ŞİDDET OLAYLARININ SON BULMASI İÇİN 60 MADDELİK RAPOR

Eğitim Bir Sen Manisa Şube Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu, şiddet olaylarının son bulması için sendika olarak 60 maddelik bir rapor hazırladıklarını kaydetti.

ŞİDDET OLAYLARININ SON BULMASI İÇİN 60 MADDELİK RAPOR

ŞİDDET OLAYLARININ SON BULMASI İÇİN 60 MADDELİK RAPOR

Eğitim Bir Sen Manisa Şube Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu, şiddet olaylarının son bulması için sendika olarak 60 maddelik bir rapor hazırladıklarını kaydetti.   Şiddetin son bulması için hazırlanan 60 maddelik raporu kamuoyu ile paylaşan Eğitim Bir Sen Manisa Şube Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu, “Toplumu ve bireyi erdemli-kamil insan ekseninde eğitmek gibi bir sorumluluğun, kamu hizmetlerinin sunumundaki tek yetkili ve sorumlu olan Devlet ve kurumları aracılığıyla yerine getirilmesinin mümkün olmadığını bu süreçte mutlaka sivil inisiyatifin ve sivil toplum örgütlerinin görev alması ve sorumluluk sahibi olması görüşünde olan Sendikamız, yakın dönemin en önemli gündem konularından biri olan toplumsal yaşam alanlarındaki ve eğitim kurumlarındaki şiddet olayları konusunda da bu duyarlılığın ve sorumluluk bilincinin gereği olarak üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yapma iradesini ortaya koymuş ve bu kapsamda, okullardaki şiddet olaylarının neden ve gerekçeleri ile şiddet olaylarının ve şiddet eğiliminin sona erdirilmesine ilişkin çözüm önerilerini içeren inceleme ve anket çalışmaları sonucunda hazırlanan raporlar kamuoyunun bilgisine ve konu ile ilgili kamu kurumlarının yararlanmasına sunulacaktır” dedi.     ÇÖZÜM ÖNERİLERİ FARKLI KÜLTÜRLERİ İÇERMELİ Sofuoğlu, “Sahip olduğumuz coğrafyada var olan çoklu kültür mozaiği etkisini toplumsal ve sosyal değerler ile bireylerin kimliklerini-kişiliklerini ifade etmede de ortaya çıkarmıştır. Bu itibarla, ülkemizde yaşanan her tür sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin bu çoklu kültürden kaynaklanan farklılıkları içerecek nitelikte olması gerekmektedir. Bu açıdan, uzun zamandır var olmakla birlikte yakın dönem içerisinde gündemde yer almaya başlayan toplumdaki şiddet eğiliminin ve bu eğilimin okullarda somutlaşarak şiddet içeren hareketlere dönüşmesi/dönüştürülmesi sorununun da çözümünde bu eksenli bir bakışın ortaya konması gerekmektedir.  Halen eğitim süreci içerisindeki çocuk ve gençlerimiz dahil olmak üzere bireylerde var olan şiddet eğilimini ve bu eğilime dayalı şiddet hareketlerini engellemenin ön şartını, bireylerin sosyal yaşamına yön veren devletin; toplumun bütünü tarafından kabul görebilecek, yaşadığımız coğrafyanın geçmişi ve milletin manevi değerlerini göz ardı etmeyen nitelikte ortak ölçüt ve değer yargılarını Anayasasında ifade etmesi olduğunu düşünmekteyiz.  Eğitim hizmetlerinin sunulması ve yürütümünden birinci derecede sorumlu ve yetkili olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorunun çözümünde tek başına yeterli olamayacağı açık olup sürecin içerisine Kültür Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kadın ve Aileden ve Diyanet İşleri Başkanlığından Sorumlu Devlet Bakanlıkları, Sağlık ve İçişleri Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı birimlerinin mutlak surette dahil edilmesi ve ayrıca konu ile ilgili sivil toplum kuruluşları ile kanaat önderlerinin de sürecin tespit ve/veya çözüm uygulamaları evresine dahil edilmesi gerekmektedir” dedi.   