'NERDE O ESKİ RAMAZANLAR?'

diye başlayan özlem dolu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı Manisa Ramazan Etkinlikleri. Amaç; bir araya gelmek ve beraberce güzel vakit geçirmekti. Hiçbir siyasi boyutu ya da hedefi yoktu. Çoluk çocuk, genç yaşlı, zengin fakir bu kentte yaşayan herkes, kentin yegane meydanında bir araya gelsin istenmişti sadece.

'NERDE O ESKİ RAMAZANLAR?'

‘NERDE O ESKİ RAMAZANLAR?’

diye başlayan özlem dolu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı Manisa Ramazan Etkinlikleri. Amaç; bir araya gelmek ve beraberce güzel vakit geçirmekti. Hiçbir siyasi boyutu ya da hedefi yoktu. Çoluk çocuk, genç yaşlı, zengin fakir bu kentte yaşayan herkes, kentin yegane meydanında bir araya gelsin istenmişti sadece.   Ramazan ayı vesilesiydi bunun. Kahve bahane, sohbet şahane misali, kurulan sahne vesileydi, programlar vesile. Ramazan Çarşısı çeşni, ahşap evler, macun, pamuk şeker nostaljiydi. Kahvehane olmazsa olmazıydı işin ve gerekliydi mini bir lunapark, şöyle rahatça iki lafın belini kırmak için.   Kentin meydanına toplaşıp yayılalım, isteyen halleşip söyleşsin, isteyen standları dolansın, isteyen çay kahve içip soluklansın. İsteyen bir sandalye çekip sahneyi izlesin. Meydanda şenlik havası essin. Buydu, bütün amaç buydu. Yoksa, meydanlar kentlerin hayatlarında başka ne işe yarar? Halkı çeşitli vesilelerle bir araya toplamak, kaynaşma ve dayanışmaya ortam hazırlamak değilse işlevleri, ne için yapılmışlardır ki?   Malumunuz Manisa, sivil inisiyatifle bir araya gelmek, bir ve beraber olmak, beraberce bir şeyler yapmak ve paylaşmak konusunda ciddi sıkıntıları olan bir kent. Bu sıkıntıyı biraz da olsa hafifletme adına, iyi bir başlangıç ve doğru bir adımdı Manisa Ramazan Etkinlikleri. İyi kurgulanmış bir konseptti.   Hem Ramazan Ayı’nın ruhuna uygun, küskünlerin barışması, insanların kaynaşması, dayanışmanın hatırlanması gibi olguları ön plana çıkarıyor, hem de tarihsel köklerimize gönderme yapıyordu. Unutulmamalı ki, bu halk, 2. Abdülhamit’in istibdat döneminde bile ramazan eğlencelerinden taviz vermemiştir. Direkler arası, Kanto, Gölge Oyunu, Orta Oyunu, Sihirbaz bizim genlerimize işli.   Manisa Ramazan Etkinliklerinde, bu nedenle sahne programlarında, geleneksel eğlencelerimizin gerek klasik, gerek modernize edilmiş, günümüze uyarlanmış şekillerine yer verilirdi. Her yaş, her zevk ve beğeniye hitap eden gösteri, söyleşi, dinleti ve konserler düzenlenirdi. Standlar rengarenk ışıklarla süslenip, tam bir görsel şölen yaratılırdı. Atlıkarınca döner, meydan ışıl ışıl, cıvıl cıvıl bir şenlik alanına benzerdi. ‘Nerde o eski Ramazanlar?’ cümlesini bu kez yakın geçmiş için kuruyorum. Çünkü bu sahneler sadece 2-3 yıl öncesine ait.   Ne zaman ki o meydana, mütevazı atlıkarınca yerine, dev bir kamikaze geldi, ne zaman ki ahşap kahvehane yerini, çay ocağına bıraktı, ne zaman ki standlar, sadece ticari kaygılarla satıldı, işte o zaman büyü bozuldu. Güzel ve değerli olan her şeyi paraya tahvil etme yaklaşımı, belki ekonomi bilimi için geçerli bir doğrudur, ama sosyoloji bilimi için değil. Çünkü 2 yıl önce bu işi bu şekle dönüştürenler o yıl para kazanmışlardır belki ama 2 yıl sonra bugün, Manisa kaybetti. Sonuçta iyi planlanmış, emek verilerek var edilmiş ve 7 yıl süreyle yaşatılmış bir güzellik bugün yok. Nerdeyse İstanbul Feshane kadar ses getiren Manisa Ramazan Etkinlikleri tarihe karıştı. Manisalıyı iftar sonrası buluşturacak bir vesile kalmadı. Çocuklarımızın hafızalarına Ramazana dair güzel anılar serpiştirebilme imkanından yoksunuz.   ‘Her güzel şey gün gelir biter’ deyip geçiştiremiyorum konuyu. Bu nedenle bu yazıyı yazdım. Niyetim suçlu ya da sorumlu aramak değil. Şu her şeyi paraya endeksleyen anlayışı sorgulamak amacım. Sorgulamak istiyorum, çünkü bir geleneği 473 yıl süreyle yaşatabilmiş bir kentin çocuğuyum. Bizden önceki nesiller de Mesir’i geçiştiriverselerdi, gelenekselleşme sürecine girmiş bir güzelliği haklı ya da haksız bir takım sebeplerle ‘hadi canım bu senede yapmayıverelim’ deselerdi bugün Manisalılığımızdan önemli bir öğe eksilmez miydi sizce?   Lafın özü; Beraberce var ettiğimiz, yaşadığımız ve yaşattığımız güzelliklere sahip çıkmamız gerek.      

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.