ÖZEL; "OFLU HOCA FIKRASI" İLE MANİSA MİLLETVEKİLLERİNİ ELEŞTİRDİ

CHP Manisa Milletvekili Özgür ÖZEL'in kuyu sularına sayaç takılması zorunluluğunu düzenleyen Yer altı Suları Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin kanun teklifi dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşüldü.

ÖZEL;

ÖZEL; “OFLU HOCA FIKRASI” İLE MANİSA MİLLETVEKİLLERİNİ ELEŞTİRDİ

CHP Manisa Milletvekili Özgür ÖZEL’in kuyu sularına sayaç takılması zorunluluğunu düzenleyen Yer altı Suları Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin kanun teklifi dün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşüldü.

Özgür ÖZEL’in kuyu suyu sayaçlarının bedellerinin, montajının ve sigortasının DSİ tarafından ödenmesine yönelik Kanun Teklifinin üzerine AKP milletvekilleri tarafından da verilen kanun teklifleri önce Komisyon’da birleştirilerek görüşüldü ve yapılan görüşmeler sonucunda dün Meclis Genel Kurulu’na geldi.

Özgür ÖZEL, vermiş olduğu Kanun Teklifi ile ilgili TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak, AKP milletvekillerinin vermiş olduğu kanun teklifinde ilgili düzenlemenin süresinin 3 yıl değil 1 yıl uzatıldığının altını çizdi ve AKP Manisa milletvekillerini Oflu Hoca fıkrası il eleştirdi.

 

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti; "Teşekkür ederim Sayın Başkan. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Yeraltı Suları Hakkındaki Kanun ile Kamulaştırma Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifleri üzerine söz almış bulunuyorum. Öncelikle, bugün ne yapmaya çalışıyoruz onun altını bir çizmek gerekir. Bugün, 7 Şubat 2011 günü bu Mecliste görüşülen, 25 Şubat 2011’de yasalaşan ve çiftçilerimizin korkulu rüyası hâline gelmiş bir meseleyi, hem de o gün muhalefet partisinin bütün uyarılarına rağmen inat edilerek çıkarılmış bir kanunun yarattığı olumsuz etkileri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. O gün, sağlıksız bir doğum yapmış Parlamento, şimdi onu düzeltmeye çalışıyoruz.

İyi bir yasama, kaliteli bir yasama sağlıklı bir bebeğin dünyaya getirilmesi gibidir. Sağlıklı bir bebek için önce iyi bir doğum öncesi dönem, daha sonra başarılı bir doğum süreci, ardından da kaliteli bir yeni doğan bakımı gerekir. Bunu bir yasanın çıkmasına adapte edecek olursak, bir komisyon sürecini doğum öncesi dönem gibi değerlendirebiliriz. Komisyonda yeterince müzakere, meslek örgütlerinin yeterli katkısı, sivil toplumun katkısı, yeterince ve zaman baskısı olmadan yapılacak görüşmeler ve muhalefetin yaptığı katkılar ve önergelerle iyi bir şekilde yasanın hazırlanması. Başarılı doğum sürecini, bu Genel Kurulda yapılacak olan yeterli müzakerelerle, ehil ellerde ve toplumun tüm kesiminden gelen uyarıların dikkate alındığı iyi bir müzakere ortamı olarak ve doğum sonrası kaliteli bir yeni doğan bakımını da, ikincil mevzuat çalışmaları yani yönetmelik, tebliğ ve genelgeler olarak değerlendirmek lazım. Ama biz bugün bunları konuşuyorsak, dönüp baktığımızda 7 Şubat gününe, o gün Meclis bu süreçlerin hiçbirisin yaşamamış. Neden? “Torba kanun” denen, AKP icadı bir yöntemle mesafe almışız. Komisyonsuz, müzakeresiz, sivil toplumsuz, muhalefeti dinlemeden o gün yasama yapmışsınız yine. İktidar partisine yapılan en önemli eleştiri, yasamadaki özensizlik ve bu acelecilik zaten. O gün öyle yaptığınız zaman aynı, vitaminsiz, yanlış ilaçların kullanıldığı, aceleye gelmiş kötü bir doğum ve doğum sonrası kötü bir süreçle ortaya çıkan bir meseleden bahsediyoruz. Buna tıp aleminde “teratojen” diyorlar yani bir canavar doğurma, evet. Veya Başbakanın deyimiyle, sizlerin anlayacağı deyimle bir ucube ortaya çıkarmışsınız 7 Şubat günü çıkardığımız torba kanunla. Şimdi o ucubeden kurtulmaya çalışıyoruz.