ŞİDDET OLAYLARI HER YERDE Şiddet olaylarının sadece eğitim kurumlarında gerçekleşmemekte toplumsal yaşamın her alanında ortaya çıktığını söyleyen Sofuoğlu, “Okullarda var olan şiddeti engellemek gibi bir bakış şiddeti eğiliminde olan bireylerin bu eğilimi okul dışındaki alanlarda somutlaştırabilecekleri gibi bir zımni kabulü içermesi nedeniyle sakıncalı bir yaklaşımdır. Bu nedenle, Sendikamız okullarda şiddetin engellenmesine yönelik çalışmayı toplumda şiddetin engellenmesine ilişkin çalışmanın bir sahası olarak kabul etmekte ve genel itibariyle toplumda şiddetin ve şiddet eğilimin sona erdirilmesinin gerekliliğine inanmakta ve çalışmalarını bu yönde yürütmektedir.  Daha önce birçok ilde tanık olduğumuz öğretmene şiddet, şimdi de Kütahya’da ve Manisa’mızda da kendini göstermiştir. İnsanların kendi çocuklarına bile gereken sevgiyi gösteremediği bir ortamda, 40-50 kişilik sınıflarda her bir öğrencisine ayrı sevgi gösteren, daha iyi eğitim almaları adına hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan öğretmenlerimize uygulanan şiddeti kabul etmemiz mümkün değildir. Yaşanan bu saldırılar, eğitim çalışanlarının vicdanını yaralamaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak, öğretmenlerimizin, öğrencilerin daha iyi bir eğitim almaları adına mücadele verirken, hayatlarını riske edecek derecede şiddete maruz kalmasından son derece kaygılıyız. Bu olaylar bize göstermiştir ki, bugüne kadar gerek öğretmenlerimizin karşılaştığı gerekse de toplumun genelinde gözlemlediğimiz şiddet olayları, eğer gerekli önlemler alınmazsa, ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır. Toplumsal şiddetin geldiği noktayı gösteren ve geleceğimizin inşa edildiği en önemli alan olan okullarda ortaya çıkan bu tür menfur olaylar, gerekli yasal düzenlemeler hayata geçirilmediği müddetçe, yaşanmaya devam edecektir. Milletimizin geleceğini inşa etme adına kutsal bir görevi yerine getiren öğretmene saygısı olmayanın içinde yaşadığı topluma hiçbir faydası olmayacaktır” diye konuştu.     60 MADDELİK RAPOR 1- Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilmelidir. 2- Sosyal Devlet ilkesinin yaşama geçirilmeleri ve sosyal politikalar kapsamın da düşük gelir düzeyine sahip birey ve ailelere sunulan yardımların miktarı arttırılmalıdır. 3- İç göçü engellemeye yönelik istihdam ve gelir dağılımı projeleri hayata geçirilmeleri, bireylerin hayatlarını idame ettirmek amacıyla gerçekleştirdikleri göç uygulamalarında oryantasyon desteği almalarına imkan verecek birim ve hizmetler yapılandırılmalıdır. 4- Özellikle örgün eğitim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrencilere sosyo kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan iyi örnek ve modellerle etkileşimde bulunma imkanı sağlanmalıdır. 5- Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında sunulmakta olan rehberlik hizmetlerindeki personel ihtiyacı giderilmeli ve bu hizmeti sunan birimlerin benzeri görev yapan birim ve kurumlarla etkili ve sürekli ortak çalışma yapma imkanları sağlanmalıdır. 6- Öğrenim sürecinde olan bireylerin okulda ve okul dışında kendilerini ifade etmeye ve gerçekleştirmeye yönelik sosyal ve bireysel etkinlikler yapmasına imkan verecek yaklaşımlar ve uygulamalar hayata geçirilmedir. 7- Bireylerin ve öğrencilerin sevdikleri dal ve alanlarda spor etkinlikleri yapmalarına ve bu şekilde sahip oldukları aktif enerji birikimlerini kullanmalarına imkan sağlanmalıdır. 8- Bireylerin ve öğrencilerin sanata dair ve ilgi yeteneklerinin kullanılması ve sanatçı ruhlarını ortaya çıkarmalarına imkan sağlanması amacıyla okul içi ve okul dışı müzik eğitimi ve icrasına yönelik kurs almaları sağlanmalıdır. 9- Birey ve öğrencilerin değerlendirmelerini ve fikirlerini görsel sanatlar aracılığıyla aktarmalarına imkan sağlayacak eğitim süreçlerine dahil olmalarına imkan sağlayacak uygulamalar hayata geçirilmedir. 