VATANDAŞ KARNESİ

Bir köşe yazısına "Türkiye'de ilk kez Vatandaş Karnesi çalışmasını Manisa'da gerçekleştirdik" demenin keyfini yaşıyorum.

VATANDAŞ KARNESİ

VATANDAŞ KARNESİ

Bir köşe yazısına “Türkiye’de ilk kez Vatandaş Karnesi çalışmasını Manisa’da gerçekleştirdik” demenin keyfini yaşıyorum.

Bu yazımın ilgi çekeceğini, bir başvuru yazısı olacağını, tartışılacağını ve bana dönüleceğini düşünüyorum.

Her insanın yaşamında, unutamayacağı günler ve kilometre taşları vardır mutlaka. Manisa’daki Vatandaş Karnesi uygulaması da benim yaşamımdaki az sayıdaki kilometre taşlarından birisi ve de en önemlisidir diyebilirim. Bu çalışmanın diğer önemli bir yanı da çalışmalar sırasında, dostlarımı ve kurumlar arasındaki işbirliğini test etme ve yeni dostlar kazanma olanağı da bulmuş olmamdır.   Vatandaş Karnesi’ni anlatmakta güçlük çekeceğimi yaşayarak öğrendim. Güçlük yeni bir uygulama olmasından ve demokrasi anlayışımızdan kaynaklanıyor. Katılımcı Demokrasiyi söylemden eyleme dönüştüremediğimiz için Vatandaş Karnesi de fazla bir anlam taşımıyor bir çok kişi için. Yönetenin de yönetilenin de katılıma kapısı kapalı. Ne yönetilen katılım istiyor ne de yöneten. İki taraf da halinden memnun görülüyor. Katılım yurttaşa yeni bir sorumluluk yüklediğinden yurttaş katılmaya isteksiz, yönetenin de işine karışılmasını istediği pek söylenemez. Yöneten yönetilen ilişkisinin durumundan memnun olmayıp bun dile getiren yok denecek kadar az; ancak umutsuzluğa hiç gerek yok. Bir gün gelecek Vatandaş Karnesi ülke gündeminde hak ettiği yeri bulacaktır. Vatandaş Karnesi çalışmasının Manisa’da ikincisi yapıldığında, birincisinin değerinin daha iyi anlaşılacağını biliyorum. Vatandaş Karnesi’nin değeri anlaşıldığında, anlatmakta kolaylaşacaktır elbet.   Katılımcı demokrasi, var mı, yok mu, olur mu, olmaz mı, düş mü, gerçek mi?
Katılımcı demokrasi, gerekli mi, gereksiz mi? Katılımcı demokrasi olsun mu, olmasın mı?
Yöneten katılıma kapı aralıyor mu?
Vatandaş katılmak istiyor mu? Her şey bir soruyla ve o soruya verilecek yanıtla başlıyor. Vatandaş Karnesi çalışması da kendime yönettiğim bir soru ve yine kendimin verdiği bir yanıtla başladı. Manisa’da Vatandaş Karnesi olur mu? diye sordum kendi kendime. Kendi sorumu kendim yanıtladım niye olmasın, diyerek. Olacaksa, çalışmanın gerektiğini biliyordum. Olmaması için binlerce neden binlerce mazeret üretebilirdim. Ürettiğim mazeretleri dinleyenler de beni yerden göğe kadar haklı bulabilirlerdi. Ancak yapılması gereken mazeret üretmek değil marifet göstermektir.   Vatandaş Karnesi kentimizde niye olmasın dedik ve çalışmaya başladık. Ve çalıştık oldu diyebiliyoruz şimdi. Çalıştık oldu. Ülkemizin demokrasi tarihine Manisa’da bir not düştük: Türkiye’de katılımcı demokrasiye giden yolda ilk Vatandaş Karnesi uygulaması Manisa’da yapıldı…   Nasıl olduğunu anlamak için Vatandaş Karnesi kitabın tümünü ve eklerini okumak gerek. Burada bir köye yazısının sağlayacağı olanağı fazla zorlamadan, bazı satır başlarını, çok yinelediğimiz bazı cümleleri paylaşmak istiyorum: Vatandaş Karnesi katılımcı demokrasinin sihirli anahtarıdır. Vatandaş Karnesi katılımcı demokrasiye aralanmış bir kapıdır. Vatandaş Karnesi salt iyi niyetli bir istekle başlanıp, coşkuyla yaşanan bir düş değil, yasal dayanakları da olan somut bir gerçektir.     Kent Konseyleri’nin kuruluşunu sağlayan Belediye Kanunu’nun 76’ncı maddesi Vatandaş Karnesi’nin de yasal dayanağı olmaktadır: MADDE 76.- Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır. Belediyeler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar.Kent konseyinde oluşturulan görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilir. Hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmenin en etkili aracı Vatandaş Karnesi olabilir.   Her şey hızla değişirken, değişime daha ne kadar karşı durabiliriz ki?..
