KULA'YA JEOPARK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ KURULACAK

Manisa'nın Kula ilçesine, Celal Bayar Üniversitesi tarafından Jeopark Araştırme ve Uygumla Merkezi (JARUM) kuruluyor. JARUM kurulumu öncesi gerekli ön inceleme raporunu hazırlayan Jeopark Uzmanı Erdal Gümüş, Jeoparklar ile ilgili bilinmesi gerekenleri, merak edilenleri ve Kula'ya neden bir Jeopark Araştırma ve Uygulama Merkezi kurulması gerektiğini anlattı.

KULA'YA JEOPARK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ KURULACAK

KULA'YA JEOPARK ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ KURULACAK

Manisa'nın Kula ilçesine, Celal Bayar Üniversitesi tarafından Jeopark Araştırme ve Uygumla Merkezi (JARUM) kuruluyor. JARUM kurulumu öncesi gerekli ön inceleme raporunu hazırlayan Jeopark Uzmanı Erdal Gümüş, Jeoparklar ile ilgili bilinmesi gerekenleri, merak edilenleri ve Kula’ya neden bir Jeopark Araştırma ve Uygulama Merkezi kurulması gerektiğini anlattı. 
Gümüş yaptığı açıklamada, “Bilgi toplumuna dönüşmekte olan Türkiye’nin uluslararası arenada rekabet gücü her geçen gün artmaktadır. Bu hedef doğrultusunda spesifik alanlarda nitelikli araştırmacıların yetiştirilmesi, ülkemizdeki bilimsel hareketliliğin artırılmasının yanında küresel araştırma ağlarına entegrasyonu sağlamak için ulusal veya bölgesel öncelikli tematik konularda çok disiplinli ve uygulamalı AR-GE faaliyetleri düzenlemek üzere Araştırma ve Uygulama Merkezleri kurulmaktadır" dedi.
Gümüş, şöyle devam etti: "Kurulması önerilen Jeopark Araştırma ve Uygulama Merkezi ön çalışması kapsamında Türkiye’de yer alan 103 devlet üniversitesinde hali hazırda kurulu 962 Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kuruluş amacı, çalışma alanı ve yapılanması tetkik edilmiştir. Buna ek olarak T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından 2010 yılında yayınlanan Üniversite ve Kamu Kurumları ve Araştırma Merkezleri raporunda yer alan 151 Tematik İleri Araştırma Merkezi tetkik edilmiştir. Bu incelemeler neticesinde doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye’nin yer mirası (earth heritage) ve Jeoparklar konusunda araştırma yapan hiçbir merkeze rastlanmamıştır. Buna karşın kültürel mirasın ve biyololojik rezervin korunmasına yönelik yerel veya ulusal ölçekte faaliyet gösteren tematik Araştırma ve Uygulama Merkezleri bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak biyolojik rezerv alanında ulusal ölçekte araştırmalar yapan AK-BİYOM: Akdeniz Üniversitesi Biyolojik Çeşitlilik Araştırma ve Uygulama Merkezi) ve Dokuz Eylül Üniversitesi Fauna Flora Araştırma Merkezi örnek gösterilebilir. Benzer biçimde yerel/lokal ölçekli doğal/biyolojik kaynakların araştırılmasına yönelik Kafkas Üniversitesi Kuşbilim ve Uygulama merkezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornitolojik Araştırma Merkezi örnek olarak verilebilir. Yine Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde yer alan Arkeometri Uygulama ve Araştırma Merkezi Arkeoloji ulusal kültürel mirasın araştırılmasına yönelik araştırma merkezlerine örnek verilebilir.”

JEOPARK, JEOSİT VE JEOTURİZM NEDİR?
Jeopark Uzmanı Erdal Gümüş açıklamasında, “Jeopark, Joesit ve Jeoturizm” kavramlarını şu şekilde açıkladı: " Jeoparklar öncelikli olarak yer mirası (earth heritage) özelliği taşıyan jeolojik, jeomorfolojik veya paleontolojik değerlerinden ötürü bilimsel, estetik veya eğitsel nitelikleri bakımından yerel, ulusal veya uluslararası öneme haiz mutlak sınırları belli, şeffaf bir yönetime sahip doğa koruma alanlarını ifade eder. Jeositler yer kürenin geçmişini ve geçirmiş olduğu safhaları anlamaya yönelik muhtelif süreçlerin belirgin ve karakteristik temsilcisi olan, etraflarından kolayca ayırt edilebilir, yeryüzü şekilleri veya yapılardır. Jeoparklarda doğan yeni bir doğa turizmi kavramı olan Jeoturizm doğal ortamlara, jeolojik ve jeomorfolojik oluşumları görmek ve tanımak için yapılan seyahatleri ifade eder. Doğaya nispeten daha az rahatsızlık veren turizm tipidir ve sürdürülebilir yerel kalkınma için önemli bir kaynaktır."

