ÖĞRETMEN MİSİN? VAY HALİNE!

Bu ülkede öğretmensen eğer, şunlarla karşılaşırsın:

ÖĞRETMEN MİSİN? VAY HALİNE!

 

ASIM USLU- ÖĞRETMEN MİSİN? VAY HALİNE!

 

Bu ülkede öğretmensen eğer, şunlarla karşılaşırsın:

**   Üniversiteyi bitirirsin, sana öğretmen olacağına dair diploma verirler, ama Milli Eğitim Bakanlığı’na öğretmenlik yapmak için başvurduğunda KPSS denilen garabetle karşılaşırsın. Alanının tamamen dışında olan ve meslekte kullanmayacağın bir sürü konudan, alandan soruları yapmaya çalışırsın. Sınavı kazanman da yetmez. Kadro açılmasını beklersin. Şansın varsa, “ataması yapılan öğretmen” sınıfına girersin. **   “Ataması yapılan öğretmenler” muhtemelen sözleşmeli olarak göreve başlarlar. “Ataması yapılmayan öğretmenler de, eğer iş bulabilirlerse, özel okullarda veya dershanelerde sigortasız veya yarı sigortalı, asgari ücretle işçi muamelesi görerek çalıştırılırlar. **   İnsan yetiştirirsiniz ama bir öğrenciye sesinizi bile yükselttiğiniz anda “yetişkin” insanlarla uğraşırsınız. **   Çocuklar ailelerinden çok sizinle vakit geçirirler, yine de tüm veliler eğitim sistemini sizden iyi bilirler! **   Kanunla 2 ay olarak belirlenen yaz tatilinizi, bir Milli Eğitim Bakanı bile “artık 3 ay tatil yapmayacaklar!” diye hem yanlış bilip hem çok görürse, toplumun ayarında bu doğal olarak 4 ayı da bulur, 4,5 ayı da! **   2 hafta, 3 hafta, 4 hafta yıllık izin kullanıp bunu da sahil yörelerinde geçirirken insanlar, sizin gidip “memlekette” geçirdiğiniz “tatiliniz” tüm velilerin çenesini yorar! **   Avrupa’da yaşayan tüm meslektaşlarınız arasında en az maaşı siz alırsınız, o bile göze batar! **   “Bir daha dünyaya gelirsem öğretmen olacağım” sözü dillere pelesenk olur, yıllarca idealizm ve özveri ile yan yana anılmış olan mesleğiniz; değersiz, kolay, herkesin yapabileceği, boş boş oturulup maaş alınan bir iş mertebesine indirgenir. **   İktidar partisinin görüşünü paylaşmıyorsanız, yönetici olma olasılığınız sıfıra yakındır! **   Okul yöneticinizle ters düştüğünüzde, her an soruşturma evrakıyla tanışabilirsiniz.   Yöneticiyle, veliyle öğrenciyle yaşadığınız her tartışmadan siz haksız ve zararlı çıkarsınız. **   Sözleşmeliyseniz, kadro hayalleri kurarsınız... Özel okuldaysanız, daha iyi koşulları bekler durursunuz... **   Milli Eğitim’in tüm birimlerinde siyaset egemen olmasına rağmen, siz siyasetle ilgilenemezsiniz, ikinci bir iş yapamazsınız, sosyal paylaşım sitelerinde bile paylaştığınız bir şey size soruşturma dosyası olarak geri dönebilir! **   Meslek hayatınız boyunca kendinizi yenilemeniz istenir, iyi giyimli ve bakımlı olmanız beklenir fakat bunun için tek kuruş sosyal yardım alamazsınız! **   Yalnızca 24 Kasımlarda hatırlanır, “fedakar-cefakar öğretmenlerimiz!” hitaplarıyla bir güzel gazlanırsınız, ruhunuz okşanıp sonra yine boşlanırsınız.   Hakkınızı aramak için meydana çıkarsanız coplanırsınız! **   Her 2-3 yılda bir eğitim sistemiyle oynanır, sınavlar bir konur bir kaldırılır, size kimse fikrinizi bile sormaz! **   Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de kendi yurdunuzda, evinizden, okulunuzdan, bindiğiniz otobüsten alınıp kaçırılırsınız...   Bir haftada 12 öğretmen PKK tarafından kaçırıldı. Özgürlükleri elinden alınmış durumda. Esir tutuluyorlar.   Bu kaçımızın ruhunu ezdi acaba? Kaçımızın gerçekten yüreğini acıttı? Hangimiz, öğretmenleri geçtim, onların öğrencilerinin yerinde olmak isterdi? **   Hepimiz öğrenci olduk. Birçok öğretmen gördük. Hepimizin hafızasında iyilikle ve şükranla andığımız en az 1 öğretmenimiz vardır. Bu da bizi öyküdeki gibi denizyıldızı yapar! **   5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü...

Tüm öğretmenlerin hak ettikleri değeri görmeleri dileğiyle...

Asım Uslu 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.