu auta atsaydı. Bence ilersi için daha hayırlı olurdu. Bir de 82’lerde Gökay-İvanski değişikliği yapıldı. Ve tribünde hala Kahe’yi alkışlar arasında kenara alınmamasının verdiği sıkıntı yaşanmaya devam etti. Halbuki İvanski ile güçlendirilmek istenen orta saha Gökay’ın da varlığı ile daha da dirençli olamaz mıydı? Ve de biz Kahe’yi attığı nefis golün hakkı olarak onu alkışlasak yerine daha süratli bir forvet takviyesini alıp ile rakibin gardını düşüremez miydik? Bunlar hep akıllarda kalan, cevap bulunamayacak sorular oldu. Bu maçta şunu da bir kez daha gördük. Kalecilik nankör  meslek. 90 dakika kedi gibi olursun. Bir sağdan çıkartırsın, bir soldan çıkartırsın. Senden iyisi olmaz. Son dakikada avucunun içinden topu kaçırırsın senden kötüsü olmaz. Senden kötüsü olmadığı gibi, senin dışında hata yapanların esamesi okunmaz. Belki bu maçta kaleci Volkan ne sağdan top çıkardı, ne de soldan. Hatta hiç zorlanmadan maçı bitirecekti ki, kısmet olmadı. Son dakikada avucunun içinden kaçırdığı top ile maça damgasını vurdu. Gökmen Aytaç  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.