AVRUPA JEOPARKLAR AĞI
Gümüş, "yeni bir doğa koruma kavramı olan Jeoparklar 2000 yılında Avrupa Joparklar Ağı’nın (European Geoparks Network) vücut bulmuş oldu. Kurum Avrupa sınırları içerisindeki Jeoparkların tescili ve koordinasyonundan sorumludur. Avrupa sınırları dışındaki sahalarında Jeopark olabilmesi için 2004 yılında UNESCO Avrupa Jeoparklar Ağı’nın şemasını kendine adapte ederek dünya üzerindeki tüm Jeoparkların bir üst şeması olacak şekilde Küresel Jeoparklar Ağını (UNESCO Global Geoparks Network) ağını kurdu. Kurum Küresel ölçekte jeoparkların tescili ve koordinasyonundan sorumlu bir şemsiye görevi görmektedir” dedi.

JEOPARKLAR BAKIMINDAN TÜRKİYE’DE MEVCUT DURUM
Jeopark Uzmanı Gümüş, “Yeni bir doğa koruma kavramı olan Jeopark statüsü uluslararası kabul gören bir kalite sertifikasıdır. Kuruluşlarından günümüze geçen 12 yılda Avrupa’da sayıları 54’e, küresel ölçekte ise 90’a ulaşmasına rağmen, ülkemizde halen Avrupa Jeoparklar Ağı (EGN-European Geoparks Network) veya Küresel Jeoparklar Ağı (Global Geoparks Network) tarafından tanınan bir Jeoparkın olmayışı bu yeni doğa koruma ve alan yönetimi kavramının Türkiye’ye entegrasyonunda geç kalındığının en belirgin işaretidir. Türkiye’nin Jeopark sahibi olmada geç kalmasının en büyük nedeni birleştirici bir yapının olmamasından ötürü yapılan çalışmaların dağınık ve verimsiz olmasıdır. Türkiye’deki Jeopark çalışmalarına önderlik etmek üzere bir takım sivil toplum (JEMİRKO) ve kamu (TUJEMAP) girişimleri olmuşsa da yanlış planlama ve nitelikli personel yetersizliğinden ötürü bu girişimler beklenen başarıya ulaşamamıştır. Şimdilerde muhtelif araştırmacılar tarafından pilot sahalarda (Çamlıdere/Ankara, Narman/Erzurum, Kula/Manisa) yerel yönetimlerce desteklenen büyük ölçekli uygulama çalışmalarına başlanmıştır” diye konuştu.

