ÖZDAĞ; "28 ŞUBAT VE DARBECİLERLE HESAPLAŞMA DEVAM ETMELİDİR"

28 Şubat'la ve darbelerle ilgili hukuk sürecinin devam ettiğini kaydeden AK parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ; "28 Şubat süreci bizim ruhumuza musallat olmuştur. 28 Şubatçılara karşı milletimiz sandıkta gereğini yapmıştır.

ÖZDAĞ;

ÖZDAĞ; “28 ŞUBAT VE DARBECİLERLE HESAPLAŞMA DEVAM ETMELİDİR”


28 Şubat’la ve darbelerle ilgili hukuk sürecinin devam ettiğini kaydeden AK parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ; “28 Şubat süreci bizim ruhumuza musallat olmuştur. 28 Şubatçılara karşı milletimiz sandıkta gereğini yapmıştır.

2002, 2004, 2007, 2009, 2011 yıllarında, Cumhurbaşkanlığı referandumunda gereğini yapmış ve yapmaya devam edecektir.   Bundan sonra 28 Şubatlar olmayacaktır. Hiç kimse bizim ruhumuza musallat olmayacak. Hiç kimse milletimizin değerleriyle dövüşemeyecek. Yer değirmenlerine karşı  birileri kalkıp Donkişotluğa soyunmayacaklardır. Yer değirmenleri bizim değerlerimizdir. Ezan susmayacak ve bayrak inmeyecektir. Herkes inandığını inandığı şekilde yaşayacak. Kimse kimseye yasam tarzını dayatmayacağı gibi kimse kimseye inanç tarzını da dayatmayacaktır. Bu ülke hür ve zengin insanların değeri olacaktır. 28 Şubatçılarla ile ilgili hesaplaşma devam etmelidir” dedi.
28 Şubatçılar siyasetçiye karşı toplum mühendisliğine giriştiler 1997’li yıllar ve daha öncesinden itibaren Türkiye’de demokrasiyi askıya almak, demokrasi kültürünü hiçe saymak ve de millet iradesini tanımamak noktasında bazı vesayetçi yapıların Türk devletinin içerisinde var olduğunu kaydeden AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ; “1960 yılında bu yapılar darbe yaptılar. 1955’ten itibaren darbe hazırlığı içerisine girdiler. Başbakanları astılar. Yardımcılarını astılar. Bir siyasi kadronun tamamını cezaevlerine gönderdiler. Bir siyasi kadroyu Yassı ada’da, Kayseri cezaevinde tahkir ve taciz ettiler, adeta hor gördüler. Çok partili hayatı yeniden tek partili hayata dönüştürme çabası içine dönüştürmeye çalıştılar. 1971’de, 1980’de yine darbe yaptılar. Milyonlarca insanın hayallerini, ülkülerini, istikbali, geleceğini çaldılar. Milletin iradesini hiçe sayanlar sandığa inanmayanlar, bunlar bir şey bilmez diyerek siyasetçiyi küçümseyenler post modern bir darbe hazırlığı içerisine girdiler. Özellikle Sayın Erbakan ve arkadaşlarının seçilip iktidar olmasından sonra siyaseti yeniden dizayn etmeye gayret gösterdiler. Bunlar uzun süre siyasetçiye karşı toplum mühendisliğine giriştiler.  Siyasetçi terbiyeciliğine soyundular. 28 Şubat Post Modern darbe döneminde, 1960, 1971 ve 1080 darbelerinde bedenimize musallat olan darbeciler medya ayağı, sermaye ayağı, oligarşik bürokrasi ayağı ile beraber bu sefer ruhumuza musallat oldular. On binlerce insanımızı başörtülü oldukları için ikinci sınıf insan muamelesi yaptılar. Düne kadar kız çocuklarını okutmuyorsunuz diyenler kız çocukları okumaya başlayınca bunlar baş örtülü diyerek öcü muamelesi yaptılar. Kız öğrencileri ikna odalarına aldılar. Üniversiteleri adeta yaşanmaz hale