MANİSA 8 EYLÜL'Ü VALİSİZ KUTLAYACAK

Manisa'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 89.yıldönümü kutlamaları bu yıl ilginç bir tesadüfe sahne olacak. Vali Güvenç Manisa'dan ayrıldığı için, Yeni Vali de henüz Manisa'ya gelmediği için kurtuluş şenliklerinde Vali olmayacak.

MANİSA 8 EYLÜL'Ü VALİSİZ KUTLAYACAK

MANİSA 8 EYLÜL’Ü VALİSİZ KUTLAYACAK  

Manisa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 89.yıldönümü kutlamaları bu yıl ilginç bir tesadüfe sahne olacak. Vali Güvenç Manisa’dan ayrıldığı için, Yeni Vali de henüz Manisa’ya gelmediği için kurtuluş şenliklerinde Vali olmayacak.    Manisa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 89.yıldönümü nedeniyle her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Bu yıl geçmiş yıllardan farklı olarak kurtuluş şenliklerinde Vali olmayacak. Vali Güvenç Manisa’dan ayrıldığı için, Yeni Vali Halil İbrahim Daşöz de henüz Manisa’ya gelmediği için kurtuluş şenliklerinde Vali olmayacak. Bu görevi vekaleten Vali Yardımcısı Necmettin Yalınalp yürütecek.     MANİSA 89 YIL ÖNCE KURTULDU M.Ö. 1200 yıllarında Magnesia adıyla kurulmuş olan, daha sonra Etiler, İyonlar, Frigyalılar, Lidyalılar, İranlılar, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslar, Saruhanlılar ve Osmanlıların üzerinde yaşadığı dünyanın en güzel şehirlerinden birisidir Manisa. Osmanlılar döneminde şehzadeler şehri olan Manisa, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra en karanlık günlerini yaşar. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e asker çıkarır ve İzmir’i işgal eder
İşgalin en acı yönü, yıllarca ekmeğimizi paylaştığımız, kendimizden birisi olarak bildiğimiz vatan hainlerinin Yunan bayrakları ile Yunanlıları karşılamalarıdır.
Bu vatan hainleri, yüzlerce yıl rahat ve huzur içinde bizimle yan yana ve kardeşçe yaşadıktan sonra, Yunan ordusunun gelişi ile canavarlaşarak, Yunanlılarla ile iş birliği yapan, silahsız Türk halkının boğazına sarılan, binlerce masumu insafsızca katleden, insanlıktan nasibini almamış yaratıklardır.
İzmir’in işgalinden sonra Urla, Çeşme Torbalı ve Menemen’in işgali ile Yunanlıların Manisa’ya yöneleceklerini sezen, başta Manisa Müftüsü Âlim Efendi olmak üzere vatanseverler halkı muhtemel Yunan işgaline karşı direnmeye çağırır ve şehrin savunulmasını ister.
Yunan kralı Venizalos’un iş birlikçisi olan en büyük vatan hainlerinden mutasarrıf Giritli Hüsnü Bey (Hüsnüyadis) halka, Kuşadası Metropilidi'nden (Hıristiyanlıkta bir bölgenin tüm kiliselerinden sorumlu piskopos veya başpiskopos.) aldığı haberlere dayanarak Yunanlıların Manisa' yi işgal etmeyeceklerini söyler. İngiliz mümessili de, tasalanmaya gerek olmadığını, çünkü Manisa'nın işgal bölgesi içinde bulunmadığını iddia eder.
Mutasarrıfın tutumu ve İngiliz temsilcisinin telkinleri, büyük halk kitlesinin onların tarafına geçmesine sebep olur. Bu yüzden Manisa'nın savunulması hususunda gerekli tedbirler alınmaz.
Hâlbuki Manisa’nın silah deposunda çok miktarda top, silah ve cephane vardır. Bunlarla şehrin savunulması pek âlâ mümkün olabilirken Yunanlıların Manisa' ya doğru ilerledikleri duyulduğu vakit, depodaki silahların kullanılması bir yana, bunların Hüsnüyadis tarafından toplanarak Yunanlıların eline geçmesi sağlanmıştır.
Deyim yerindeyse Manisa altın tepsi içinde Yunanlılara peşkeş çekilmiştir. (25 Mayıs 1919)
İşgalden önce 45 000 kadar olan Manisa’nın Müslüman nüfusunun, Manisa’nın kurtuluşundan sonra 15 000’e düştüğü görülür. Savunmasız bir şekilde düşmana kurbanlık kuzu misali teslim edilen Manisa halkı esaslı bir direniş gösterememekle beraber özellikle ilçe ve kasabalarında düşmana kan kusturan kahramanlık destanları yazılır.
Savunmasız Manisalılardan 3500 kişi yakılmak suretiyle, 855 kişi de kurşunlanarak katledilir. Yunanistan’a götürülen 4500 Müslüman Türk’ten haber alınamaz.
3 yıl 3 ay 13 günlük işgal süresince 10 700 ev, 13 cami, 2449 dükkân, 35 han, 7 hamam, bir çiftlik, 26 bağ evi,1740 köy evi yakılmıştır. (Bu arada insan onuruna yakışmayacak hakaretlere maruz kalan kadın, çocuk ve yaşlıların durumunu anlatmaya kelimeler kifayet etmez.)
5 Eylül 1922 akşamı Yunan taburları, ilk adımda Malta semtini ateşe verir. Halk, bu yangını güçlükle söndürür. Aynı günün akşamı kışla, 6 Eylül sabahı da çarşı ateşe verilir.
Yunanlılar, bizzat işgal komutanı Bagorci'nin emri üzerine Hükümet konağını da ateşe vererek Manisa'dan ayrılırlar.
Çareyi Spil dağına kaçmakta bulan halk, uykusuz ve perişan bir durumda dağda saklanarak canını kurtarır.
Tam bir asayişsizliğin hüküm sürdüğü şehirde yağmacılık, ırza geçme olayları had safhaya varır.
Türk ordusu Manisa’ya girdiğinde yakılmış, yıkılmış, talan edilmiş, tüm maddi varlığı yok edilmiş ve enkaza dönmüş bir manzara ile karşılaşır.
Geçtikleri yerlerdeki şehir, kasaba ve köyleri baştanbaşa ateşe veren ve halkının çoğunu, camilere ve evlere doldurarak yakıp kül eden, insan onuruyla bağdaşmayan her türlü rezilliği sergileyen Yunanlılar, çok sayıda silah, cephane, araç ve gereçlerini Anadolu’da bırakarak, binlerce evladını bir hayal uğruna Anadolu topraklarına gömerek topraklarımızı terk eder.
Ulucami'yi kilise haline getirmeye çalışan ve mezalimin elebaşlarından olan Manisa Metropoliti yakalanarak yargılanır, üç ay sonda da asılarak idam edilir. Manisa’yı yaktıran Albay Bagorci, 9 Eylül'de İzmir' de esir alınır.
Hüsnüyadis, Manisa işgal edilmeyecek diyerek halkı oyalayan ve işgalcileri törenle karşılayan bir soysuzdur.
Bu kişi, 8 Eylül 1922’de Yunan güçleri ile birlikte Manisa’yı terk eder ve Yunanistan’a gider. Hüsnü olan ismi Hüsnüyadis’e dönüşür. Yunan istihbaratının emrine girer. Yunan Milli Bankasından maaş alır. Arkasından, üçte ikisi yanmış ve enkaz haline gelmiş bir Manisa bırakır.        

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.