"JEOTURİZM İMKANLARINDAN MAHRUM KALIYORUZ"
Erdal Gümüş, açıklamalarına şöyle devam etti: “Ülkemizde pek çok potansiyel Jeopark sahasına sahip olmasına karşın henüz uluslararası geçerliliği olan tescilli bir sahamız bulunmamaktadır. Jeopark statüsünden mahrum olan bu sahalar yeterince korunamamakta ve pek çoğu kapasitelerinin çok üzerinde amaç dışı kullanıma maruz kalmaktadır. Jeopark ilan edilmemiş sahalar önemli bir kırsal sosyo-ekonomik kalkınma aracı olan Jeotuzim imkânlarından da mahrum kalmaktadırlar. Bunların da ötesinde artık siyasetinde varlığını iyiden iyi hissettiren ülkemiz için uluslararası geniş kabul görmüş bir topluluk içerisinde yer almaması, söz sahi olmaması stratejik bir boşluk doğurmaktadır. Sonuç olarak ülkemizin tescilli Jeoparklara sahip olması doğal mirasın korunması, sosyo-ekonomik yerel kalkınma ve uluslararası prestij bakımından büyük önem arz etmektedir. Manisa Celal Bayar Üniversitesinde kurulması önerilen “Jeopark Araştırma ve Uygulama Merkezi” ülkemizde yapılacak Jeopark çalışmaları için bir üs görevi üstlenecektir.”.
Gümüş, “Jeoparklar ve yer mirası haricinde diğer tüm ulusal ve uluslararası öneme sahip doğal kaynaklara yönelik araştırma merkezleri yer almaktadır. Nevşehir Üniversitesi bünyesindeki Kapadokya Araştırma Merkezi ve Iğdır Üniversitesi bünyesindeki Ağrı Dağı Araştırma ve Uygulama Merkezi buna örnek olarak gösterilebilir. Türkiye’nin en genç volkanik sahalarından birisi olan Kula volkanik aşınma ve birikme süreçlerine ait en karakteristik yeryüzü şekillerine ev sahipliği yapar. Yerleşme tarihi antik Lidya medeniyetine dek uzanan Kula’da doğal ve jeolojik miras öğeleri iç içe geçmek suretiyle ayrı bir önem taşır. Fosilleşmiş prehistorik insan ayak izi sahaya aynı zamanda paleoantropolojik değer katmaktadır. Yunus Emre ve Tabduk Emre’nin mabetlerinin bulunduğu evliyalar diyarı Kula; arkeolojik, paleontolojik, jeolojik, tarihi, kültürel ve dini bakımdan yerel, ulusal ve uluslararası öneme haiz zenginliklere sahiptir. Halihazırda Kula Belediye’nin desteğiyle Türkiye’nin ilk tescilli Jeoparkı Kula Volkanik Jeoparkı’nın yanı başındaki Manisa Celal Bayar üniversitesinde öncelikle bu eşsiz doğal mirasın korunması ve sürdürülebilir kullanımının planlanması ve bu planların uygulamasını üstlenecek bir araştırma merkezinin kurulması yararlı olacaktır” dedi.
Jeopark Uzmanı Erdal Gümüş yaptığı açıklamada “Jeopark Araştırma ve Uygulama Merkezi”nin amaçlarından bahsetti, şunları söyledi: "Manisa Celal Bayar Üniversitesi'ne kurulacak Jeopark Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin yerel, ulusal ve uluslararası ölçekteki amaçları şunlardır; Kula ilçesinde kurulmakta olan Volkanik Jeopark’ın yönetim ve planlamasında yer almak, yer mirasının korunması ve sürdürülebilir kullanımına yönelik merkez bünyesinde geliştirilen materyal ve yöntemlerin pilot uygulamalarını yapmak. Kula Volkanik Jeopark sahasında çeşitli kademedeki öğrenciler için gezi programları ve saha eğitimin faaliyetleri organize etmek. Kula Jeoparkı kapsamında Jeopark kavramının toplum tarafından kabul görmesi ve benimsenmesi için söyleşiler, etkinlikler düzenlemek, kitap harita, bülten gibi yayınlar yapmak. Türkiye’nin Jeopark potansiyelini ortaya koymak ve ileriye yönelik yeni sahaların stratejik planlarını yapmak üzere ulusal jeosit envanterinin çıkarılması. Kataloglaman jeositlerin bir veri tabanına aktarılarak takibinin yapılması. Jeopark alanında çalışan bilim adamlarının entegrasyonunu sağlamak için akademik faaliyetler (konferans, çalıştay) organize etmek. Araştırma Merkezi bünyesinde Jeopark alanında Yüksek Lisans ve Doktora öğrencisi yetiştirmek. Jeoparklarda müze ve saha rehberi (museum guide / field guide / park ranger) olarak istihdam edilecek kişilere özel uzmanlık kazandırmaya yönelik sertifikalı eğitim ve öğretim programları düzenlemek. Türkiye’nin zengin yer mirasının hak ettiği değeri bulması için uluslararası bilimsel toplantılarda temsil etmek, tanıtmak. Jeoparkların mevcut işleyişi ve geleceğiyle ilgi kararların alındığı toplantılara katılmak ve buralarda ülkenin çıkarlarını savunmak. Yurt dışı toplantılarına katılmak ve yabancı jeoparkları ziyaret etmek suretiyle gelişmeleri Türkiye adına takip etmek. Düzenli olarak yapılan uluslara arsı etkinliklere (Avrupa Jeoparklar Ağı Toplantısı) ev sahipliği yapmak."

JEOPARK UZMANI ERDAL GÜMÜŞ KİMDİR?
Gümüş, son 12 yıldır doğa koruma, 2005’den beri bir fiil Jeopark ver yer mirası araştırmalarını yoğunlaşmıştır. Araştırmacının Çamlıdere Fosil Ormanı’nı (Ankara) konu alan yüksek lisans tezi (2008) bu konuda Türkiye’de yayınlanmış ilk tez olma niteliğindedir. 2009 yılında OMÜ’deki asistanlık görevinden ayrılan araştırmacı Erdal Gümüş Jeopark kavramının fikir babası, Avrupa Jeoparklar Ağı’nın kurucusu ve koordinatörü, Lesvos Taşlaşmış Orman Jeoparkı ve Doğa Tarihi Müzesi müdürü ve Yunanistan Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü Başkanı ve öğretim üyesi Doç Dr. Nikolas Zouros danışmanlığında Jeopark doktorasını bitirmek üzerdir.
Doktora öğreniminin yanı sıra toplamda 5 yıllık bir süredir Lesvos Taşlaşmış Orman Jeoparkı Doğa Tarihi Müzesi (Natural History Museum of the Lesvos Petrified Forest Geopark) bünyesinde müze rehberi, saha rehberi, yurt dışı sergi sorumlusu, araştırmacı gibi pek çok aşamada aktif görev almıştır.
Araştırmacı Doğa koruma, Jeoturizm ve alan yönetimi hususunda Fransa, İtalya, Japonya ve Yunanistan’da düzenlenen yoğunlaştırılmış tematik eğitim kurslarından sertifika almıştır.
Japonya’dan Fransa’ya ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulmuş ve yayınlanmış 24 bilimsel makalenin yanı sıra Bilim ve Teknik Dergisi ve Mavi Gezegen gibi popüler bilim dergilerinde de Jeoparklarla ilgili yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.