VAHDETTİN DE VATANSEVERDİ ZATEN!

Mustafa Kemal'in dediği gibi "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır."

 VAHDETTİN DE VATANSEVERDİ ZATEN!

 ASIM USLU- VAHDETTİN DE VATANSEVERDİ ZATEN!

Bugünlerin moda kavramı “tarihle yüzleşmek”... Ve “özür dilemek”... Tarihle yüzleşirken tarihi tahrif etmekten kaçınmalıyız. Mustafa Kemal’in dediği gibi “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” **   Gerçi günümüzde “Mustafa Kemal”“Atatürk” deyince, bazı “aydıncıklarımızın” ve kerameti kendinden menkul siyasi yorumcularımızın tüyleri diken diken oluyor. Atatürk’ü hangi kötü yerlere konumlandıracaklarını bilemiyorlar. Hangi kötülemeyi yapacakları konusunda girdikleri amansız yarıştan tarifsiz bir haz alıyorlar. Ben size söyleyeyim, bu tahrifat çabası ve kayıkçı kavgası Vahdettin’e hatta daha öncesine kadar gider yakında.   Yakında duyacaklarınız ve okuyacaklarınızı ben şimdiden söyleyeyim size... **   1930’da Menemen’de olay falan olmadı! Hepsi statükocu ve diktatör yanlısı Atatürkçülerin uydurması! Yedek subay Kubilay provokatörlük yaptığı için bir-kaç yaralama oldu o kadar! **   Volkan gazetesi yazarı Derviş Vahdeti’nin 31 Mart ayaklanmasıyla bir ilgisi yoktur, bu ayaklanma İttihatçıların uydurmasıdır, İngiliz parmağı da zinhar yoktur! **   Şeyh Sait’in de ne İngilizle ne İngiliz dalavereleriyle bir alakası yoktur, kendisi bir şeyh ve bölgesel bir kahraman olarak anılmalı, adı bir üniversiteye verilerek sonsuza dek yaşatılmalıdır! **   Osmanlı, 1 milyon değil, 3 milyon, hatta yeryüzünde ne kadar Ermeni varsa hepsini öldürmüştür, günümüzdeki Ermeniler, kendilerini Ermeni sanan hümanistlerdir, o yüzden senede bir günü ‘hepimiz ermeniyiz günü” ilan etmek bir insanlık borcudur! **   Rumları da Kıbrıs’a İngilizler değil, bizzat biz yerleştirerek oradaki karışıklıklara sebep olduğumuz için yarından tezi yok adada yaşayan tüm Türkleri tahliye etmeli, KKTC diye bir ülkenin hiç olmadığını, bu yanılsamadan kurtulmamız gerektiğini belirterek, tüm dünya Rumlarından ve onların dostlarından özür dilemeliyiz! **   Çanakkale Savaşları bir destan değil, bir bozgundur! Zaten İngilizlerin Gelibolu’ya gelmesine de bizim provokatif davranışlarımız sebep olmuştur! Mustafa Kemal de Çanakkale’de hiç bulunmadı, eğer bir başarı varsa onun sahibi de Osmanlı Ordusunun Alman Komutanı Liman Von Sanders’tir! **   Çanakkale demişken; Yunan Kraliçesi Helen’i Truva’ya kaçıran Paris de Türk’tü zaten!  Uçkuruna yenik düşemeyen Paris, tüm dünyaya bizi rezil etti, özür dilemeliyiz! **   1925’te Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na İzmir’de bir suikast girişiminde bulunulmadı! Yakalanıp idam edilen Laz İsmail ile Gürcü Yusuf, Kemeraltı’nda birbirlerine Karadeniz fıkraları anlatmak için buluşmuşlardı, Ziya Hurşit’in ise olayla uzaktan yakından ilgisi yoktu, o yüzden Konak Meydanı’na “Ziya Hurşit” adı verilerek tarihimizle barışmalıyız! **   Atatürk zaten diktatördü! Erzurum Kongresi’ne oy birliğiyle, Sivas Kongresi’ne oy çokluğuyla başkan seçilen... 23 Nisan 1920’de oy birliğiyle Meclis Başkanı... 29Ekim1923’de,1927’de,1931’de,1935’de oybirliğiyle Cumhurbaşkanı seçilen Atatürk diktatördü!   Samsun’a çıktıktan 1 ay sonra Osmanlı ordusundan istifa eden, rütbesiz, maaşsız, bir sivil takım elbisesi ve onu alacak parası bile olmadan Milli Mücadele yürüten-yöneten-kazanan Mustafa Kemal diktatördü... Ama Mondros’un altında imzası olan, Saltanat’ın kaldırılmasına ilk karşı çıkan Rauf Bey demokrat!   Odunu bile seçtirme becerisine sahip Adnan Menderes demokrasi kahramanı... Kadınların milletvekili seçilmesini istemesine rağmen 10 yıl isteğini meclise kabul ettiremeyen Mustafa Kemal diktatör! **   Ha Vahdettin mi? O vatanseverdi canım! Nutuk’un daha ilk sayfasında, onun “soysuzlaşmış”“kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta” olduğunu söyleyen Atatürk yalancı... Ama kırk dereden su getirip bin yalandan bir belge uydurup “nutuklar çeken” sahte demokratlar en doğrucu! İngilizler, Derviş Vahdeti gibi, Seyit Rıza gibi, Şeyh Sait gibi Vahdettin’i de tanımıyorlardı zaten! Vahdettin de İngilizlere; “Dersaadet İşgal Orduları Başkumandanı General Harington Cenaplarına
İstanbul'da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devlet-i fahimanesine iltica ve bir an evvel mahall-i ahare naklimi talep ederim efendim.”
Diye bir mektup yazmadı zaten!   Sarayın boğaz tarafına çıktı, gezinti amacıyla İngiliz Malaya zırhlısına bindi ama geri dönemedi maalesef! **   O Malaya zırhlısının sahibi olan İngiltere Devleti’nin kralı VIII. Edward... 14 yıl sonra Dolmabahçe rıhtımında karaya... Devletinin bükemediği ele... Atatürk’ün eline tutunarak çıkmıştır!   Neyse ki o arşivler de duruyor...   Asım Uslu      asimuslu@manisahaberleri.com

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.