TOPLUMSAL VİCDAN ÜZERİNE

Vicdan, bireysel bir kavramdır. Öğrendiklerimiz ve yaşadıklarımız daha duyarlı, daha vicdanlı olmamızı sağlayabilir.

TOPLUMSAL VİCDAN ÜZERİNE

TOPLUMSAL VİCDAN ÜZERİNE...   Vicdan, bireysel bir kavramdır. Öğrendiklerimiz ve yaşadıklarımız daha duyarlı, daha vicdanlı olmamızı sağlayabilir. Ancak kişisel vicdan ile toplumsal vicdan çoğu kez bağdaşmayabilir. Hele ki, toplum vicdanı ile hukuk kuralları ve cezalar çelişirse, o zaman toplumsal yaralar açılır ve giderek birbirimizi daha çok anlamamaya başlarız...                                                              **   Ülkemiz tam anlamıyla bir “aksiyon” ülkesi!   Özellikle son 20-30 yıldır, siyasi ve ekonomik krizler, soruşturmalar, operasyonlar birbirini kovalıyor, gerilim genelde had safhada. Hem siyasi hayatta, hem ekonomik yaşamda, hem de sportif dünyamızda son derece tempolu bir atmosfere sahibiz.   Ama nedense, her olayda tepkimizi, öznel yargılarımıza göre veriyoruz... Bir olayda onayladığımız bir hukuki sonucu, değer yargılarımıza veya dünya görüşümüze uymayan başka bir olayda yerden yere vurabiliyoruz.   Bir askeri darbeyi “felaket” olarak nitelerken, başka bir askeri darbeyi göklere çıkartabiliyoruz...   Bir mahkeme kararını, “milli iradenin tescili” olarak görürken, benzer konudaki başka bir kararı antidemokratik, statükocu, hatta demokrasiye vurulmuş bir darbe olarak görebiliyoruz...   Rakip takımın kulüp başkanı ceza alırsa sonuna kadar hak etmiştir, ama bizim başkan kovuşturmaya uğrarsa, kesin “komplo” vardır...   Bizim görüşümüze uymayan birinin içeride hüküm giymeden üç yıldan fazla kalması içimizi acıtmaz ama tersi bir durumda gözaltına alınmasını bile hukuka aykırı buluruz...   Tüm bunlar aslında bizim ne kadar bencil vicdanlara sahip olduğumuzu gösteriyor. Bencil vicdanlarımız, yargılarımıza yansıyor ve toplumsal vicdanımız da hep yara alıyor. Örnek aldığımız batı demokrasisine, kafa ve ruh olarak ne kadar hazır olmadığımızın göstergesi bunlar...                                                              **   12 Eylül’ü askerin demokrasiye müdahalesi olarak görüyorsanız, 27 Mayıs’ı da öyle göreceksiniz!..   12 Eylül’ü yerden yere vurup 28 Şubat’ı alkışlamayacaksınız!..   İnançları yüzünden eğitim hakkı engellenen gençleri desteklerken, “parasız eğitim” isteyen gençlerin haksız uygulamalara maruz kalmalarına da sessiz kalmayacaksınız!..   Sizin görüşünüze uygun şeyler söylüyor diye “Nobel” ödülü alan yazarı baş tacı ederken, hoşunuza gitmeyen siyasi görüşü var diye dünyaca ünlü piyanisti küçümsemeyeceksiniz!..   1991’deki yemin krizinde HEP’li milletvekilleri apar topar meclisten yollanırken “milli irade”ye aykırı diye tavır aldıysanız, 1999’da milletvekili seçilen Merve Kavakçı’ya “bu hanıma haddini bildiriniz” denirken alkışlamayacaksınız!..   Aziz Yıldırım’ın gözaltına alınış biçimini, sağlık durumunu da göz önüne alarak eleştiriyorsanız, aynı savcılık tarafından yürütülen “Ergenekon” adı verilen soruşturmadaki hak ihlallerini de eleştireceksiniz!..     Kendi partinizin kapatılması “demokrasi ayıbı”, başka partinin kapatılması “yargının takdiri” olmayacak!..   Rakip partinin milletvekili adayı hukuk engeline takıldığında sessiz kaldıysanız, kendi adayınız aynı duruma düştüğünde dünyayı ayağa kaldırmayacaksınız!..   Sevmediğiniz liderin “hukuk dışı” olarak kaseti piyasaya sürüldüğünde “oh oldu” dediyseniz, sizin desteklediğiniz partinin başına aynı şey geldiğinde “komplo!, hukuk dışı!, iktidarın oyunu!” demeyeceksiniz!..                                                              **   İşte bütün bunlar yüzünden, toplumsal vicdanımızı oluşturamıyor ve topyekun “vicdan sağırı” oluyoruz... Demokrasimiz de emeklemekten kurtulamıyor bir türlü...   Kullanmayı çok sevdiğimiz “empati” sözcüğü, toplumsal vicdan için çok gereklidir. Ama öncelikli olan kendimizi doğru tanımamızdır.  

Kendi aynamızı temizlemezsek, gördüklerimiz de hep bulanık olur...

 

ASIM USLU


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.