Değişen her şey gibi yönetim anlayışı da değişecektir. Ağır hantal merkeziyetçi yapıdan daha esnek, daha saydam yerinden yönetime doğru bir değişimin önünde duramayız. Yurttaşı dışarıda bırakan anlayış, yerini katılımcı arayışlara bırakacaktır. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Bugün değilse yarın… Katılımcı demokrasi tartışma gündeminde hep olacak. Sivil toplum öne çıkmadan, yurttaş yönetime katılmadan, demokrasinin işleyemeyeceği görülüyor. Yönetim yerine yönetişim diyenler çoğalıyor. Müdahaleci niteliği ve hantallaşmış, ağır işleyen yapısıyla, geleneksel yönetim biçiminin, iletişim ve bilişim çağında ihtiyaçlarımıza yanıt vermediği bilinen bir gerçek. Yönetimden, yönetişime geçiş tartışmaları da bu nedenle yapılıyor.   Etkin yurttaş’la katılım birlikte tartışılıyor. Etkin yurttaş, yönetimi ve hizmet kalitesini sorgulayarak isteklerinin karşılanması sürecinde etkin rol oynayarak, sorunların çözümünde ve kalitenin artırılmasında etkili olmak istiyor.
Etkin yurttaş için Kent Konseyleri katılımcı demokrasinin en etkili aracı olarak değerlendirilmelidir.
  Kim ne derse desin, yönetsel yapı halen Tanzimat’tan gelen özelliklerini koruyor. 1923’te Cumhuriyet yönetimine geçilmesine karşın kamu yönetimindeki direnme aşılamıyor. Değişmek gereklilikten öte artık bir zorunluluktur. % 70’i kentleşen ve yurttaşları etkinleşen bu ülke, tanzimattan gelen ağır hantal merkezi öne çıkaran anlayışla yönetilemez. Çekilen sancıların nedeni, demokrasimizin işlemezliğidir. Yurttaşın katılımına ve denetimine kapalı bir sistemle atılım yapılamaz. Yetkileri bir elde toplama anlayışının ürünü olan kırtasiyecilik devam ediyor. Eskiden “mevzuat izin vermiyor” denilirken, iletişim ve bilişim çağında “sistem izin vermiyor” denilerek yine vatandaşın yolu tıkanıyor.Yönetenler paylaşmak, yurttaşlar katılmak istemedikçe, kırtasiyecilik ve geleneksel yönetim anlayışı değişmiyor. Etkin yurttaş katılmak isteyecek, kapıları zorlayacak, yöneten yetkilerini paylaşmaya rıza gösterecek ve yönetim yerine yönetişim etkin olacak. Yönetenler yetkilerini paylaşmadan, yurttaş yönetime katılmadan atılım olmaz.   Gizlilik kuşku yaratır, kuşku gelişmeyi önler.  Yönetimdeki, bilgi, belge ve diğer verilerin açıklanmaması, yurttaşın bunlara ulaşamaması gizlilik sürüyor anlamındadır. Ülkemizde kamu bürokrasisi, “gizlilik” ve vatandaşa karşı “kapalılık” felsefesine göre yapılandırılmıştır. Yönetim sistemi halka güven esasına dayalı olmayıp, onun suç işleyeceği veya devleti aldatacağı anlayışına dayalı olarak kurulmuştur. Dolayısıyla yönetim yapısı ve işleyiş süreçleri, halkın yakından kontrol edilmesini esas alan ayrıntılı kurallara bağlanmıştır. Kamu görevlileri sorumluluktan kurtulmak için halka hizmet etmek yerine bu kurallara uygun davranmaya özen göstermektedir. Bu durum, bir taraftan işlerin ağır yürümesine neden olurken; diğer taraftan kamu görevlilerinin bir hizmeti yerine getirmek istemedikleri zaman, mevzuata dayalı mazeretler üretmeye yönelmektedir. Bunun sonucunda, yönetim mekanizması tıkanmakta, işler durma noktasına gelmekte, halk, işini gördürebilmek için memura rüşvet vermek ya da aracı bulmak durumunda kalmaktadır.   Kamu hizmetlerinde kalite sorunu, özel sektörün kalite sorunları konusunda odaklanmasından sonra oldukça önemli bir konu haline gelmiş ve kamusal hizmetlerin yurttaş beklentilerini sağlayacak kalitede sunulması için çalışmaların yapılması tartışılmaya başlanmıştır.   Yönetimde etkinliğin sağlanması ve kamu hizmetlerinin kalitesi; bürokrasinin işlerliği, kamu çalışanlarının siyasi baskılardan uzak olmaları ve hükümetin beyanlarına bağlı kalınması gibi unsurları içermektedir. Burada yapılan düzenlemelerin kalitesi, izlenen politikaların etkinliği ve hizmet sunumunda gösterilen performans çok önemli noktaları oluşturmaktadır. Özellikle kamu yönetimindeki bürokratik yapının hantallığı nedeniyle, çoğu zaman tek bir iş niteliğindeki bir faaliyet çeşitli birimler arasında bölünmüş bulunuyor. Dolayısıyla bu tür örnekler, işleri yavaşlatan, maliyeti artırıp hizmet kalitesini düşüren hantal bir bürokrasi yaratmaktadır. Katılımın önünde aşılmaz bir kale gibi ağır hantal ve paslanmış bürokrasi…   Bilim adımları ve sivil toplum yöneticileri arasında bile yeterince tartışılmayan katılımcılık ne zaman ülkeyi yönetenlerin ve TBMM’nin gündemine gelecek bilemiyorum. Bunu hızlandırmak için Kent Konseyleri’ni harekete geçirebiliriz. Hukukun üstünlüğü, saydamlık, hesap sorma, hesap verme, eşitlik, etkinlik tartışılıyor tartışılmasına da, söylemden eyleme geçilemiyor bir türlü.   