SOFUOĞLU: "4+4+4 SİSTEMİ VESAYETÇİLER İLE KARŞITLARIN MÜCADELESİDİR"

Memur-Sen'e bağlı Eğitim Bir Sen Manisa Şubesi Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu, üyeleri ile birlikte genişletilmiş il divan toplantısı düzenledi. Toplantıda gündeme ilişkin konularla ilgili açıklamalarda bulunan Sofuoğlu, 4+4+4 eğitim sistemine ilişkin, "Bu sistem vesayet sistemine karşı çıkanlar ile vesayeti isteyenlerin mücadelesidir" dedi.

SOFUOĞLU:

SOFUOĞLU: “4+4+4 SİSTEMİ VESAYETÇİLER İLE KARŞITLARIN MÜCADELESİDİR”

Memur-Sen’e bağlı Eğitim Bir Sen Manisa Şubesi Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu, üyeleri ile birlikte genişletilmiş il divan toplantısı düzenledi. Toplantıda gündeme ilişkin konularla ilgili açıklamalarda bulunan Sofuoğlu, 4+4+4 eğitim sistemine ilişkin, “Bu sistem vesayet sistemine karşı çıkanlar ile vesayeti isteyenlerin mücadelesidir” dedi.   Manisa Öğretmenevi’nde düzenlenen genişletilmiş il divan toplantısına ilçe başkanlarının yanı sıra çok sayıda üye katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Başkan Mehmet Emin Sofuoğlu, “Öncü sendika olmanın görüş genişliği ve derinliği ile örnek hizmetlere imza atan bir sendika olarak her yıl genişleyen değil büyüyen bir sendika olmak, heyecanımızı şevkimizi ve gururumuzu arttırmaktadır. Türkiye’nin hiç bir köşesine sıkışmadan tüm ülke sathında yaygınlaşmış bir sendika haline gelmiş olmak sorumluluğumuzu bir kat daha ağırlaştırmaktadır. Ülkemizin ve insanımızın kültürel zenginliklerini farklılık ve ayırım noktası haline getirmeden maddi manevi değerlerimize yaslanarak üzerimize düşeni hakkıyla yerine getirmek hepimizin en başat görevidir. Milletimizle birlikte, inanarak ve kararlılıkla verdiğimiz mücadeleler sonucu ülkemize, insanımıza umut olduk. Çıktığımız yolculukta başarılı olmayı kendimize görev saydık. Bugün geldiğimiz noktada birçok başarılı sonucun onurunu ve mutluluğunu birlikte yaşıyoruz. Sendikamız bir fidandı, şimdi bir çınar oldu. Kökleri Anadolu’nun her tarafına yayılmış bir çınar gibi büyüdük. Eğitim-Bir-Sen, teşkilatlarımız sayesinde bugün 231 bini aşan bir gücü temsil etmektedir. Bir kısmını yaşadığımız, bir kısmını ise okuduğumuz darbe dönemlerinde hep geriye götürülen Türkiye demokrasisi, 2003 yılında cübbeleriyle sokağa dökülen akademisyenlerin ‘Ordu Göreve’ pankartlarının gölgesinde kalmış, 2007 yılında bir e-muhtıra ile millet hizaya getirilmeye çalışılmıştır. Sözde bazı sendika ve sivil toplum örgütleri gibi darbecilerin arkasına takılarak, onlara ev sahipliği yapmadık. Ortak Akıl mitinglerine öncülük ederek, darbecilere karşı dik durarak sendikacılık yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. 