Neymiş o? Herkes “25 Şubatta yayınlandı.” diyor da 7 Şubatta buradan geçmiş. O, 7 Şubat tutanaklarına bir dönün, bakın. Şu kadar, kısaca söyleyeyim; Tacidar Seyhan, partimizin Adana Milletvekili -kulakları çınlasın- diyor ki: “Bu kanun böyle geçerse sanayi kuruluşlarının yapmış olduğu yer altı sularını çekme ve pazarlama işini durduramazsınız.” Dinlemiyorsunuz. “Havza planlaması yapmadan olmaz bunlar.” demiş, dinlememişsiniz. Tacidar Seyhan demiş ki: “Bu kanun çöp olur gider böyle çıkarsa, gelir kendiniz değiştirirsiniz. Yer altı sularını etkin kullanmak için “Eğer düzenleyecekseniz yer altı sularını düzenleyin, destek verelim. Böyle ucube bir iş yapmayın.” O gün Tacidar Bey -kulakları çınlasın- ne dediyse dün AKP adına konuşan sevgili Ali kardeşim onları söyledi. İşte, muhalefetten katkı almazsanız dönüp dolaşıp geleceğiniz yer budur. Cumhuriyet Halk Partisinin yapıcı muhalefet örneği, 2011 Şubatta Parlamento grubunda neyse bugün de budur. Sizin “ben bilirim”ci anlayışınızın vardığı nokta da bugün de açıkça ortadadır. O gün de “Ben bilirim.” demişsiniz, kimseyi dinlememiş, zorla yasayı geçirmişsiniz. Şimdi düzeltmeye uğraşıyoruz. Acaba düzeltiyor muyuz?

Manisa bir tarım kenti. Gün yaklaştıkça tüm çiftçilerin uykuları kaçtı. Telefonların ardı arkası kesilmedi. “Bu taahhüdü imzalarsam diğer taahhüt ihlal cezaları gibi, hapse girer miyim?” diye soran da var -çünkü DSİ taahhütname istiyor şubat sonuna kadar- “Taahhütnameyi imzalamazsam kuyum mühürlenecekmiş.” diye telefonda ağlayan da var. Böyle bir süreci hep beraber yaşadık. Çiftçinin zaten canı burnunda. 2.500 lira parasını sen ver, aleti taktır, 1500 lira diğer masraflar; yok zamanda 4 bin lira istiyorsunuz. “Çalınırsa bir daha taktırılacak.” diyorsunuz. Ovalarda trafo kalmadı. Önce trafoların 8 litre yağını çalıp satıyorlardı, şimdi ovada trafo kalmadı. Siz “2,5 milyarlık şeyi taktır, çalınırsa bir daha yap.” diyorsunuz. İnsaf demekten başka bir şey gelmiyor.
Tabii, köyler ayağa kalkınca, ben bu konuda bir kanun teklifi verince, önünüzde üç tane seçim olunca bir paniktir başladı. Her gittiğimiz köyde bu konuşuluyordu. Manisa milletvekili olarak ben kanun teklifi sundum.
Bu gazete kupüründeki Milletvekilimiz çok saygın bir kişidir, çok severiz ama iktidar partisi milletvekili. Kanun, Komisyonda görüşülmeden dört gün önce, su kuyularına cihaz taktırma zorunluluğu üç yıl uzatıldı. İfadelerini okumayayım ama Orman ve Su İşleri Bakanımızla görüştüm, “Süreyi üç yıl uzattık.” diyor ve Manisa basınında bunu böyle haber servis ediyor. Sırf bu değil, Sayın Tarım Komisyonu Başkanı da, Tarım Komisyonunun bitişiğinde bir değerli Bursa milletvekiline “Daha komisyonda görüşülmeden bütün muhtarlara mesaj çekmişsin ‘Süre uzatılıyor.’ diye. Oldu mu böyle?” diye sitem ediyordu, aynı partinin TarımKomisyonu üyesi. Bunun gerçekten Parlamentoya saygıyla, millî iradeye saygıyla, siyasi etikle bağdaşır bir tarafı yok, bunu açıkça ortaya koymak lazım.Peki, üç yıl mı uzatıldı? Kendi tekliflerinden haberleri yok. Oysaki bir yıl uzatma var, daha sonra da Bakanlar Kuruluna yetki veriyorlar ama diyor ki:”Üç yıl uzatıyoruz.” Neden? Hiç gelmemiş ki komisyona. Burada söylüyorum: Manisa milletvekillerinden, iktidar milletvekillerinden bir tanesi gelmedi komisyona. Oflu Hoca’nın dediği gibi, diyor ya Hoca: “Ya biraz camiye gelin.” diyor “Camiye.” Ölünce geleceksin musalla taşına. Ondan sonra “Nasıl bilirdiniz?” “Nasıl bilelim, görmedik ki adamı.” diyor. Komisyonda görmedik ki adamı bilsin kendi partisi neyi öneriyor.
Ama Manisa’daki çok değerli çiftçilerimize buradan sesleniyorum, lütfen şuna dikkat edin: Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de kanun teklifi verdik, iktidar partisi de kanun teklifi verdi.