10- Düşük gelir düzeyine sahip ailelerin öğrenim görmekte olan çocuklarına, eğitimde fırsat ve imkan eşitliğine yönelik Anayasal hak kapsamında onurları zedelenmeden eğitim-öğretim süreci boyunca yardım yapılması sağlanmalıdır. 11- Fiziksel, psikolojik ve/veya sosyal yeterlik sonunu olan birey ve öğrencilerin bu sorunlarını aktarma imkanı ve sorunların çözümünde sürekli ve etkin destek verilmesini sağlayacak yaklaşım ve uygulamalar hayata geçirilmedir. 12- Öğrencilerin sosyal ve eğitsel durum ve davranışları ile tüketici kimliğine yönelik tercih ve davranışları konusunda öğretmenlerin ve ailelerin konuyla ilgili kişi ve birimler tarafından sürekli olarak bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. 13- Gerek yazılı gerekse görsel medya organlarında hayata ve insana dair verilen iyi örneklerin sayısının artırılmasına ilişkin girişimlerde bulunulmalıdır. 14- Mesleki ve teknik öğretim veren kurumlarındaki öğrenci sayısının azalmasının engellenmesi amacıyla bu tür eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerde lisans düzeyinde eğitim görme imkanının yüksek olduğuna dair inanç oluşturmaya yönelik uygulamalar ve yasal düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir. 15- Ceza uygulamaları amaç olarak değil araç olarak öngörülmeli ve ceza uygulaması sonucunda birey ve öğrencilerin ıslah olduğu kanaatinin oluşmasına imkan verecek yaklaşımlar hayata geçirilmelidir. 16- Örgün eğitim kurumlarındaki sınıf mevcutları 24-30 arasında olacak şekilde okullaşma oranı artırılmaları ve sınıf sayıları arttırılmadır. 17- Öğrenci devamsızlıkları yakın takibe alınmalı, devamsızlıklara ilişkin olarak aileler münhasıran bilgilendirilerek bu davranışı alışkanlık haline getiren öğrencilere yönelik olarak ailelerle işbirliği süreci işletilmedir. 18- Aileleri parçalanmış bireylere ve öğrencilere yönelik rehabilite edici ve destekleyici hizmetler Milli Eğitim Bakanlığının koordinesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarının da katılımıyla hayata geçirilmelidir. 19- Kötü örneklerin verilmesinde abartma yönteminden kaçınmalı, kötü örneklerdin de hayatın içerisinde var olabileceği öngörüsü oluşturularak korunmaya yönelik davranış ve yaklaşım modeli eğitim süreci içerisinde verilmedir. Kötü örneklerde, kişiler üzerinde durmak yerine olay ve olayın toplum üzerindeki etkileri, sebepleri üzerinde durulmalıdır. 20- Birey ve öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirmesine yönelik olarak yerel yönetim organları ve sivil toplum örgütleri ile ortaklaşa faaliyetler yapılmalıdır. Bu kapsamda, öncelikle ve mutlak surette özelde öğrencilerin genelde tüm bireylerin okuma alışkanlığının artması sonucunu gerçekleştirecek organizasyonlar hayata geçirilmedir. 21- Bireyin kendisini, değerlendirmelerini ve fikirlerini ifade etmesindeki en etkili yollardan biri olan yazma alışkanlığının kazandırılmasına yönelik uygulamalar hayata geçirilmelidir. 22- Küçüklerin ve gençlerin madde bağımlılığı konusundaki bilinçlerinin arttırılmasına yönelik uygulamalar arttırılmalı, tütün ve alkollü içeceklerin küçüklere satışını engelleyen yaza hükümlerinde yer alan adli cezaların ve para cezalarının uygulanmasındaki esneklikler giderilmedir. Solventli yapıştırıcıların satışı yasaklanmalıdır. 23- Birey ve öğrencilerin din eğitimi ve öğretimine yönelik beklentileri ve ihtiyaçlarını karşılayacak genel nitelikli uygulamalar hayata geçirilmeli ve bu kapsamda farklı kaygılarla bu yöndeki eğitim süreçlerinin işletilmesine yönelik sınırlayıcı yaklaşım ve uygulamalar sona erdirilmelidir. 