28 Şubat ve 27 Nisan e-muhtıra sürecini tersine döndüren önemli sonuçlara ulaştık. Bugün geldiğimiz noktada, darbeciler yakayı ele vermiştir. Abdürrahim Karakoç’un dediği gibi; “Gölgede duranların gölgesi olmaz”. Derin devletin ya da derin millet düşmanlarının çarkına su taşınmışsa bunların demokratik iklimi oluşturmaya katkısı olamaz. Referandum paketinde “toplu sözleşme” de vardı, milletin devletine geçiş de vardı. Buna ‘Hayır’ diyenlerin ‘Hayır’ dediği iklim, bu ülkede geçerli olsaydı 57 bin öğretmen alınamayacağı gibi var olan 650 bin öğretmen de maaş alamayacaktı. Darbeler döneminde biz neler çektiğimizi biliyoruz. Dünya görüşü ne olursa olsun darbe dönemlerine baktığımızda sadece siyasetçiler tokatlanmamış, sadece millet tokatlanmamış, doğacak nesillerin rüyalarına bile ipotek konulmuştu. Silivri cezaevinde olanların gözyaşına ortak olup bunlara ev sahipliği yapanlarla, İmralı’ya selam duranların; büyük fotoğrafta memurları düşündüğünü hiç zannetmiyorum.” dedi.   “Geçmişin tortularından kurtuluyoruz” Sofuoğlu, “Toplumun yeniden inşasının, yeni bir medeniyet müjdesinin sorumluluğunu omuzlarında taşıyoruz. Çeşitli zorluklara göğüs gererek bugünlere geldik. Uzun ve zahmetli bir yolda olduğumuzu unutmadan gece gündüz çalışacağız. Toplumların hayatında bazı taşlar bedel ödemeden yerinden oynamaz. Devrimler çeşitli bedeller ödenerek gerçekleşir. Bu toplum, bu camia çok bedeller ödedi. Bu ülkedeki bütün yasakların ve acıların son bulması, kamuda çalışanların başörtüsü yasağının son bulması, eğitim çalışanlarının onuru, bu ülkenin gerçek anlamda özgürleşmesi ve bu ülkenin meclisinde başörtülü vekil olabilmesi için yeniden bedel ödemeye hazırız. Başörtüsü meselesi, sendikamızın kuruluş felsefesini şekillendiren konulardan biridir. Bu ülkenin dindarları, demokratları, insan hakları savunucuları bu yasağın utanılacak bir yasak olduğunu haykırmalıdır. Bu konuda iktidar partisinin de artık bir adım atmasının zamanı geldi de geçiyor. Artık bu konuda hiçbirimizin sabrı kalmadı, ‘kamusal alan, koca bir yalan’ diye yıllardır haykırıyoruz. Üniversitelerde büyük oranda ortadan kalkan bu yasağın artık kamu kurum ve kuruluşlarında bir daha geri gelmemek üzere kaldırılmasını istiyoruz. Geçmişin tortularından kurtuluyorsak; katsayı, üniversitelerde kılık kıyafet sorunu, din eğitimine getirilen engeller, kesintisiz eğitim dayatması, Milli Güvenlik Dersi adı altında eğitimde sürdürülen askeri vesayet gibi can yakan konuları geride bırakıyorsak, bunların kendiliğinden gerçekleşmediğini de biliyor olmamız lazım. Çalışma hayatındaki militarist uygulamalar da, kamusal alan yalanı da bizler sayesinde bitecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.   “Güneş balçıkla sıvanmaz” Sendikal alandaki rakiplerine yüklenen Sofuoğlu, “Eğitim-Bir-Sen olarak her zaman dik durduk ve her zaman kararlılıkla mücadele ettik, Toplu sözleşmesiz sendikacılık yapılmayacağı anlayışıyla verdiğimiz mücadele sonucu toplu sözleşme hakkının Anayasa’ya girmesini sağladık ve ilk toplu sözleşmede Eğitimciler adına 18 maddelik kazanım elde ettik. Sendikal hayata, kamu çalışanlarına Toplu Sözleşme Hakkı’nı kazandıran sendika olarak ilk toplu sözleşme taleplerimizin arkasındayız. Öğretmen ve öğretim elemanlarının ek ödeme sorunu çözülmediği için, işçiler 3+3’e imza attığı halde kamu çalışanları adına 4+4’e imza atmadık. Mutabakatsızlığa rağmen eğitim hizmet kolunda 18 maddelik kazanım elde ettik. Yıllardır