TABİPLER SOKAĞA ÇIKTI!

Manisa Tabip Odası ile Manisa Aile Hekimleri Derneği (MAHED) ortak bir basın açıklaması yaparak, aile hekimliği sistemini eleştirdiler.

TABİPLER SOKAĞA ÇIKTI!

TABİPLER SOKAĞA ÇIKTI

Manisa Tabip Odası ile Manisa Aile Hekimleri Derneği (MAHED) ortak bir basın açıklaması yaparak, aile hekimliği sistemini eleştirdiler. Manisa Tabip Odası Başkanı Yüksel Papuşçu ve MAHED üyeleri bir basın açıklaması yaptı. Aile hekimliği sistemiyle ilgili hükümete ciddi eleştiriler yönelten Manisa Tabip Odası Başkanı Yüksel Papuşçu, şöyle konuştu: “Biz sağlık hizmeti sunumunun ilk basamağında çalışan hekimler, her zaman ülkenin her köşesinde, halkımıza en yakın yerlerde olduk. İnsanlarımızın sağlığını en baştaki kaygımız bildik. Koşullar uygun olmasa da iyi hekimlik yapmaya çalıştık, çalışıyoruz, çalışacağız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bizler birinci basamağın hekim örgütleri olarak birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemini ve değerini biliyoruz. Mesleğimizi en iyi koşullarda, en iyi ortamlarda; gelecek kaygısı duymadan, ekonomik sıkıntı çekmeden, kendimizi sürekli geliştirerek uygulamak istiyoruz. Ve elbette alanımızla ilgili kararlarda söz sahibi olmak istiyoruz. Bilindiği gibi 2011 itibariyle tüm ülkede aile hekimliği uygulamasına geçiş tamamlanmıştır. Ancak gerek özellikle İstanbul’da olduğu gibi halkımızın hizmet alımında, gerekse aile hekimlerinin çalışma koşullarında, ekonomik ve özlük haklarında sorunlar ağırlığını hissettirmeye başlamıştır. 30 Aralık 2010 günü yayınlanan Aile Hekimliği Ödemeler ve Sözleşme Yönetmeliği, uygulama içinde görev alan hekimler ve hizmet alan vatandaşlarımız için birçok olumsuz koşulu da beraberinde getirmiştir. Sağlık Bakanlığı, bu yönetmelikle getirilen hekimlerin özlük hakları, çalışma koşulları ve denetlenmeleri ile ilgili birçok sorunlu yeni düzenlemeyi hazırlarken biz birinci basamak hekimlerinin duyarlılıklarına yeterince kulak vermemiştir. Bugün artık birinci basamak sağlık hizmetlerinin dönüştürülmesi, aile hekimliği uygulamasına geçilmesi çabalarında sona gelinmiştir. Hükümet ve Sağlık Bakanlığı sistemin geri dönüşsüz biçimde yerini sağlamlaştırdığı duygusuyla olsa gerek, sıranın aile hekimlerine verilen hakların tırpanlanmasına, geri alınmasına ve çalışma koşullarının ağırlaştırılmasına geldiği anlayışıyla davranmaktadır.” TSM’LERİN YÜKÜ ASM’LERE YÜKLENDİ Beş yıldan bu yana pilot uygulama ile yürütülen “Aile Hekimliği Uygulaması”nda pilot uygulamanın amacının aksayan yönlerin düzeltilerek uygulamayı geliştirmek olduğunu hatırlatan Papuşçu sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlık Bakanlığı peşpeşe çıkardığı yönetmeliklerle tam tersini yapmıştır. Sağlık ocağında bireye ve topluma yönelik koruyucu hizmetler yürütülürken, aile sağlığı merkezinde (ASM) bireye, toplum sağlığı merkezinde (TSM) topluma yönelik koruyucu hizmetler planlanmıştı. Ancak TSM’ler kadük bırakılarak sistemin bütün işleri ASM’lere yüklenmiştir. Birinci basamak hizmetlerinde hizmet niteliğinin artırılması, böylece hizmet sunduğumuz vatandaşlarımıza hakettikleri kalitede bir sağlık hizmetinin götürülmesi biz hekimlerin de temel hedefi ve özlemidir. Öncelikle, bu hedefe yönelik her tür gerçekçi yaklaşımın arkasında yer almakta kaygı duymayacağımızın bilinmesini isteriz. Oysa bu yönetmelik ile getirilen yeni düzenlemeler özlenen hizmet kalitesini sağlamaktan uzaktır. Sağlık Bakanlığı bu yönetmelik ile aile hekimliği