24- Toplumun ana nüvesini oluşturan ailenin eğitimine ve aile içi etkileşim süreçlerinin olumlu yönde gelişmesine imkan sağlayacak “Aile ve Ebeveyn Eğitim” uygulamaları gerek kamu kurum ve kuruluşlarınca gerekse sivil toplum örgütlerince etkin ve sürekli nitelikte gerçekleştirilmedir. 25- Demokratik toplumun vazgeçilmez ve ikame edilemez unsuru olan sivil toplum örgütlerinin, soyo-kültürel, sosyo-ekonomik ve eğitimle ilgili sorunların giderilmesine ve çözüm arayışlarına etkin şekilde katılmalarına imkan sağlayacak bakış açısı oluşturulmalı ve bu duruma ilişkin mevzuat değişiklikleri ivedilikle hayata geçirilmelidir. 26- Toplumda var olan şiddet eğiliminin ve şiddet olaylarının ortadan kaldırılması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları arasında Başbakanlık koordinesinde olmak üzere sürekli nitelikte bir kurul (veya komisyon) oluşturularak konu ile ilgili sivil toplum örgütlerinin gerek merkez gerekse taşra düzeyinde olacak şekilde bu kurullarda görev alması sağlanmalıdır. Bu amaçla öncelikle ve mutlaka Milli Eğitim Bakanlığı ile Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı arasında etkin ve verimli bir işbirliği çerçevesi oluşturulmadır.. 27- Birey ve öğrencilerin gelecek kaygılarını sona erdirecek ve sosyal politika anlayışını içeren istihdam politikaları hayata geçirilmeli ve işsizliğe dayalı gayri meşru hayat tercihlerinin engellenmesi amacını içeren yaklaşım ve uygulamalara etkinlik kazandırılmalıdır. Gençlerin gelecek beklentisi negatiften pozitife çevirecek şekilde hayal ve beklentilerini karşılamaya uygun bir sosyal ortam içerisinde yaşadıkları inancı geliştirilmeli ve bu inancı sürekli kılacak icraatlar ortaya konmalıdır. 28- Eğitim kurumlarındaki rehberlik servislerinin eğitim kurumlarının bulunduğu yerleşim alanlarındaki bireylere, ayırım yapmaksızın sosyal ve bireysel rehberlik kapsamlı bilgilendirici ve yönlendirici rehberlik hizmeti sunmaları sağlanmalı ve bu hizmeti sunan kamu görevlilerine ek mali imkanlar sunulmalıdır. 29- Şiddet ve ahlaki değerleri yıpratıcı unsurlar içeren görsel ve yazılı yayınların gerek adli gerekse idari süreç içerisinde denetlenmesi ve gerekli yaptırımlarla muhatap kılınmasında hassasiyet gösterilmedir. 30- Görsel yayın organlarında toplumsal bilincin artmasına katkısı olmayan hatta toplumsal yapı içerisindeki gelir düzeyine dayalı gruplar arasında hasmane tutumlar oluşmasına neden olan magazin içerikli programların içeriklerinin belirlenmesinde yayıncı kuruluşlar tarafından gerekli hassasiyetin gösterilmesine yönelik olarak bu kuruluşların sahipleri ve yetkilileriyle görüşmeler yapılarak özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın bu programlar aracılığıyla sahip oldukları yakış açılarının olumsuzluğu ortaya konmalıdır. 31- Ders ve sınıf geçme sisteminin eleyici niteliğine son verilmeli ve bireyin kendi yeterlik ve ilgi alanlarında başarı olmasını yeterli kılan bir ölçeme ve değerlendirme sistemi hayata geçirilmedir. 32- Örgün ve yaygın eğitim kurumlarının disiplin yönetmeliklerindeki hükümlerin öğrencileri eğitim sürecinin dışına itmek amaçlı değil eğitim süreci içerisinde kalarak toplumsal değerlere uygun kişilik edinmeye özendirecek amaçlı olması sağlanmalıdır. 33- Müfredat ve ders kitapları idealizm aşılamalı, çocuklarımızı ve gençlere bir amaca yöneltmelidir. 34- Zorunlu ilköğretim süreci 5+3 veya 4+4 şeklinde kesintili olarak yeniden yapılandırılmalı, öğrencilerin mesleki ve teknik öğretim veren kurumlara yönlenmesini sağlayacak uygulamalar hayata geçirilmedir. 