ÖZEL: "TÜKİYE'Yİ AÇIK CEZAEVİNE ÇEVİRDİNİZ"

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, mecliste yaptığı konuşmada "Sanki cezaevlerinde her şey yolundaymış gibi gösteriyor. Bir kere, yolunda değil. 130 bini aştı tutuklu ve hükümlü sayısı yani orası pek çok kentten daha fazla nüfusu olan bir büyük kent hâline geldi. Türkiye'yi bir açık cezaevine çevirdiniz" dedi.

ÖZEL:

ÖZEL: "TÜKİYE'Yİ AÇIK CEZAEVİNE ÇEVİRDİNİZ"

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, mecliste yaptığı konuşmada “Sanki cezaevlerinde her şey yolundaymış gibi gösteriyor. Bir kere, yolunda değil. 130 bini aştı tutuklu ve hükümlü sayısı yani orası pek çok kentten daha fazla nüfusu olan bir büyük kent hâline geldi. Türkiye’yi bir açık cezaevine çevirdiniz“ dedi.

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, açlık grevleri hakkında CHP grubu adına bir konuşma yaptı. Özel’in konuşması şöyle: “Barış ve Demokrasi Partisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi uyarınca vermiş olduğu önergenin üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BDP grup önerisi üzerinde konuşurken iki yanlıştan ikisini de yapmamaya gayret edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, öncelikle, en yüce insan hakkı olan yaşam hakkının herkes tarafından savunulmasını, herkes tarafından buna saygı gösterilmesini düşünüyoruz. Bu konuda devlete önemli görevler düştüğü gibi siyasi partilere de önemli görevler düşüyor, kişilerin kendilerine ve yakınlarına da. İnsan hayatı hiçbir siyasi talebin pazarlık unsuru olamaz, yapılmamalıdır. Bunun üzerinden yürütülen bir siyasi propaganda, o kişilere, o kişilerin sağlığına ve toplumun hafızasına çok derin yaralar bırakmaktadır. Grubumuzun bu konudaki hassasiyetinin öncelikle altını çizmek isterim.
Buradan sonra ifade etmek istediğim bir diğer önemli konu da iki gündür Cumhuriyet Halk Partisinin bütün gruplarla bir ismi anılarak “Cezaevlerindeki yaşanan açlık grevlerine tepkisiz kaldığı, bir sessizlik içinde olduğu…” Bu son derece yanlış. Bundan tam on beş gün önce, Sayın Genel Başkanımızın bilgisi ve talimatıyla ilk incelemeyi Sincan Cezaevinde biz yaptık. Daha sonra, hem de bugün, tam da bugün -BDP grup önerisi bugün öğlen saatlerinde geldi ama- şu anda Veli Ağbaba, Nurettin Demir, Melda Onur ve Aytuğ Atıcı’dan oluşan Cumhuriyet Halk Partisinin inceleme heyeti Bolu ve Kandıra cezaevlerinde bu konuda araştırma yapmaktadır. Arkadaşlarımızın konuya ilişkin tespitleri, önümüzdeki günlerde partimizin yetkili organlarına iletilecek ve bu konuda kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılacaktır.
Ben Cumhuriyet Halk Partisinin Cezaevi Komisyonunda yer alan bir milletvekili olarak açıkça şunu ifade etmek istiyorum: Cezaevi koşulları, 1980 darbesinden sonraki dönemi aratır durumdadır. Yüce Meclisin Adalet Komisyonundan oluşturulan alt komisyonda Cezaevleri İnceleme Komisyonu iktidar partisi eliyle işlevsizleştirilmektedir. Bu yüzden ki muhalefet partileri bu konuda ayrı ayrı heyetler oluşturarak milletvekillerine tanınan haklar doğrultusunda Adalet Bakanlığından izin alıp cezaevlerinde incelemeler yapmaktayız.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak hiçbir bölge ayrımı yapmadan, suçun türünü ayırmadan, suçlunun menşesine bakmadan, KCK’lı ve PKK’lı demeden, Hizbullah hükümlüsü demeden bütün suç örgütlerinin hem tutuklularını hem hükümlülerini cezaevlerinde ziyaret ediyoruz.