getirdiler. İdeolojilerin, kamplaşmaların, aydınlanmacılık adı altında Marksist-Leninist masonluğun merkezi haline getirmeye çalıştılar. Oysa Üniversiteler bilim yuvalarıydı. Üniversiteler fikirlerin, düşüncelerin çarpışmış olduğu bu çarpışmadan hakikat şimşeğinin doğacağı, her ideolojinin olabileceği, her ideolojinin,her fikrin daha özgür kendini ifade edebileceği bilim yuvaları olmalıydı. Fakat buraları, sokakları, askeriyeyi ve askeriye alanları, devlet dairelerini insanımıza zindan ettiler. Sermayeyi kamplaştırdılar, kutuplara ayırmak istediler” dedi.
Sermayenin kırmızısı, yeşili olmaz 28 Şubat darbesini gerçekleştirenlerin dindar işadamlarını ve şirketlerini yeşil sermaye şeklinde göstermeye çalıştıklarını kaydeden Özdağ; “Sermayenin yeşili, kırmızısı, beyazı olmaz. Sermayedar istihdam yaratıyorsa, ihracat gerçekleştiriyorsa, ithalatı azaltıyorsa kırmızı, yeşil diye ayırmanın mantığı yoktur. Sermaye kutsaldır. Ülkemizin dış borcunu ve cari açığını azaltıyorsa tüm sermayeye kanunlar çerçevesinde kucak açmanız gerekiyor” ifadesinde bulundu.
28 Şubat sürecinin diğer bir yüzü batan bankalardır 28 Şubat sürecinin diğer bir yüzünün de batan bankalar, bankaların boşaltılması ve kara paranın aklanması olduğunu belirten AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ; “28 Şubat sürecinde bankalar boşaltırdı, hayali bankalar kuruldu. Milletin paraları hiç edildi. Buradan Kanarya adalarına, Kıbrıslara ve diğer adalara bankalardan kara para aklamalar başladı. Türkiye’de yaklaşık 50 Milyar Doları Bankalar aldı götürdü. Bu tutarların hepsi bir mali bedel ile karşımıza çıktı. 28 şubatın mali değerinin300 milyar dolar olduğu görüldü. PKK terörünün de hemen hemen bu kadar. Darbeler bizi terörü, sosyal problemleri, kültürel savurmaları kucağımıza bıraktı. 28 şubat post modern darbe bir ayıplı haldir. 28 Şubat demokrasiyi askıya alan, insan hak ve özgürlüklerini tamamen daraltan post modern bir darbeydi. bunu yapanlar bin yıl sürecek diyorlardı ama bir yıl dahi sürmedi. Irmakları yatağının dışında akıtmak mümkün değildir” dedi. Demokrasilerde halkın karar verdiğini ve son sözü sandığın söylediğini ifade eden Özdağ; “Irmaklar er veya geç yatağına akar. Demokraside halk karar verir ve halkın kararı çok önemlidir. Sandık belirleyicidir. Kimin aktör kimin figüran olacağını sandık belirler. Demokraside halk rolleri dağıtır. Birileri rol dağıtmak istedi bu roller ters tepti. Üç büyük imparatorluk kurmuş olan küllerinden Cumhuriyeti doğuran milletin çocukları darbelerle, darbecilerle, vesayetçilerle değil millet iradesiyle, sandıklarla, meclislerle yönetilir. Bu zatlar, cuntacılar,i muhtelis askerler, bu kirli medya ve şantajcı sermayedarlar, oligarşik bürokrasi ve bazı sivil toplum kuruluşları  Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisini kapatmayı dahi göze almışlardı. Bu milletin çocukları darbecilerle değil meclisle demokrasi ile yönetilir. Bu bütün oligarşik gruplar böle ayıplar işlediler. Siyasi yasaklar getirdiler. Adeta toplum mühendisliğine ve adeta siyasetçi terbiyeciliğine soyundular” şeklinde konuştu.