yetkili olarak ‘Toplu Görüşme Masası’na oturanların toplam kazanımı 18 maddeyi bulmamaktadır. Mutabakatsızlığı fırsata çevirmeye ve el ovuşturmaya çalışanların elleri boş çıkmıştır. Eğitimciler adına elde ettiğimiz kazanımlar, birilerinin kimyasını bozmuştur. Söyleyecek sözleri olmayanlar, Toplu sözleşmeyi sadece ve sadece ek ödemeden ibaretmiş gibi lanse etmeye kalkışıp, kazanımlarımızın üstünü örtmeye çalışmaktadırlar. Ama bilmiyorlar ki, Güneş Balçıkla Sıvanmaz. 4+4+4, sendikamızın kuruluş felsefesinde var olan bir sistemdir. 4+4+4, bir dayatma değil, 28 Şubatçıların bu millete dayattığı yitik nesiller yetiştiren eğitim sisteminin son bulmasıdır. Bu teklifin üzerine bina edildiği pedagojik argüman çok güçlüdür. Ancak ne yazık ki, Bakanlık öyle bir işçilikle bu uygulamayı hayata geçirdi ki, herkes bir anda bu sistemi eleştirmeye başladı. Bu sistem dayatmacı, ideolojik zemin üzerine kurulu 28 Şubat artığı bir ekibin imam hatiplileri toplum dışı bırakmak için kurguladığı kesintisiz eğitimden, milletin istediği okulda, istediği gibi okuyabileceği bir sisteme geçişin hikayesidir” dedi.   “4+4+4 sistemi vesayetçiler ile karşıtların mücadelesidir” Tartışmalı eğitim sistemine de değinen Sofuoğlu, “4+4+4 sistemi, vesayeti devam ettirmek isteyenlerle vesayetten kurtulmak isteyenlerin mücadelesidir. 4+4+4 sisteminden önce, bu sisteme karşı koyanlarla bunu savunanların arasındaki esas kavga nedir diye sormalıyız. Bunun cevabı da bize göre, vesayeti devam ettirmek isteyenlerle vesayetten kurtulup bilimin, pedagojinin, halkın tercihlerinin hayata geçmesini isteyenler arasında öteden beri varolan bir mücadelesidir. Bu sistemi en iyi şekilde ve sorunsuz bir şekilde hayata geçirmesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Bakan ve bürokrasisinin zamanında yapması gerekenleri yapmayıp, öteleyip veya ıskalayıp, gecikmelerle sisteme karşı olanlara da konuşma fırsatı verdiği kanaatindeyiz. Sınıf öğretmenliğinde meydana gelen fazlalık kolaylıkla eritilebileceği halde, Bakanlık tüm uyarılarımıza rağmen yanlış yolu seçmiştir. Sonradan atılan olumlu adımlar ise, uygulamadan kaynaklanan sorunların tümünü çözmeye yetmemiştir. 18. Milli Eğitim Şurası’nda karar alınarak, daha sonra yasalaşan 4+4+4 eğitim sistemi hakkında, O gün şurada komisyona bile katılmayanların, bugün ‘kimseye sormadan yaptınız’ demeleri saçmalıktır. Aslında bu konuda konuşacak tek kelimeleri yoktur. Gökten rahmet yağsa bazılarının başına damla düşmüyor. 28 Şubatçıların kuyruk acılarını 4+4+4 üzerinden bizim başımıza boca etmek isteyen, öz 28 Şubatçılara ve onların işbirlikçisi sözde sendikalara bu teşkilat, alanlarda ve işyerlerinde gereken cevabı vermelidir. Hangi yüzle kendilerini aklanmış sayıyorlar, bu teşkilat bunun hesabını da sormalıdır. Bu ülkenin zalimleri tüm çocukları aynı tornadan geçirmek istiyorken, bizler, ‘herkesin kendi çocuğunu istediği inanç, ideoloji ve siyasi görüşte yetiştirme hakkı var’ diyoruz. Onlar ‘çağdaş’, biz değil, öyle mi?” diye konuştu.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.