UZAKDOĞU!

UZAKDOĞU!

UZAKDOĞU!

UZAKDOĞU!

Mustafa Tatlı 
Çocuktum…
Futbol maçlarıyla açtım gözümü… 6 harfli spor dalı, beni de büyülemişti.
Futbol maçlarını izleye izleye tutulduk bu tutku seline.
Sonra mahalle maçlarıydı en büyük sevdam.
Bir plastik top, üç-beş arkadaş grubuyla soluğu alırdık okul bahçelerinde.
Kendimize o dönem ki futbolcuların isimlerini takardık.
Hele plastik topla sarılıp yattığım günleri hiç unutmuyorum.
En büyük hayalimdi oysa futbolcu olmak.
Ortaokulda sıra arkadaşımla beraber Şampiyonlar Ligi’nin sonuçlarını deftere yazmaktı bendeki futbol sevgisi…
Öğretmen, matematikten bahsederdi, benimse aklım fikrim futboldaydı.
Yeteneğim de vardı oysa...
Ne zaman ki okul bahçesinde top oynasak gözlerim etrafta bir antrenör arardı.
Şutu nasıl çektiğimi, çalımı nasıl bastığımı, rakibin ayağından topu nasıl aldığımı görsün isterdim.
Elimden tutan da yoktu maalesef…
Çocuktum; sonra hızla ergenleşmeye başladım.
Umutlarım, hayallerim gerçekleşmedi, futbolcu olamadım, hayata küstüm.
Küsmüştüm, o neşeli çocuk gitmişti, bir burukluk vardı içimde, insanlardan kaçardım.
Okulda derslerimde fena değildi oysa…
Sporun sadece futboldan ibaret olduğunu düşünürdüm.
Ama kocaman yanılmışım.
Bazı eksiklerimin olduğundan habersizmişim.
Beden eğitimi öğretmenimin tavsiyesiyle judoyla tanıştım.
Nasıl bir spordu bu? Tekme yumruk falan zannediyordum; ancak öyle değilmiş güreş sporunun elbiseli haliymiş.
Japonların sanatlaştırdığı olimpik bir spormuş meğersem.
Üstat Ali Atmaca hocamız vardı, Halil hocamız vardı, Funda, Fatih, Abdülaziz, Tanju ve Zeki ve burada sayamadığım onlarca hocamız vardı.
İlk kez minderle tanışmıştım, ona selam vermeden üzerine basmak olmazsa olmazmış.
İşte o zaman anladım uzakdoğunun içinde barındırdığı disiplini.
Hayata bakış açım değişti, varoşlardan gelerek sosyalleştim.
Çok zayıftım, buna rağmen denemelerden geçtim.
Takla atmayı öğrendim.
Nasıl düşülür? Onu da öğrendim, havalarda kaç tur atıp yere çakıldığımı sayamadım. Düşmeyi öğrenince canım da yanmıyordu, eğlenceli bir halim olmuştu.
Zamanla kemer atladım, ezberim güçlendi, teknikleri geliştirmiştim, artık ben de elit bir judocu olma yolunda ilerliyordum.
Önce il şampiyonası, sonra Türkiye Şampiyonalarına katıldım, takım müsabakalarında Manisa’yı temsil ettim, sayısız birçok madalya, başarı belgesi aldım.
Millilik olmadı, bu başarılar için sponsor gerekirdi, devamlılık gerekirdi, cebin artık para görmesi gerekirdi sonra mecburen 6 yıl sonunda judoya veda ettim
Ben madalyaları eve getirdikçe Annem hep şunu derdi; “Oğlum bu madalyalar ne işine yarayacak?”
Evet doğrudur Anne!.. Madalyalar, maddi olarak bir işime yaramadı; ama o madalyalar, bana hayatın bambaşka yönüne bakmamı sağladı. Sosyalleşmenin, doğru beslenmenin, “toplumda nasıl hareket edilir”in, ustaya saygının, tehditlere karşı nasıl savunma yapacağımın kralını öğretti.
Sonra muhabir oldum, tüm sporların içinde oldum, belki ekmeğimi spor yaparak kazanamadım; ama Uzakdoğu sporlarının felsefesinin ekmek ve su gibi bir ihtiyaç olduğunu kavradım.
Bence sizlerde bilin; Uzakdoğu sporlarının temelinde önce başarı değil “güzel ahlak” yatıyor. Anne babasına saygı duymayıp onları her gün azarlayanlar, onların dinlemeyenler, hocalarının karşısında dut yemiş bülbüle dönüyor. Bu sporlar sayesinde ana babaya saygıyı öğreniyor. Mindere günde defalarca selam verme mecburiyetinde olan bir çocuğun olumsuz kişiliği, gün geçtikçe 360 derece değişecektir buna emin olun.
Dalı ne olursa olsun, Jeet Kune Do, Muay Thai, Judo, Kick Boks, Taekwondo, Karate Wushu vs…
Daha ne duruyorsunuz, ben gördüm, öğrendim, yaşadım, biliyorum, siz de en kısa sürede çocuklarınızı bu sporlara yönlendirin. Pişmanlık mı asla olmayacaksınız!..


Etiketler; #uzakdoğu

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.