 

Bu saatleri zavallı çiftçimiz taktırmasın yok gününde

Bizim verdiğimiz kanun teklifinde diyoruz ki biz: “Bir: Bu saatleri zavallı çiftçimiz taktırmasın yok gününde ama o büyük fabrikalar -Bursa’nın yer altı, ova sularını çekiyor ya, İzmir’in ova sularını çekiyor ya, Manisa’nın, onlar- derhâl taktırsın ama bizimkilerin toplu hâlde alınsın; 12’li büyük saatler olsun; parasını Devlet Su İşleri ödesin.” AKP, Tarım Komisyonunda -birazdan benzer önergeleri burada göreceksiniz- eller havaya reddediyorlar. “Hayır, çiftçi taktırsın.” Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki: “Bu saatleri DSİ taktırdığı gibi DSİ sigortalasın. Çalınırsa neme lazım, neremizden öderiz bu parayı?” İktidar partisi diyor ki:”Hayır, çalınırsa çiftçi yenisini taktırsın.”

Manisalı çiftçi amcalarım, ağabeylerim, dayılarım, teyzelerim; şunu açıkça söylüyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki:“Bu saatler sadece istatistik amaçlı kullanılsın, senin doğru ürüne yönlendirilmen için kullanılsın, vahşi sulamacılık yerine doğru sulama yöntemleri için kullanılsın. Devlet sana yol göstersin, masrafına kendi katlansın.”
Oylamaya sunuyoruz, AKP diyor ki, birazdan da diyecekler: “Hayır, bunlar yapılmasın.” Peki, ne diyor Adalet ve Kalkınma Partisi? ”Bunu şimdi bir yıl erteleyelim.” Başka? “Bakanlar Kuruluna iki yıl daha erteleme yetkisi verelim.”
Başka? Bunu kimin takıp kimin takmayacağına Devlet Su İşleri karar versin. Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki:

“Ey, köylü amcam, köylü dayım; biz diyoruz ki: ‘Çiftçiyi rahatlatalım.’, AKP diyor ki: ‘Biz önümüzdeki seçimleri atlatalım."

Çok açık ve net bir şekilde şunu söylüyoruz: Bu kadar faydalı bir şeyse bu denetim, neden bir yıl sonra, iki yıla erteliyorsun? Çok açık ve net bir şey söylüyoruz: Hastanelerdeki taşeronlara girmek için bile; evine birazcık yakacak, kömür yardımı için bile; kışı geçirmek, çorbayı kaynatmak, fasulyeyi birazcık pişirmek için, yağ için, un için, fasulye için bile AKP’den, AKP’nin üyeliğinden yollar geçmeye başladı. Taşerona girmek için AKP üyeliği şart. Parti devlete doğru gidiyoruz. Şimdi de kimin kuyuya saat takıp, kimin suyuna saat takmayacağını söylemek demek, köy kahvesinde iki tane kasketli amcamın arasına siyaset sokmak demektir.Adalet ve Kalkınma Partisinin köylüyü hiçe sayan bu önergesinin, bu yönteminin tamamen karşısındayız.

Biz, çiftçiden yana önergelerle yüce milletin kürsüsündeyiz.Muhalefet partileri kendilerini ispat etti Komisyonda.Halep oradaysa, arşın burada; işte Manisa milletvekilleri, gözünüzün içine bakıyorum, çiftçiye Manisa’da verdiğiniz sözler doğruysa, hodri meydan, önergeye destek verin, iki sene sonra değil, hiçbir zaman çiftçi bunun parasını ödemesin. Seçimi atlatmayın, çiftçiyi rahatlatın, çiftçiyi! Saygılar sunuyorum."dedi


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.