birimlerini, fizik koşullarına ve donanım özelliklerine göre A, B, C ve D olarak sınıflamakta ve aslında sunulan hizmet kalitesini hiç de belirlemeyen bu özelliklere göre ödeme yapmayı planlamaktadır. Sınıflama uygulanan illerimizde, örneğin Ankara’da ölçütlere uygun A sınıfı aile hekimi belirlenememiş, bir ASM’deki 6 aile hekimi B sınıfı kategorisine girebilmiş ve 1108 aile hekimi yani tüm aile hekimlerinin %89’u ise “sınıflanamayan” kategorisinde kalmıştır. Özellikle daha yüksek sınıfta yer alabilmek için hekimlerin zorlandığı demirbaş alımları ve ilave hizmet satın alma zorunlulukları, hizmet kalitesini yükseltmekten ziyade hekimlere yapılan cari gider yardımı üzerinden kesinti yapma gayesi güdüldüğü algısı yaratmıştır. Bildiğiniz gibi Sağlık Bakanlığı kendi yaptırdığı ve yıllardır içinde hizmet sunduğumuz binaları aile hekimlerine kiraya vermiştir. Daha uygun koşullarda başka binaların kiralanmasına izin verilmemiştir. Anılan yönetmelik, buralarda görev yapan aile hekimlerini A, B, C, D ve “sınıflandırılamayan” olarak ülkemizin gerçekleri ile örtüşmeyen ve gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış hiçbir ülkede uygulaması olmayan garip bir uygulamayla sınıflandırmaktadır. Bu sınıflandırmada hekimlerin bilgi, beceri, yetenekleri ölçüt alınmamıştır. Yönetmelik ile hekimler için onur kırıcı nitelikler taşıyan bir ceza puanlaması sistemi getirilmektedir. Uygulanması öngörülen ceza puanlarının gerekçelerinin önem derecesi ile orantısız bir şekilde belirlendiği görülmektedir. Her bir gerekçe, farklı denetçiler için farklı anlamlara gelebilecek biçimde yeterince somut olmayan ifadelerle belirtilmiştir. Bu durum hekimlerde hatalı, haksız ve keyfi uygulamalarla karşılaşma endişesi yaratmaktadır. Özveri ile çalışma ilkesini benimsemiş ve yüksek insani değerleri korumaya adanmış meslek grubumuzun bu tür ceza kriterleri ile yönetilmek istenmesi kabul edilemez. Bizler, her birimiz birinci basamakta A sınıfı ortamlarda çalışmak istiyoruz. Bu ortamları sağlamanın Sağlık Bakanlığı’nın görevi olduğunu düşünüyoruz. Bizler, hekim arkadaşlarını rakibi değil ekibi olarak gören bir anlayışla çalışmak istiyoruz. Diğer sağlık çalışanlarıyla ekip halinde, Toplum Sağlığı Merkezi, Verem Savaş Derneği, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi gibi kuruluşlarla uyum içinde çalışmak istiyoruz. Bizler sorumlusu olduğumuz tüm insanların A sınıfı hizmete layık olduğunu düşünüyoruz, öyle hizmet vermeye çalışıyoruz. A sınıfı birinci basamak sağlık hizmetinin ulaşılabilir, sürekli, nitelikli, sevk zinciri düzenlenmiş bir sağlık hizmeti olmasını istiyoruz. Hizmet kalitemizin kullandığımız teknoloji ile değil, hizmet sunum çıktılarının incelenmesi ile değerlendirilmesini istiyoruz. Ücretlerimizin ve çalışma hakkımızın bu yönetmelikte görüldüğü gibi her an tehdit altında olduğu bir psikolojiyle çalışmak istemiyoruz. Bizler on yıllardır tüm olumsuz koşullara karşın çocuk felcinin ülkemizden yok edilmesini sağladık. Kızamığı yok edilme aşamasına getirdik. Anne-bebek ölümlerinin azaltılmasında birincil görev üstlendik. Aynı gayreti fazlasıyla sürdürme gücüne sahibiz. Haklarımızı ve mesleki bağımsızlığımızı savunacak, geleceğimize sahip çıkacak, saygınlığımızı koruyacak gücümüzün kaynağı mesleğimize, yurttaşlarımıza saygımız, meslektaşlarımıza bağlılığımızdır.” Tabip Odası üyeleri açıklamanın arından olaysız bir şekilde dağıldılar.    

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.