Devletle vatandaş arasındaki ilişki politika oluşturma ve uygulama sürecinin her aşamasında varsa katılımcı demokrasiden ve etkin yurttaştan söz edilebilir.   Yerel Yönetim ve Yönetişim kavramlarını birlikte tartışıyoruz. Yerel yönetimlerin, vatandaşa daha yakın olması Yönetişimi hayata geçirmeyi kolaylaştıracaktır.   Klasik devlet örgütü, giderek işlevselliğini yitiriyor. Giderek artan ve karmaşık bir hale gelen taleplerin karşılanması zorlaşıyor. Bu aşamada, yeniden yapılanma bir gereklilik olmanın ötesinde zorunluluk olarak duruyor karşımızda. Zorunluluk durumuna gelen yeniden yapılanmada Kent Konseyleri aracılığı ile yurttaşın katılımı ve katkısı mutlaka sağlanmalıdır.   Türkiye çok hızlı bir dönüşüme hazır olmalı. Dönüşümün hızı başımızı döndürüp hata yaptırmamalı. Kimse, ülke bu hantal yapı ile yönetilebilir diyemez artık. Yetkiye belli ellerde tutma isteğinden doğan kırtasiyecilik kaldırılmadan etkinliğin sağlanamayacağı bilindiğine göre, soruna mutlaka kalıcı bir çözüm bulunmalı. Genellikle yukarıdakiler otoriteyi paylaşmak istemiyor, temel sorun burada yatıyor. Yetki paylaşımı olmayınca da ne katılım oluyor, ne de katılımcı demokrasiye kapı aralanabiliyor.   İnsan, Kent Konseyi’nde görev alınca, demokrasi, yerel demokrasi, katılım, açıklık, hesap sorma ve hesap verme gibi konuları daha çok duyar, daha çok konuşur ve daha çok tartışır oluyor. Konuşmakla da kalmayıp, söylemi eyleme dönüştürmek için çaba gösteriyor. Manisa’da gerçekleştirdiğimiz Vatandaş Karnesi çalışması da böyle bir çabanın ürünü olarak çıktı ortaya.   Vatandaş Karnesi uygulamasını Manisa’da gerçekleştirmeye karar verdiğimizde, böyle geniş kapsamlı bir iş için, işbirliği ve dayanışmanın gerekli olduğunu görerek, Manisa Valiliği, Manisa Belediye Başkanlığı, Celal Bayar Üniversitesi, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ve Tepav arasında bir İşbirliği Protokolü imzalayarak başladık işe. İşbirliği Protokolü imzalanmasaydı, Manisa Belediye Başkanı Sayın Cengiz Ergün’ün ve protokole imza koyan kurumların yöneticilerinin umutlarımızı güçlendiren destekleri ve Tepav adına çalışmalara katılan Sayın Emre Koyuncu’nun yoğun çabaları olmasaydı, sanırım böyle bir çalışma gerçekleştirilemezdi. Saha çalışmasını A&G araştırma şirketinin yapmış olmasını ve çalışmanın tüm giderlerinin Dünya Bankası tarafından karşılanmasını, şansımız olarak görüyorum.   Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Bülent Koşmaz, çalışmanın her aşamasında, ihtiyaç duyduğumuz her anda yanımızda oldu. Vatandaş Karnesi çalışmasının kitap haline getirilmesi, çoğaltılıp dağıtılması Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapıldı. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Bülent Koşmaz yürekten teşekkür ediyorum.
Kentlerinde Vatandaş Karnesi uygulaması yapmak isteyenlerin, Manisa deneyiminden yararlanacaklarını düşünüyorum. Vatandaş Karnesi deneyimini yaşayan birisi olarak, ben ve arkadaşlarımın bu deneyimi paylaşmaktan keyif alacağımızın bilinmesini isteriz. Bizim önümüzde herhangi bir kentte yapılmış bir çalışma ve çalışmayı anlatan bir kitap olsaydı işimiz daha kolay olurdu mutlaka. Kolay olurdu olmasına da ilk olmanın keyfini bu denli coşkulu yaşayamazdık…   Vatandaş Karnesi çalışmasında emeği geçen herkese, bu çalışmasının duyurulmasına yardımcı olanlara ve olacak olanlara teşekkür ederek noktalıyorum Vatandaş Karnesi başlıklı yazımı.   Mustafa Pala Manisa Kent Konseyi Başkanı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.