28 Şubat devletimize, milletimize karşı işlenmiş kara bir ayıptır 28 Şubat sürecinin aynı zamanda bir utanmazlık örneği olduğunu kaydeden Özdağ; “28 Şubat milletimize, halkımıza, devletimize karşı yapılmış bir projedir. Bu projenin iç ayağı olduğu kadar dış ayağı da vardır. Bu proje 2001 yılında AK Partinin kurulması ile beraber akamete uğratıldı. O dönemde merhum Muhsin Yazıcıoğlu, Nazlı Ilıcak ve Hasan Celal Güzel gibi kahramanlar çıktılar. Bu kahramanlar; Tankın namlusunu milletine çevirmiş bir orduyu alkışlamam dediler. Daha büyük ayıplar işlenmesine mani oldular. En azından bu insanlara bu işler kanlı olur dikkatli olun ve bu memleketi bölmeye hakkınız yoktur mesajı verdiler. Eğer bir PKK varsa, bir kamplaşma olmuş ise ben bunu 28 Şubata bağlıyorum. O dönemde Hacı Bektaş’a giden dönemin Başbakanı ‘Bir müjdeyle geliyorum İmam hatiplerin orta kısımlarını kapattık’ ifadelerini kullanmıştı. İmam hatipte ne gibi sıkıntılar, tehlikeler görmüş ki bunları söylemişti. Bunları söyleyen dönemin Başbakanı darbeleri araştıran Darbeleri Araştırma Komisyonuna bile gelmedi. İfade vermekten bile kaçındı. Bu şahsın meclise, insan haklarına, özgürlüklere ve milletine saygısı bu. O dönemde yine katsayı adaletsizliği getirildi. Meslek liselerinden, İmam hatipten mezun olan öğrenciler haksızlığa uğradılar. İmam Hatipleri cezalandıracağız diyerek Sanayiye ara eleman yetiştiren Meslek Liselerimizi de cezalandırdılar. Türk ekonomisine, Türkiye’nin ve Türk İnsanının geleceğine, istikbalimize, hayallerimize ve ülkülerimize engel olmaya çalıştılar, ket vurdular. Ama 28 Şubat’la ve darbelerle ilgili hukuk devam ediyor 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum Türkiye’nin önünü açmıştır. Bu bir demokrasi hukuk, yargı miladıdır. Yargı artık kimsenin arka bahçesi değildir. 28 şubat ile ilgili iddianame hazırlıkları devam ediyor. Balyoz, Ergenekon, Sarıkız, Ay Işığı gibi operasyonlarla ilgili bazı insanlar caza aldılar bazıları hala cezaevinde. Hukuk Türkiye’de demokrasiyi askıya almak isteyenlere karşı gereğini yapacaktır. Bunlara karşı sesini yükselten bir millet vardır. Artık tanklar karşısında sessiz kalacağını söylemeyen, milyonlar darbelere karşı yürüyecektir, karşı koyacaktır diyerek demokrasiyi içselleştiren, insan hak ve özgürlüklerini içselleştiren, fikir, teşebbüs ve inanç hürriyetini içselleştiren bir yapı ile karşı karşıyayız.   Ben bundan sonra darbe olmayacağına inanıyorum. 28 Şubatçıların ayıplarını her alanda dile getirmeye devam edeceğim. Eşi baş örtülü olduğu için TSK’dan atılan personel oldu. Yine Atatürkçülükle ilgili bir kermese katılmadı diye bir subayımız ordudan uzaklaştırıldı. Geçmişteki bu ayıplar TSK’ya yakışmadı. TSK bu toprakları korumakla görevli olan şerefli bir yapıdır.  O şerefli yapıya onursuz kişiler zarar verdiler. Bu onursuz kişiler, demokrasiyi içselleştiremeyen,halkını sevmeyen, kendi milletinin ödediği vergilerle general olan, milletinin ödediği vergilerle milletvekili, siyasetçi olan, zengin olan, gazeteci, medya patronu olan bu kişiler milletimizi küçük ve hor görmek istemiştir. Milletimiz sandıkta gereğini yapmıştır. 2002, 2004, 2007, 2009, 2011 yıllarında, Cumhurbaşkanlığı referandumunda gereğini yapmış ve yapmaya devam etmektedir.   Bundan sonra 28 Şubatlar olmayacaktır. Hiç kimse bizim ruhumuza musallat olmayacak. Hiç kimse milletimizin değerleriyle dövüşemeyecek. Yer değirmenlerine karşı  birileri kalkıp Donkişotluğa soyunmayacaklardır. Yer değirmenleri bizim değerlerimizdir. Ezan susmayacak ve bayrak inmeyecektir. Herkes inandığını inandığı şekilde yaşayacak. Kimse kimseye yasam tarzını dayatmayacağı gibi kimse kimseye inanç tarzını da dayatmayacaktır. Bu ülke hür ve zengin insanların değeri olacaktır. 28 Şubatçılarla ile ilgili hesaplaşma devam etmelidir” dedi.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.