Birinci önceliğimiz insan hakları çünkü cezaevi demek, suçlunun cezasını, hürriyeti kısıtlanarak ama seyahat hürriyeti, özgürce yer değiştirme hürriyeti kısıtlanarak ama bunun dışındaki tüm haklarını kullanabileceği bir ortamda kullanmasıdır.
Oysaki bugün Türkiye cezaevlerinde tüm tutuklulara, özellikle de siyasi tutuklulara ağır bir tecrit uygulanmaktadır. Tecrit bir insanlık suçudur, kamuoyuna yaptığımız her türlü açıklamada bunun altını şiddetle çiziyoruz.
Çok açıkça ifade etmek lazım ki, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Cüppeli Ahmet Hoca’yı da ziyaret ediyoruz Yasin Demir’i de, Ogün Samast’la da görüşüyoruz Milletvekili İbrahim Ayhan’la da. Mustafa Balbay’ın da, Engin Alan’ın da, Haberal’ın da ve diğer milletvekillerinin, örneğin Urfa’daki İbrahim Ayhan’ın da yanında olan tek parti Cumhuriyet Halk Partisi ve orada Salih Mirzabeyoğlu da derdini, tasasını, duyuramadığı sesini Cumhuriyet Halk Partisinin bu komisyonu aracılığıyla duyuruyor.
Biz meseleye evrensel hukuk normları, insan hakları, yaşama saygı, cezaevlerinde sağlık sorunları açısından yaklaşıyoruz. Konuştuğumuz her yerde, her tutukluda inanılmaz hak ihlallerini görüyoruz. Örneğin bir tane karaciğer hastasına soruyorum: “Ne ilaç kullanıyorsunuz?” Söylediği ilaç karaciğer tedavisinde altı ay kullanılması gereken, yedinci aydan sonra karaciğer kanserini tetikleyen bir ilaç. Tam altı yıldır cezaevinde bu ilaç kullanılıyor bilgisizlikten, eksiklikten.
Bir cezaevinde Cüppeli Ahmet Hoca’nın sakalı olağan sakalken Osmaniye Cezaevinde ikinci gün tıraş olmamış mahkûm oradaki cezaevi müdürü eliyle doktora, avukat görüşmesine, revire, saz kursuna gitmekten, kütüphaneye çıkmaktan, havalandırmaya çıkmaktan men edilir duruma gelmiş.
Cezaevinde kitap yasağı diye bir şey olmaz. Dışarıdaki kitap yasaksa içeride de yasaktır, dışarıdaki serbest kitaplar içerdedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tespitimiz şudur ki, bazı cezaevlerinde kitapları okuyan, inceleyen ve yasak listesi oluşturan komisyonlar oluşturulmuş. Evet, mevzuatta yeri var, ama o şuna bakacak: Kitabın içine bir tane çakı gizlenmiş mi, kitabın bir sayfası değiştirilerek bir tane firar talimatı var mı? Oysa, BDP Muş Milletvekili Demir Çelik’in yazmış olduğu, bütün milletvekillerine hediye ettiği kitap Osmaniye Cezaevinde yasak. Bunun insan haklarıyla, özgürlüklerle bağdaşır tarafı yok.