35- Yönetim anlayışından ve eğitim kurumu yöneticilerine yüklenen ilave sorumluluklardan boşluklar kapatılmalı, eğitim kurumu yöneticilerinin eğitim kurumlarının fiziksel yeterliklerini artırmaya ve geliştirmeye yönelik işlemler yerine kurumun eğitsel yeterliklerini artırmaya yönelik uygulamalara zaman ayırması sağlanmalıdır. 36-Ergenlik çağındaki birey ve öğrencilere yönelik olarak eğitim kurumları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca sunulan hizmetlere özel önem verilmeli, bu kapsamda bu konumda bulunan birey ve öğrencilerin söz konusu dönemi sıkıntısız şekilde geçirmelerine imkan sağlamaya yönelik olarak, sosyal, kültürel, sanatsal ve bilimsel uygulama ve organizasyonların içerisinde yer alması sağlanmalıdır. 37- Gerek öğrencilerin gerekse diğer bireylerin kendilerini ifade etmek ve gerçekleştirmek amacıyla çeteleşme veya benzeri tercihlerinde bulunmalarını engelleyecek argümanlar geliştirilmeli, var olan bu tür oluşumların beslendiği neden ve kaynakların tespiti amacıyla eğitim, sağlık ve güvenlik hizmeti sunan kurum ve kuruluşlarca ortak çalışma yapılmalıdır. 38- Yüksek öğretim sürecinden birinci derece yetkili ve sorumlu olan YÖK’un şiddet konusuna olan duyarsızlığı giderilerek sahip olduğu yetki ve sorumlulukların gereklerini yerine getirmek ve üniversitelerimizdeki azımsanmayacak sayıdaki şiddet olaylarının sona erdirilme için sorumluluk alması sağlanmalıdır. 39- Mahalli idarelerin ve yerel yönetim birimlerinin çocuk ve gençlere yönelik sosyal organizasyon sayısı arttırılması ve farklı coğrafi alanlarda yaşayan gençlerin kaynaşmasına ve ortak bilinç oluşturmasına imkan verecek uygulamaların sayısı artırılmalıdır. 40- Toplumdaki kanaat önderlerinin bu sıfatlarıyla konu ile ilgili duyarlıklarını aktarabilecekleri organizasyonlar düzenlenmelidir. 41- Okul Rehberlik Servisleri ve Rehberlik Araştırma Merkezlerinin etkinlik alanlarının geliştirilmesine yönelik çalışma yapılmalı. Bu birimlerde psikolojik danışmanlarla birlikte görev yamak üzere sosyal çalışmacı istihdamı gerçekleştirilmedir. 42- Şiddet olaylarının ve çeteleşme (gruplaşma) uygulamalarının yaygın olduğu eğitim kurumlarında önleyici kolluk hizmetinin sürekli ve yaygın olarak sunulması sağlanmalıdır. 43- Eğitim kurumlarının, bulundukları yerleşim alanlarındaki sivil toplum örgütleri ile etkili ve sürekli etkileşim içerisinde olmaları sağlanmalı, okul aile birlikleri sadece okulu finanse eden değil okulun eğitimle ilgili yaklaşımlarını destekleyen niteliğe kavuşması sağlanmalıdır. 44-Eğitim kurumlarının mimari ve peyzaj düzenlemeleri, öğrencilerin moralini artıracak ve şiddet eğilimi oluşturmayacak şekilde olmalıdır. 45- Eğitim kurumlarındaki personel ihtiyacının (öğretmen, yönetici, memur ve hizmetli vb) giderilerek hizmetin eksik sunumundan kaynaklanan sorunların önüne geçilmelidir. 46- Sevgi, hoşgörü ve saygı temelli eğitim yaklaşımı uygulanmalı, eğitimin temel amacı bireye kapital değer elde edebileceği nitelikler kazandırmak değil erdemli ve kamil insanı gerçekleştirmek olmalıdır. 47- Öğrencilerin görsel yayınları izlemelerine ilişkin alışkanlıkları rehabilite edilmeli ve özellikler öğrenim gören bireylerin televizyon karşısında geçirdikleri süreyi azaltacak yaklaşımlar hayata geçirilmelidir. 48- Öğrencilerin ve bireylerin teknolojik imkanlardan ve bilgisayar çağının gereklerinden yararlanma alışkanlıklarının belli kurallar dahilinde olmasını sağlayacak bakış açısına sahip olmaları sağlanmalı ve bu amaçla özellikle internet kafeler ve bu yerlerden yararlanabilecek yaş gruplarına ilişkin yasal düzenleme yapılarak ivedilikle yürürlüğe konmalıdır. İnternet kafelerin etkin ve sürekli denetimini sağlamak amaçlı denetim faaliyetleri arttırılmalı ve gerekli olan idari ve adli yaptırımların uygulanmasındaki düzensizlikler sona erdirilmelidir. 