ÖZGÜR ÖZEL'İN 'TAKSİM GEZİ PARKI' AÇIKLAMASI

Taksim Gezi Parkı eylemlerine ve son bir haftadır ülkede yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel: "İktidar partisi olanlardan ders almalı ve kendisine çeki düzen vermelidir." dedi.

ÖZGÜR ÖZEL'İN 'TAKSİM GEZİ PARKI' AÇIKLAMASI

ÖZGÜR ÖZEL’İN ‘TAKSİM GEZİ PARKI’ AÇIKLAMASI


Taksim Gezi Parkı eylemlerine ve son bir haftadır ülkede yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel: "İktidar partisi olanlardan ders almalı ve kendisine çeki düzen vermelidir." dedi.
Uzunca bir süredir iktidar partisinin ve Başbakanın her türlü demokratik hak arayışına, her türlü muhalif sese, her türlü yasal eylemlilik biçimlerine dahi karşı son derece tahammülsüz, acımasız ve baskıcı bir tutum izlediğini ifade ediyorduk. Bu durum kendisini bazen Meclis Genel Kurulu’nda yumruk ve tekmelerle, bazen 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen 14 yaşındaki çocukları öldüresiye döverek, bazen üniversite kantinlerine, hatta hastane acil servislerine gaz bombaları atarak kendini gösteriyordu. 
AKP bugüne kadar, işçinin, öğrencinin, memurun, sağlıkçının hak arayış mücadelesini ve taleplerini dillendirmesini hep ideolojik tavır ve marjinal gruplar olarak ifade etti. Tüm engelleme çabalarına karşın halkın 4 yıl önce söke söke aldığı 1 Mayıs Bayramını ve o bayramı Taksim’de kutlama hakkını bu seneki 1 Mayıs’ta yasakladılar ve dünyada örneği görülmemiş bir şiddet uyguladılar. Ardından, Tayyip Erdoğan ağzındaki baklayı çıkardı. Taksim’deki parkı ve meydanı ortadan kaldıracak, oraya AVM’ler dikecekti. Her geçen gün biraz daha diktatörleşen ve otoriter tavrı kendisine yakın siyasi gruplarca bile eleştirilmeye başlanan Tayyip Erdoğan’ın  meydanlardan korkmasına ise biz hiç şaşırmadık. Çünkü bütün diktatörler en çok meydanlardan korkarlar.Onlar, ‘tek ses olsun, ben konuşayım, her şeye ben karar vereyim’ isterler. Çok seslilikten, özgürlük taleplerinden ve demokrasiden korkarlar. Iş başına demokrasi ile de gelmiş olsalar, sistemi her geçen gün biraz daha antidemokratik bir hale getirmek onların asıl işidir. Kendi evinde demokrasi olmayan ülkeye demokrasi getirebilir mi? Partisinin il ve ilçe kongrelerinde adaylığı düşünen herkesi Ankara’ya çağırıp, aday sayısını kendisi teke indiren, aykırı olabilecek tek bir sesi bile derhal partiden ihraç edebilen bir Başbakan’ın ülke yönetiminden ne beklenir? 
‘Son bir haftadır Türkiye’de olanlar her geçen gün otoriterleşen bir diktatöre halkın kendiliğinden isyanıdır.’
Işte böyle bir ortamda, bugünlerde yaşadıklarımız aslında, her geçen gün bir başka gruba yapılan biber gazlı, tazyikli sulu, coplu acımasız müdahalelerin toplum hafızasında birikmesi ve toplum vicdanını kabarması olarak görülmelidir. Son bir haftadır Türkiye’de olanlarhalkın kendi eliyle yarattığı bir siyasal canavara, her geçen gün otoriterleşen bir diktatöre kendiliğinden isyanıdır. Ilk günlerde yine aynı tavrı gösteren göstericiler binlerde, onbinlerde kalsaydı Tayyip Erdoğan ve etrafındaki emir kulları bu insanlara acımasızca zulmedecek, marjinal diyecek, sonunda onları gözlatına alıp hapse tıkacaktı. Ama bu kez, yüzbinler, milyonlar bu haksızlığa dur dedi ve toplumun her kesiminden milyonlarca kişi, bu kez Recep Tayyip Erdoğan zulmüne geçit vermedi.  
Tayyip Erdoğan, bir gün önceki iddiasına, kibrine ve öfkesine karşın gösteri yapmak isteyenlerin sayısını azaltmak için uyguladığı tüm şiddete karşın, tıpkı devrilmek üzere olan Ortadoğu diktatörleri gibi, facebook ve twitterı kapattı, meydanlardaki baz istasyonlarını kapatarak telefonları kesti, ancak tüm bunlara rağmen Taksim başta olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanındaki meydanlardan ağır bir demokrasi tokadı yedi. Ancak, yine utanmadan, ertesi sabah, milyonlar Taksim meydanını doldururken ‘eylemci kardeşlerimizden rica ediyorum evlerine dönsünler, AVM yapmıyorduk, yolu genişletiyorduk. Ben halkımın hizmetkarı olmak istiyorum.’ diyebildi. 
Sayın Başbakan ve AKP şunu bilmelidir ki; zulüm ile abad olanın sonu berbat olur! Taksim eylemlerinin en zorlu iki gününde 31 Mayıs ve 1 Haziran’da Taksimde bulunmuş ve ardından 1 Haziran günü Manisa’daki büyük yürüyüşe katılmış bir milletvekili olarak yaşadığım ve gördüğüm şudur:
Kendisi bir büyük ekonomik krizden sonra, bir Amerikan projesi olarak iktidara gelip, ilk iş olarak Kemal Derviş’in başlattığı reformları aynen sürdüreceğim diyen, ABD ve Dünya Bankası desteği ile bir program yürüten, Türkiye’deki kitlelere çıraklık döneminde mağdur edebiyatı yapan, ilerleyen zamanda güçlendikçe her kesimi mağdur eden, toplum sustukça tepesine çıkan, her geçen gün biraz daha zorbalaşan bu iktidara karşı, halk kendiliğinden harekete geçmiş ve bir geceliğine Tayyip Erdoğan ile diktatörlerin anladığı dilden konuşmuştur. 
Sonuç, halkın zaferi, kabadayının geri adımıdır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri ve milletvekilleri olarak şiddete bulaşmayan her türlü demokratik tepkinin ve hak arayışının sonuna kadar yanında olduk, bundan sonra da olacağız. Otoriterleşmenin nerelere vardığını ve halkın ne tepki göstereceğini gördüler ve artık bundan ders çıkarmalılar. Biz var gücümüzle, halkımızın tüm kesimlerinin hatta hayvanların, böceklerin, çiçeklerin ve ormanların dahi şikayetçi ve mağdur olduğu bu AKP iktidarından kurtulmak için var gücümüzle çalışacağız, AKP’den şikayet eden tüm toplum kesimleri ile omuz omuza, Cumhuriyet Halk Partisi olarak AKP’yi önümüzdeki dönem sandığa gömeceğiz. 
AKP zulmüne şiddet içermeyen her türlü karşı çıkışın, hak arayışının, demokratik tepkinin yanında ve içinde olmaya devam edeceğiz."
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.