KOOPERATİFLERİN GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI

'Türk Kooperatifçiliğinin dünü ve bugünü ile Tarımda sulamanın önemi ve sorunları' sempozyumu Kemer Mimak Limra Hotel'de başladı. Toplantıda kooperatiflerin geleceğiyle ilgili endişeli sürece dikkat çekildi.

KOOPERATİFLERİN GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI

KOOPERATİFLERİN GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI      

‘Türk Kooperatifçiliğinin dünü ve bugünü ile Tarımda sulamanın önemi ve sorunları’ sempozyumu Kemer Mimak Limra Hotel’de başladı. Toplantıda kooperatiflerin geleceğiyle ilgili endişeli sürece dikkat çekildi.    FOTO GALERİ İÇİN TIKLAYIN    TÜS-KOOPBİR ve SuBirDer tarafından organize edilen Sempozyuma DSİ Genel Müdürü Akif Özdaldı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Arazi Islahı ve Sulama Daire Başkanı Ümit Bingöl, CHP Genel başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, Türkiye Sulama Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı (TÜS-KOOPBİR) Halis Uysal, Sulama Birlikleri Derneği (SuBirDer ) Genel Başkanı Mehmet Ergücen, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Genel Başkanı Muammer Niksarlı ile sulama birlik ve kooperatif başkanları katıldı. Törende açılış konuşması yapan TÜS-KOOPBİR genel başkanı Halis Uysal, 2012 yılının Dünya Kooperatifçilik Yılı olarak ilan edildiğini hatırlatarak, kooperatiflerin strateji belgeleri konusundaki sorunlarına işaret etti. Sulama Birlikleri ile ilk kez bir araya gelerek sempozyum düzenlediklerini vurgulayan Uysal, şunları söyledi: ''Strateji belgesi bizim için çok önemli. Bu konuda sayın başbakanımız da açıklama yaptı. Strateji belgesinde Sulama kooperatiflerin sıkıntılarından birisi tasdik davasıdır. Kooperatiflerin tasdiklerini bölge birlikleri, bölge birliklerinin tasdiklerini genel kurul, merkez birlikleri istediği zaman bölge birliklerine de verebiliyor. Ayrıca biz her sene genel kurul yapıyoruz, noterlere dünyanın parasını veriyoruz, o da ortadan kalkıyor. Kooperatiflerin ve bölge birliklerin yaptıklarında noter masrafları kalkacak'' dedi. SuBirDer Genel Başkanı Mehmet Ergücen ise suyun hayat olduğunu, insanın fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayan bir madde olmakla sınırlandırılamayacağının belirterek artan nüfus ve azalan tarım alanlarının yarattığı, beslenme sorunlarının dünyada 'Sulu Tarım Uygulaması' ile çözülmeye çalışıldığını söyledi. Ergücen, ''Dünyadaki tatlı su kaynaklarının yüzde 74’ ü tarımsal üretimde kullanılmaktadır. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 90'lara ulaşmaktadır. Bu denli Stratejik öneme sahip olan suyun yönetiminde söz sahibi olan biz su kullanıcı örgütlerine, büyük sorumluluk ve görevler düşmektedir. Bizler Sulama Birlikleri Derneği ve Türkiye Sulama Kooperatifleri olarak bu sorumluluğun bilincindeyiz. Türkiye nüfusunun yüzde 34’üne yani 24 milyon kişiye istihdam ve ekonomik güç sağlayan su kullanıcı örgütlerinin, uyuyan bir dev olduğunu, sosyal ve siyasal gücümüzün bilinenden daha fazla olduğunu anlatmaya çalıştık'' dedi. Talepleri Orman ve Su İşleri Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na ilettiklerini ifade eden Ergücen, ''Enerji yatırımlarına destek verilmeli, alternatif enerji üretim projeleri teşvik edilmeli, demode olmuş teknolojiler değiştirilmeli, rehabilitasyon yatırımlarına hız verilmeli, elektrikten alınan KDV 1’e çekilmeli'' dedi. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Arazi Islahı ve Sulama Daire Başkanı Ümit Bingöl ise dünyanın her yerinde sorun ve problemlerin olduğunu devlet ve millet el ele verdiğinde bu sorunların daha çabuk aşılacağının söyledi. Türkiye’deki yaklaşık 22 milyon parselin şu an sayısallaştırılmış vaziyette olduğunu belirten Bingöl, verilen destekler, kullanılan ilaç ve gübrelerin bu veri tabanında toplanan veriler sayesinde kontrol edilebilir hale geleceğini söyledi. DSİ Genel Müdürü Akif Özdaldı ise konuşmasında Türkiye’nin 25 hidrolojik havzaya ayrıldığını ve yıllık kullanılabilir su miktarının ise 112 milyar metreküp olduğunu söyledi. DSİ tarafından geliştirilen sulamalarda önceki projesiz duruma göre üretim değerinin 6 kat arttığını Gayri Safi Milli Gelirin 5,9 kat arttığına dikkati çeken Özdaldı, suyu sevk ve idaresi ile 10 ile 15 milyar TL civarında ülke ekonomisine katkı sağladığını söyledi. Özdaldı, ''Su kullanımında tarımın yüzde 73 olan payı (2023 yılına kadar) yüzde 64'e düşürmek maksadıyla 2003 yılından itibaren yapısal olan ve olmayan tedbirler almaya başladık. Sulama oranındaki yüzde 1'lik artış 2011 yılı değeriyle 198 milyon TL üretim değeri artışı, 140 milyon TL GSMZG artışı anlamına gelmektedir. Sulama randımanındaki yüzde 1'lk artış 500 milyon metreküp suyun kazanımı demektir'' dedi. Hükümetin izlediği tarım politikasını eleştiren CHP Genel başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın ise konuşmasında şunları söyledi; ''1980 yılında Türkiye’nin nüfusu 44 milyondu, bugün 75 milyonuz. 30 yılda 30 milyon nüfus artmışız. Türkiye 100 milyon olacak ve uzun süre artmayacak ve sonra yavaş yavaş nüfusunu azaltacak. Biz bugün sadece 75 milyonu doyurmayı değil orta vadede bu topraklarda yaşayacak 100 milyon insanını doyurmayı da önümüze bir plan olarak almak zorundayız. Türkiye olağan bir yılda 7 milyarlık tarımsal bir ham maddeyi ithalatı yapar. İhracatı ve kadardır bir milyar dolardır. Türkiye bir yılda dışarıya 6 milyar dolar para verip de, tarımsal ham madde satın almazsa, pamuk, mısır, soya, çeltik, almazsa bu listeyi çok uzatmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Buğday, arpa ve saman almazsa yem gıda sektörünün ihtiyacını karşılayamıyor. Bu hak mıdır'' dedi. Çiftçinin yetiştirdiği ürün para etmezse, çiftçinin satın almak olduğu ürünlere sürekli zam yapıldığını belirten Günaydın, ''2002 yılında çiftçi 24 milyon hektar işliyordu. Bugün işlenen arazi 21,5 milyon hektar. 25 bin dönünde çiftçi tarım yapmaktan vazgeçmiş. Türkiye’de üretici desteklenmiyor, vergilendiriliyor'' dedi.      

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.