KUR'AN KONFERANSINA BÜYÜK İLGİ

Kur'an'la Uyanış" konferansında konuşan Eğitimci Yazar Ramazan Kayan, İslam'ın şahıslara şahsiyet kazandırmak için geldiğini söyledi.

KUR'AN KONFERANSINA BÜYÜK İLGİ

KUR’AN KONFERANSINA BÜYÜK İLGİ

Kur’an’la Uyanış” konferansında konuşan Eğitimci Yazar Ramazan Kayan, İslam’ın şahıslara şahsiyet kazandırmak için geldiğini söyledi. 

Kur’ani Hayat Dergisi Manisa Temsilciliği tarafından Şelale Plaza’da Eğitimci Yazar Ramazan Kayan, “Kur’an’la Uyanış” konferansı verdi. Konferans öncesi Sultan Cami İmam Hatibi Hafız Cemil Tonbak, Kur’an Tilaveti okudu.

İslam’ın şahıslara şahsiyet kazandırmak amacıyla geldiğini söyleyen Ramazan Kayan, “Her insan aynı zamanda bir şahıstır. Ancak her şahıs bir şahsiyet değildir. İnsan şahıs olabilir. Ancak şahsiyet sahibi olması çok kolay değil. Müslüman şahsiyetler noktasında ciddi bir kırılmanın olduğunu görürüz. O zaman şahıs ile şahsiyet arasında farkın ne olduğunu çok iyi bilmek lazım. Kuran’ın geldiği ilk nesil, Arabistan çöllerini cahiliye bataklığı içerisinde yüzen bedevileri, medeni yapan Kur’andır. Haramileri sahabe kılan Kur’andır. Eşkıyayı evliya yapan Kur’andır. Düne kadar insanların canını ve malının vahiyle şahsiyet kazandıktan sonra yolda yürürken çiçekleri ezmemek için dikkatli yürümeye başladılar. O günkü Vahiy bu günde aynı özelliğe, aynı potansiyele sahip. Aynı Kur’an insanları aynı şahsiyete taşımıyor. Sorun Kur’an’da mı yoksa muhatap olan insan da mı? Bunu sorgulamak lazım” dedi.

Şahıs ile şahsiyet arasındaki farktan bahseden Kayan, “Şahsiyet özne olandır, şahıs nesne kalandır şahsiyet aktif olan, şahıs pasif kalandır. Şahsiyet belirleyen, şahıs belirlenendir. Şahsiyet yük alandır, şahıs yük olandır. Şahsiyet çığır açandır. Şahsiyet tarih yazandır, şahıs tarih olandır. Şahsiyet ezber bozandır, şahıs ise ezber olandır. Şahsiyet adam gibi adamdır, şahıs gölge adamdır, kopya adamdır. Şahsiyet kendine ait bir aklı ve yüreği olandır. Türkiye’de dünyada insan eğitimiyle ilgilenen, tebliğ, davet çalışması yapan, medrese gayretleri olan bütün İslam’ı yapıları iki başlık altında inceleriz. Bir Müslüman şahıslar yetiştirenler, bir de Müslüman şahsiyetler yetiştirenler. Bu başlık altında bütün İslami yapıları değerlendirebilirsiniz. Saygın dava adamları olan Müslüman şahsiyetlere ihtiyacımız var. Ümmet şahsiyeti zedelendikten sonra 150 yıldır sömürgeci güçlerin zulmü ve baskısı altında güçsüz, bitkin bir vaziyettedir” dedi.

Şahıs olarak yetişenlerin her zaman sürünmeye, ezilmeye mahkum olduğunu kaydeden Ramazan Kayan, “Ne muhalefet etmensi, nerede konuşmasını bilir.  Dünyada 2 milyara yaklaşan şahıslar var. Sanki şahsiyet kıtlığı yaşıyoruz. Müslüman şahsiyetler olarak yeryüzüne ağırlığını koyacak. Halkın ayağa kalkması için idare ortaya koyanlara, davası olanlara şahsiyet diyoruz. Eylemsiz, hedefsiz şahıslar çok. Yeni bir dünya inşa edecek güzel şahsiyetlere ihtiyaç var. Rabbim bu yolda yolumuzu açık eylesin” dedi.

İslami şahsiyetleri inşa etmek için belirli etkenlerin olmasını gerektiğini söyleyen Kayan, “İlk olarak tespit edeceğiz. Neyi neye göre tespit edeceğiz bunu çok iyi bilmeliyiz. Neye doğru, neye yanlış diyeceğiz. Referansımız kim olacak. Hangi değerlerden hareketle doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğiz. Herkesin kendine göre aldığı bir referans, bir kaynak vardır. Doğruları tespit etmek için insanlar geleneksel, toplumsal, bilimsel, deneysel, rasyonel, yasal, evrensel, sayılar, seküler tespitlerden birini referans kullanır.  Müslüman şahsiyetin oluşumunda bütün bunları önümüze koyacağız. Kur’an ve sünnete uyan kabulümüz, örtüşmeyenleri ise kimden gelirse gelsin elimizin tersiyle iteceğiz. Allah ve Resulünün onaylamadığı hiçbir doğru, hiçbir tespitler bizim olamaz. Sünnet ve Kur’an’a uymayan hiçbir şeyin geçerliliği yoktur. Bizim için kesin bağlayıcı Allah ve Resulüdür” dedi.

Hira Nur Dağı’nda ilk vahinin indiğini belirten Eğitimci Yazar Ramazan Kayan, “Doğrularımızı tespit etmede bizim kriterimiz Hira Dağı kriterleridir. Ama dikkat ediniz, Roma kriterleri, Kopenhag, New York, Ankara kriterleri demiyorum,  Hira kriterleri diyorum. Onun için Hira uyum yasalarını hemen devreye sokmalıyız. Hira kriterlerini güne, çağa taşımamız lazım. Onun için ilk önce tespit etmemiz lazım. Tespitten sonra tercih yapmalıyız. Şayet doğru tercihleriniz bir tercihe dönüşmüyorsa onlar sadece teorik bilgi olarak kalır. İslam bir tercihdir. Ancak tercihlenen değil, aziz bir tercihdir. Bu tercihin bir bedeli var. Neyi tercih ettiğimizi, kimi kime tercih ettiğimizin farkında olmalıyız. İslam tercihini göz önüne aldığımız zaman ilk tercihimiz La İlahe İllallah olmalıdır, yani Allah’ı tercih etmektir. Tüm ilahları ret ediyoruz.  La İlahe İllallah, benim Allah’tan başka tercihim yok. Rableşen, putlaşan, ne kadar sistem varsa hepsini elimizin tersiyle itiyoruz. Tek tercihimizi Allah’dır. Hiçbir tercihe benim bu tercihimin önüne geçemez.  Bütün tercihler de bu terciye göre anlam kazanır. İlk tercikte sıkıntı, bulanıklık varsa ondan sonraki bütün tercihlerde anlamsızlaşır” diye konuştu.  


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.