49- Zararlı alışkanlıklarla mücadele konusunda MEB ile İçişleri Bakanlığı ortak hareket etmeli, öğrencilere yönelik her türlü koruma ve güvenlik tedbiri oluşturacağı maliyet göz önüne alınmaksızın uygulanmalıdır. 50- Birey ve öğrencilerin hakları ve sorumlulukları konusundaki bilinçlerinin artırılmasına yönelik ek eğitim uygulamaları hayata geçirilmeli mülkiyet, düşünce, öğrenim hakkı, güvenlik vb. haklar konusundaki saygı ve duyarlılıklarının artırılmasına yönelik uygulamalar hayata geçirilmedir. Milletimizin yardımseverlik ve dayanışma anlayışının çocuklarımıza ve gençlerimizde somutlaştırılmasına yönelik özendirici uygulamalar yapılmadır. ya özendirilmelidir. 51- Öğrencilerin kesici ve delici aletleri edinmelerini engelleyecek tedbirler hayata geçirilmeli, eğitim kurumlarında yönetici ve öğretmenlerin üst araması yapmasına imkan sağlayacak mevzuat değişikliği yapılmalıdır.. 52- Eğitim kurumlarının sahip olduğu imkanların öğrenciler dahil olmak üzere toplumun bütün bireylerine 24 saat hizmet vermesini sağlayacak bir yaklaşım (ilgili kamu görevlilerinin mali ve özlük hakları korunarak ve geliştirilerek) hayata geçirilmeli, bu kapsamda eğitim kurumlarının görsel sanatlara ilişkin sınıfları, spor salonları, bilişim ve teknoloji sınıflarının kullanımı sağlanmalıdır. 53- Çocuklarımızın ve gençlerimizin öğrenci olsun olmasın gerek okul içindeki gerekse okul dışındaki başarıları ödüllendirilmelidir. 54-Görsel medya organlarının eğitim içerikli programlarının artırılmasına yönelik olarak RTÜK tarafından ikna edici ve özendirici çalışmalar yapılmalı gerekirse bu tür programları yayımlayan yayıncı kuruluşlara personel ve mali destek sağlanmalıdır. 55- Ebeveynlerin, kamu görevlilerinin bireylere ve öğrencilere yönelik maddi ve psikolojik şiddet içeren davranışların engellenmesi ve en ağır şekilde cezalandırılması için gereken yasal ve idari düzenlemeler hayata geçirilmeli, bu amaçla MEB, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ortak çalışma yapmalıdır.  56- Öğrenci affı uygulamaları kaldırılmalıdır. 57- Eğitim kurumlarının öğretme odaklı değil eğitme odaklı hizmet sunması sağlanmalıdır. Bu amaçla, müfredat içeriğinde ders ayırımı yapılmaksızın sosyal değer ve edep eğitimi içeren uygulamaların yer alması sağlanmalıdır. 58- Eğitim kurumlarında dışarıdan içeriye ve içeriden dışarıya yönelik şiddet olaylarının engellenmesi amacıyla gerekli güvenlik tedbirleri alınmalı, bu kapsamda özel hayatın gizliliği ilkesini ihlal edilmemesi kaydıyla eğitim kurumlarında kapalı devre güvenlik kamerası sistemi kurulmadır. 59- Şiddetin mağduru konumunda olan birey ve öğrencilere psikolojik destek hizmeti sunulmalı, öç alma ve ihkâkı hak kültürünün oluşmasına ve gelişmesine engel olunarak şiddetin faili olanların gerekli adli ve idari yaptırımlarla muhatap kılınmasında hassa olunmalıdır. Şiddete maruz kalan öğrenci, öğretmen ve veli kurumlar tarafından sahip çıkılmalıdır. 60- Öğretmen açığı giderilmeli ancak bu açığın giderilmesinde; kurumsal kültürün oluşmasına engel olan ve eğitim gibi sürekli ve etkin bir hizmetin niteliği ve yapısıyla bağdaşmayan sözleşmeli, vekil, ve ek ders ücreti karşılığı öğretmen istihdamı uygulamasından vazgeçilmelidir. Şiddet eğilimi ve şiddet uygulamaları konusuyla ilgili olarak branş ve görev yatığı kurum ayırımı gözetilmeksizin bütün öğretmenlerin hizmet içi eğitimden geçirilmesi sağlanmalıdır.    

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.