Ama çok açıkça şunu söylemek gerekir ki, AKP Hükûmeti döneminde hasta tutuklular açısından çok ciddi sıkıntılar var. İnanır mısınız –inanmayın- açıkça genelgesi var, R tipi cezaevleri oluşturuldu. R tipi. “rehabilitasyon” demek. Yürüyemeyecek, kendi tuvalet ihtiyacını göremeyecek, yatak yaralarından dolayı kemikleri açılmış, derileri açılmış, kemikleri görülen hastaların, artık bunların, bir daha, sağlığına kavuştuktan sonra cezasını çekmek üzere evlerine yollanması, tedavi edilmesi ve hükmün infazına ara verilmesi gerekirken bunlar için özel cezaevi yapılmış. Yatalak siyasi tutuklular var cezaevlerinde, R tipi cezaevlerinde. Bunları görmeden, sanki cezaevlerinde her şey güllük gülistanlıkmış da bu ifade edilen gerekçelerine ve bu siyasi talepler doğrultusunda açlık grevi yapılmasını doğru bulmadığımız meseleye iktidar bunu yöneltiyor ve sanki cezaevlerinde her şey yolundaymış gibi gösteriyor. Bir kere, yolunda değil.
130 bini aştı tutuklu ve hükümlü sayısı yani orası pek çok kentten daha fazla nüfusu olan bir büyük kent hâline geldi. Türkiye’yi bir açık cezaevine çevirdiniz. Bu durum içinde baktığımızda, 2.800 tane öğrencinin tutuklu olduğunu, 100’e yakın gazetecinin tutuklu olduğunu, 8 tane milletvekilinin tutuklu olduğunu dünyaya anlatamıyorsunuz ve bununla ilgili de kim ne söylerse ciddi şekilde sıkıntı duyuyorsunuz.
Ve her türlü özgürlüğün kısıtlandığı bir ortamda “Bu daha ileriye nasıl gidebilir?” diye düşünürken, bu KESK bileşenlerinin 4+4+4’te yaptığı eylemde insanların seyahat özgürlükleri kısıtlandığında, “Bundan sonra ne yapacaksınız daha? demiştik. Bundan sonrası sokağa çıkma yasağı mıdır?
Geçtiğimiz günlerde, Cumhuriyet Bayramı’nın kutlaması için, bu coşkuya Ankara’da ortak olmak için yola çıkmış olanlara İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü emriyle yayınlanan bir gizli genelgeyle engel oldunuz. İlk kez böyle bir şey yapılıyor. Şu yapılıyor: Diyor ki: “Bu insanlar buraya gelecek...” İşte, genelge burada. üzerinde “gizli” ibaresi var. Genelgeyi görmek istedim, daha doğrusu dedim ki: “’Gizli bir emir aldım.’ dediğinde bu ülkeyi polis yönetir. Ey emniyet müdürü, bana bu genelgeyi göster bakalım.” Genelgeyi gördük. Genelgede Cumhuriyet Bayramı’nın kutlamaları bir suç olarak tarif ediliyor “Buraya gidecekler suç işleyecek.” diyor ve suça engel olmayla ilgili devletin haklarından bahisle, mahcup ifadelerle “Aman kardeşim bu insanları sakın ha Ankara’ya yollamayın.” ama bir ricası var Emniyet Genel Müdürlüğünün “Bunu gizli tutun, aramızda kalsın, biz bunun siyasi sorumluluğunu paylaşamayız, utanırız bunu söylemekten.” Diyor. Ondan sonra ne oluyor? Ondan sonra “Ceset torban var mı, selektör yap, uzunlar düzgün yanıyor mu?” deyip o arabalara orada engel olmaya çalışıyorsunuz. Yok, bu, Hükûmet eliyle verilmiş bir emirdir, bunun siyasi sorumluluğunu aslanlar gibi taşımak zorundasınız. Ondan sonra, İzmir’de geliyor beş tane arabayı beş ayrı ilçeye götürüyor, polis biniyor, şoföre “Şuraya çek, buraya çek.” ki insanlar arabalarına ulaşamasınlar, buraya gelemesinler.
Biz, çok Amerikan filmi izledik. Bu da bir Amerikan filmi ama Amerikan filmlerinde olmayan bir şeyi 28’inde gösterdiniz. Amerikan filmlerinde birileri, at hırsızları atları çalar, şerif gider onu yakalar. Sizin elinizde, ilk kez bu filmde bir şerif atı çalıp kaçmıştır arkadaşlar.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.